Gönderen Konu: 15-16 Haziran  (Okunma sayısı 491 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı veda

  • İleti: 2889
    • Profili Görüntüle
15-16 Haziran
« : 15 Haziran 2018, 13:12:26 »
Her 15-16 Haziran anmalarında hamasi nutuklar atarız, işçi sınıfının gücünden ve büyüklüğünden bahsederiz, ama sonrası her şey unutulur, işçi sınıfı yine bir avuç sendika bürokratının elinde per perişandır.

15-16 Haziran Ülkedeki sınıf hareketinin gidişatında bir kırılmadır.

Bu günde konuşulması gereken iki temel nokta vardır.
1)İşçi Sınıfının Partisinin varlığının ne denli önemli olduğu
2)Sınıfı örgütleme,sınıfı yönlendirme anlamında,sınıfa gidilecek araçların neler olması gerektiği.


Geçmiş yıllarda Türkiye,15-16 Haziran öngününde Metal İşçilerinin hem Türk Metal Sendikasına hem de MESS’E karşı bir direnişiyle karşı karşıya kalmıştır.

Ne yazık ki bu direnişte,ardında Metal İşçileri Birliği’nin olması nedeniyle kendiliğinden olmayan ama işçi sınıfının öncü partisinin yokluğu anlamında da kendiliğinden bir direniştir.

İlk defa işçi sınıfı kendi öz örgütüyle, kendi gücünü ortaya koyarak ve kendi geleceği ile ilgili kararını kendi insiyatifiyle alarak bu direnişi sürdürmüştür.

Bu kalkışmalar işçi sınıfının devrimci pratik eleştirel faaliyetleri içersinde çakan kıvılcımlardır.
Önemli olan bu kıvılcımları büyük bir yangına çevirecek İşçi Sınıfının öncü partisinin yaratılmasıdır.

Bu partinin kadroları, yani işçi sınıfının en kararlı ve bilinçli unsurları bu faaliyetler içersinde ortaya çıkacaktır.
Artık sınırlarına gelmiş dayanmış, yapısal,yapısal olması nedeniyle çıkışı olmayan  bir kriz içersinde olan Kapitalizmden bahsediyoruz.

Aynı zaman da bir dünya sistemi de olan Kapitalizm, tıpkı yaralı bir hayvan gibi daha da saldırganlaşmakta, dünyanın hemen her bölgesini kan deryalarına çevirmektedir.

Etnik ve mezhepsel çatışmaları körüklemekte, halklar arasına sokulan kin ve nifak tohumları sayesinde halkları biribirine düşürerek ömrünü biraz daha uzatma çabası içersine girmektedir.

Tüm dünya da işçi sınıfının bedeller ödeyerek kazandığı sosyal ve ekonomik hakları onlardan geri almak için her türlü baskı ve zoru kullanmaktadır.

Fransa da Belçikada olanlar, özellikle de Fransa da, Burjuvazinin her türlü zoru kullanarak işçi sınıfına, onun örgütlü gücüne saldırması ve bir anlamda da kölelik yasası olarakta adlandırılması gereken yeni iş yasasını,kendi meclisini bile hiçe sayarak geçirmek istemesi buna örnektir.

Politikleşmiş bir İşçi Sınıfı olmadan bu soygun ve talan düzeninden kurtulmak olası değildir.
Fransada sınıf bilinçli işçiler günlerdir Fransa sokaklarında bir tarih yazmaktadırlar.

Ne yazık ki Fransadaki sınıf hareketi şu an sendikaların önderliğinde bu direnişi göstermektedir.
Politik Önderlikten YOKSUNLUK, Fransada da kendini göstermektedir.

Elveda Proletarya diyenler, bilumum sınıf kaçkınları da görmektdirler ki, işçi sınıfının her hangi bir yerde kıpırdaması tüm dünyada deprem etkisi yaratmaktadır.

İşçi Sınıfı yerine başka devrimci dinamik aramak, bu dinamikleri işçi sınıfının yerine koymak beyhude çabanın ötesinde bir şey değildir.
« Son Düzenleme: 15 Haziran 2018, 13:16:25 Gönderen: veda »
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET