Gönderen Konu: DİSK:BURJUVA PARLAMENTO TOHUMLUĞU  (Okunma sayısı 779 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Ekim

  • İleti: 1803
DİSK:BURJUVA PARLAMENTO TOHUMLUĞU
« : 26 Nisan 2018, 21:01:45 »

Asır öncesi zamanlarda işçilere  herhangi bir sendikaya ,derneğe vs. üye olmayacaklarına dair sarı renkli yasakçı bir sözleşme imzalattırılırdı ve  işçiler tarafından da adına  SARI KÖPEK  SÖZLEŞMESİ denilirdi.

Şimdilerde böyle bir sözleşme imzalattırılmıyor  ,çünkü  var olan sendikal birlikler iktidar/ hükümet ergiyle sarı değil SAPSARI  bir sözleşmeye imza atmış durumdalar.Çünkü ,iştigal alanları sadece işçi düşmanı düzen hükümetlerinin çıkardığı yasalara ,düzenlediği politikalara uyum sağlamaktan öte değildir! Yani,tıpkı yürü yürü,kalk kalk  ayarı verilmiş sustalı maymunlar gibi!

 Adının önünde  "Devrimci" kelimesi bulunan ve bence (D)üşmüş (İ)lkesiz (S)endikalar (K)onfederasyonu olmaktan öte bir anlam taşımayan bu ciğeri beş para etmezler, her daim  protesto hareketlerinin  gazlı,joplu, plastik- gerçek mermili , kanlı-canlı  atmosferine  seyirci kalmışlar ,bu yetmemiş gibi de emekçilerle / toplumla alay edercesine adı her neyse bir greve gideceklerini belirlemişler ( genel grev sözcüğünü bile ağızlarına alamadan ) efendim yok biber gazı,yok bilmem ne diyerek eylemlerini (!) sonlandırdıklarını bir basın açıklaması yapmakla yetinmiş  ve beraberindeki kitleyi alanda öylesine bırakıp Şişli'deki saraylarına defolup gitmişlerdir.

Ve bu bağlamda size seneler önce :
Sizden artık gölgenizi dahi istemiyoruz, pılınızı pırtınızı toplayıp gidin !  İşçi sınıfına engel olmaktan başka hiçbir işe yaramadınız ! Hamaset nutukları atmakla olmuyor bu işler ... Evet gidin ve bir vekillik kaparak düzene hizmette yarışın !!!! vb. şeklinde methiyeler düzdüğümüzde nasıl da haklı olduğumuz bir kez daha ispatlandı!

2014 Yılında ,sınıf bilinçli işçilerin (Tekstil işkolunda)“12 saat çalışıyoruz. Çocuklarımıza ve ailemize zaman ayıramıyoruz. Taşeronda çalışmak istemiyoruz. Fazla bir şey değil yasalarda olan haklarımızı istiyoruz” ,  “Kreşimiz yok, hiçbir sosyal hakkımız yok. Biz sekiz saat çalışıp insanca yaşayacak ücret almak istiyoruz”şeklindeki istemlerini belirttikleri eylemde AĞALARIN SENDİKASI ( DİSK Tekstil Sendikası) :


"Sendikamızın yetkili kurullarının bilgisi dışında meydana gelen söz konusu eylemin nedeni ve amacı konusunda yeterli bilgi henüz alınamamıştır;Umuyoruz ki sağduyulu üyelerimiz, yaşanan bu olumsuz deneyimden yeterli sonucu çıkaracak ve haklarına, sendikalarına daha güçlü sarılarak, toplu iş sözleşmesinin istenilen şekilde, başarıyla sonuçlanması için güç birliğini sürdürecektir" şeklinde açıklama yaparak  NEREDE ve KİMLERİN YANINDA OLDUĞUNU AÇIKÇA GÖSTERMİŞTİ !


Çünkü KORKMUŞTU AĞALAR ;çünkü AŞAĞIDAN SINIF BİLİNÇLİ İŞÇİ GÜMBÜR GÜMBÜR GELİYORDU ve önünü kapamak gerektiğinden çıkıp salyalarını akıtmıştı işbirlikçi sendika ağaları! Otlandıkları merayı kaybetme korkusu...


https://www.youtube.com/watch?v=OkqOPaS4ht4
İşten çıkartılan çaycı kadına destek veren işçilere ,sendika yönetim(DİSK)i ve diğer işçiler tekme ve tokatlarla saldırıp şişelerin havada uçuştuğu olay )

(DISK Ve Genel – İş Yöneticilerinin Örgütlediği Saldırının Bilançosudur.
NİHAT ÖZBEY : Göğüs ve yüz kemikleri kırık...
ALİ YÜCEL : Kafasına darbe aldı... Kanama var...
UFUK IŞIK : Yüzünde kırıklar var...
OĞUZ MEŞE : Burnu kırıldı...
AHMET KAZAN : Ayaklarında kanama var...
BÜLENT ULUADA : Dişleri kırıldı...
MÜNEVVER AŞCI : Karaciğer ve böbreklerine darbe aldı...
AV. TARKAN ..... : Dudakları patladı...
AV. ÖZGÜR YILMAZ: Kafasında şişler var...
AV. SÜLEYMAN GÖKTEN: Kulağından kan geliyor...
AV. DİREN YEŞİL : Elmacık kemiklerine kalasla vuruldu...
DİRENEN İŞÇİ OYA BAYDAK ve EŞİ : Yaralı.)


İŞTE , BU UTANMAZLAR, ARLANMAZLAR KARŞILARINDA İŞÇİ DÜŞMANLARI VARMIŞCASINA İŞÇİYE SALDIRAN ,YARALAYAN MAFYATİK BİR SENDİKAL ÖRGÜTLENMENİN PATRONUDURLAR !

Sınıf sendikacılığı yaptığını söyleyen Beko ve ekibi yani sendika ağaları, hanımağaları ; emekçiler gerçek ölümle karşılaştıklarında göstermelik ortaya çıkar , göstermelik mesajlar , şeffaf sloganlar atardınız; YUKARIDA SERGİLENEN MARİFETLERİNİZDE ise İŞİ BAYAĞI İLERLETMİŞ OLARAK  MAFYAVARİ TARZDA AYAĞA SIKIYORSUNUZ ! YAPTIĞINIZ BUDUR ÇÜNKÜ BİR ADIM SONRASI ÖLÜM GELİR !


İşveren sendikalarından farkları nedir bu soytarıların ? Emekçilerin has örgütleri olduğunu söyleyenlere bakınız ! Ne zaman emekçinin yanında olup devleti ve de haliyle sermayeyi karşınıza aldınız?

Kollektivizm ruhuna sahip olmayanların, emek-sermaye  çelişkisini bilimsel sosyalizm öğretisiyle hayata geçiremeyenlerin  sınıf bilincini de taşıyamayacakları görülmüştür. 

Faşist 12 Eylül cuntası kapıları çaldığında,  bu babayiğit gözüken sendikaların işyeri temsilcileri sıraya girdiler faşist hareketin  kapılarında ; geldik ,alın bizi içeri diye !  SİZ BUSUNUZ İŞTE !...

Tek derdiniz yarın bugün nasıl olur da burjuva parlamenter düzende resmen sermaye bekçiliği yaparız onun peşinde olan ağalar , o gün de gelmiş çatmıştır. Sizden/senden öncekilerin yaptığı gibi gir şimdi burjuva parlamentoya ve BURJUVAZİNİN DÜZENİNİ SAVUN !


BEKO marka İşçi Kıyım Makinesi, sınıfı örgütlemek , düzene karşı bilinç taşımak gibi işler sana göre değil ; sen /siz ancak o meşhur kırmızı kravatlarınızla/atkı ve fularlarınızla alanlarda  arz-ı endam eder, reformist lügatler parçalarsınız!

UTANMAZ-ARLANMAZ  , burjuva yollarında daha harcayacağının dışında başta verdiğin  11.000 kağıtla aday oldun burjuva parlamentoda emekçileri sömürmek adına ! KAZ GELECEK YUMURTA ESİRGENİR mi?

SEN UTANMAZ ADAM , ŞİMDİ HANGİ YÜZLE 1 MAYIS'ta O KÜRSÜYE ÇIKACAKSIN ?
 
GÜN , O BEKO'yu O KÜRSÜDEN YAKA-PAÇA AŞAĞI ALMA ZAMANIDIR! O ; İŞÇİLERE,EMEKÇİLERE SESLENECEK ADAM DEĞİLDİR !

GÜN ;  herkesin kendi bayrağı altında toplanarak farklı sloganlarla kendi siyasetleri bağlamında varlıklarını gösterme zamanı değil; AKSİNE , Kurtuluş Yok Tek Başına ya Hep Beraber ya Hiçbirimiz   söyleminden hareketle, sadece KIZIL BAYRAKLARIMIZLA var olmanın zamanıdır!


« Son Düzenleme: 26 Nisan 2018, 21:17:03 Gönderen: Solplatform5 »
Ne yeraltında; ne yeryüzünün doruklarında kendine yer bulamayan rengarenk bir kelebek süzülüyor odama. Gelip kırmızı bir karanfilin üstüne konuyor. Direnç aşılıyor, umudu, geleceği müjdeliyor, düşlerin gerçek olacağı günleri… Gelip tam yüreğimin üstüne konuyor.