Gönderen Konu: İŞÇİ SINIFININ ANASI: Jones Ana  (Okunma sayısı 144 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Demir Karabaş

  • İleti: 194
İŞÇİ SINIFININ ANASI: Jones Ana
« : 12 Mayıs 2018, 20:47:29 »

http://dayanisma.tv/isci-sinifinin-anasi-jones-ana

Başında çiçekli şapkasıyla güler yüzlü, dimdik duruşlu, yaşlı bir kadın… Amerika Birleşik Devletlerindeki patronlar ondan korkuyor. Yargıçlar onu yargılayıp hapse atmak, polis müdürleri onu tutuklamak, valiler onu durdurmak, burjuva siyasetçiler onu susturmak istiyor. Hepsi ona “Amerika’nın en tehlikeli kadını” diyorlar.

"1880’den itibaren tümüyle işçi sınıfı hareketi içine dalmış durumdaydım. Bütün büyük sanayi merkezlerinde, işçi sınıfı isyan halindeydi. Avrupa’dan gelen büyük göç, yoksul mahallelerini kalabalıklaştırdı, ücretleri düşürdü ve Amerikan işçilerinin uğruna savaştığı yaşam standardının gerilemesi tehdidini doğurdu. Tüm ülke çapında, ekonomik kriz ve aşırı işsizlik vardı. Şehirlerde açlık, sefalet ve umutsuzluk hüküm sürüyordu. Avrupalı despotların elinde acı çekmiş olan göçmen ajitatörler, işçilere çeşitli ekonomik kurtuluş planları önermekteydi. İşçiler sadece, ekmek ve uzun çalışma saatlerinin kısaltılmasını istediler. Ajitatörler onlara görüş gücü verdi. Polis de cop.

4 Mayıs akşamı, anarşistler, daha sonra Haymarket Meydanı diye anılacak olan sefil, pis bir semtte bir miting düzenlediler. Her yerde tren rayları, izbe barlar ve yoksulların oturduğu pis apartmanlar vardı. Bir blok ötede, işçi-patron anlaşmazlıklarını halletme yöntemi olarak baskının en acımasız savunucusu, esneklikten, sağduyudan ve anlayıştan yoksun bir adam olan John Bonfield’in yönettiği Desplaines Caddesi Polis Karakolu vardı."



-Kadınlara, kadın ya da erkek haklarına değil insan haklarına inandığımı söyledim. “Ne için savaşırsanız savaşın” dedim, “ama bunu hanımefendice yapmayın. Tanrı kadını yarattı. Rockefeller hırsızlar çetesi ise hanımı yarattı. Colorado’daki şiddetli savaşta, 16 ay boyunca tam anlamıyla savaştım. Paralı askerlerin karşısına çıktım, ama, bir oy hakkı olmayan ve bir yaka iğnesinden başka bir şeyi de olmayan bu yaşlı bir kadın onlara korku verdi.

“Örgütlü işçi sınıfı, kendi kadınlarını, işkolları temelinde örgütlemelidir. Politika sanayinin uşağıdır sadece. Plütokratlar kendi kadınlarını örgütlemişlerdir. Onları, oy hakkı, içki yasağı ve hayır işleriyle oyalarlar.”