Gönderen Konu: Marks Ne Demiş Oportunistler Ne Anlamış!  (Okunma sayısı 450 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3218
Marks Ne Demiş Oportunistler Ne Anlamış!
« : 08 Nisan 2018, 20:41:47 »
Marks Grundrisse de "Aynı zaman da hem ücretli emeğin korunmasını,hemde sermayenin ortadan kaldırılmasını istemek demek ki kendi içersin de çelişkili,kendi kendini çürüten bir taleptir" (Grundrisse,Birikim Yayınları,s.399) derken sermayenin kendini ancak ücretli emek üzerinden olumladığını, ücretli emeğin sermayeye içkin bir olgu olduğunu ortaya koyar.

Siyesetini ücretli emek üzerinden yapan, siyasetini ücretli emeğin kaldırılması temeline oturtmayan, onu iyileştirmekle kendini sınırlayan siyasi yapıların varacağı yer Reformizmdir.

Çelişki bir sınıf ilişkiselliği kavramıdır.
Sermayenin kendini yeniden üretmesi, ancak çelişkiyi yeniden üretebilmesi ile sınırlıdır.
Sermaye kendi varlığını, çelişki üreterek sağlar.
Bu bağlam da baktığımız da sermayenin krizleri, çelişki üretemediği durumlar da ortaya çıkar.

Biraz daha konuyu açabilmek için, sermayenin yeniden üretiminin sınırlarını çizen, onun var olmasını sağlayan çelişkinin neler olduğuna bakalım.

Marks yine Grundrisse de "Sermaye üretkenmidir,değilmidir sorusu,o halde budalaca bir sorudur.Sermayenin üretimin temelini oluşturduğu dolayısıyla da kapitalistin üretime kumanda etmek durumun da olduğu yerde,emek ancak sermaye tarafından özümsendiği oranda üretken olabilir.
(Grundrisse-Birikim Yayınları-s.398)
der.

Sermayenin üretken gücü, emeğin üretkenliğine bağlıdır.
Semaye, emeğin ürettiği kullanım değerini, artı emek zaman üzerinden değişim değerine dönüştürür.

İşte sermayenin üretken gücü budur.
Bunun için de sermayenin emeği sınıflaştırması, tahakkümü altına alması gerekir.

Eğer sermaye, yukarda belirtildiği şekil de emeği tahakküm altına alamıyor, onun ürettiği kullanım değerini artı emek zaman üzerinden değişim değerine dönüştüremiyorsa krize girer.
Yani sermaye emeği,üretken emek haline dönüştüremiyorsa, üretken emeğin yeniden üretimini sağlayamıyorsa kriz de demektir.
Bu aynı zaman da Sermayenin kendini yeniden üretemediği anlamına gelir.

Gerekli Emek zaman EMEĞİ, artık emek zaman da, SERMAYEYE  eklenen kısmı  ifade ediyorsa.
Bu ikisi arasında ki diyalektik, bu ikisi arasın da çelişkiyi ürettiği sürece krizden bahsedemeyiz.
Kriz ancak, bu ikisi arasında ki çelişkinin üretilmediği anlar da ortaya çıkar.
Demek ki sermayeyi yıkmak için, emeğin politik öznelliğine gereksinme vardır.

Marks'ın komün yenilgisinden çıkardığı sonuç oportunistlerce çarpıtılmıştır.
Komün den Marks'ın çıkardığı temel sonuç,tarihse l ve toplumsal gelişmenin yetersizliğinin komün yenilgisine yol açtığıdır
Marksın bu söylemi, daha sonra İkinci Enternasyonal döneklerince formülleştirilmiştir.

Bu formüle göre, emeğin politik gücü sermayenin toplumsal gücüyle sınırlıdır.
Sermayenin toplumsal gücünün sınırlarına dayanmadan, asla devrim yapılamaz.

İşte bu tezler, her olguyu üretici güçlerin gelişimiyle açıklamak gibi bir sakat düşünceyi Marksizm'in içine taşımıştır.
Öyle ki, Marks'ın hiç bir toplumsal formasyon içerdiği üretici güçlerin tümünü geliştirmeden yok olmaz tezi, yanlış yorumlanarak evrimciliğe savrulunmuştur.

Marksizm Ekonomizme indirgenmiş, Marks’ın en temel üretici güç İNSANDIR düşüncesi, bir tarafa bırakılmıştır.
Yine Marks'ın Komünist Manifestoda, “ kölesi tarafından beslenmesi gerekirken,kölesini bile besleyemez duruma gelen burjuvazi toplumda yönetici sınıf olamaz” tezi nedense görmezden gelinmiştir.

Bu nokta da,Ekim devrimi bu tezlerin bir yadsınması, tarihsel süreçte bir kırılma, Lenin de bu kırılmanın mimarıdır.
Lenin Emperyalizm çağın da, Kapitalizm'in içine düştüğü krizi doğru okumuş, ondan devrimci bir vazife çıkartmıştır.

Lenin, Kautsky ve diğer oportunistlerin görmek istemediği Emeğin politik öznelliğini ve onun yıkıcı rolünü görerek Ekimi gerçekleştirmiştir.
veda
« Son Düzenleme: 08 Nisan 2018, 21:44:34 Gönderen: veda »
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET