Gönderen Konu: ERKAN BAŞ MECLİS KONUŞMASI ve TAM METNİ  (Okunma sayısı 412 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Ekim

  • İleti: 1840
ERKAN BAŞ MECLİS KONUŞMASI ve TAM METNİ
« : 25 Temmuz 2018, 16:30:56 »

https://www.youtube.com/watch?v=vKgj0x2PuZo

ERKAN BAŞ:  “TELEVİZYON EKRANLARINDA GÖZÜKMEYEN MECLİS EMEKÇİLERİNİ SELAMLIYORUM”

Barış Atay’ın ardından 23. maddede Türkiye İşçi Partisi Kurucu Meclisi üyesi, HDP İstanbul Milletvekili Erkan Baş konuştu. Baş konuşmasına Meclis emekçilerini selamlayarak başladı.

Erkan Baş’ın konuşmasının tamamı şöyle:


“Meclis kürsüsünden yaptığım bu ilk konuşmada herkesten önce bu salon içinde ve televizyon ekranlarında görünmeyen ama meclis çalışmalarının bizden çok daha fazla yükünü çeken tüm meclis çalışanlarını, işçilerini, emekçilerini selamlayarak başlamak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, maalesef meclise de açık biçimde yansıyan bu Türkiye gerçeği ile başlamak durumunda kaldım.

Dikkat edin,burada 2’si tutuklu 600 milletvekili var öğrenebildiğime göre TBMM bünyesinde yaklaşık 6000 kişi çalışıyor. Bu 6 bin kişi gazetelerde, televizyonlarda görülmediği gibi bizlerin de çok ama çok az gündemine giriyor.

Bu aslında Türkiye gerçeği..

Türkiye’de milyonlarca insan sadece emeğini, alınterini satarak evini geçindirmeye, çoluğunu çocuğunu yaşatmaya çalışıyor.

Ülke nüfusunun büyük bir çoğunluğunu oluşturan işçilerin, emekçilerin tüm üretkenliklerine ve yaratıcı güçlerine rağmen en az konuşulan toplumsal kesim olması herhalde bir tesadüf değildir.

Arkadaşlar, ülkemizde milyonlarca insan bir gün çalışmasa ertesi gün aç kalma, evsiz kalma riskiyle karşı karşıya..

Tersinden bu milyonlarca insan bir tek gün karar verip, örgütlü bir şekilde çalışmasa, Türkiye’de tüm yaşamı durdurma gücüne sahip.

Hani sürekli iktidar övünüyor ya “Şunu yaptık bunu yaptık” diye, aslında onların hepsini yapan işçiler ve emekçiler ama kimsenin aklına bu işçilerin adını anmak bile gelmiyor.

Tüm Türkiye işçi sınıfını, emekçi halklarımızı saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar,

Şimdi muhtemelen pek çok kişi, “Bunun görüşmekte olduğumuz kanun teklifiyle ne ilgisi var?” diye soracak.

Çok ilgisi var!

“KOMÜNİSTLERİN TEK BİR AMACI VAR: MİLYONLARCA İNSANIN KURTULUŞ MÜCADELESİNİ SÜRDÜRMEK”

Açık söyleyeyim, burada ve televizyonları başında izleyen pek çok insanın “Komünist işte! Ne olacak bildiği tek bir şey var, işçiler-emekçiler deyip duruyor” diye düşündüğünü de tahmin ediyorum.

Doğrudur, yıllardır aksini anlatmaya çalışmanıza, toplumun geniş kesimlerini komünistlere ve sosyalizme değişik biçimlerde düşmanlaştırmaya çalışmanıza rağmen aslında sizler de benim gibi komünistlerin, devrimcilerin, sosyalistlerin tek bir amacı olduğunu, işçilerin emekçilerin, yoksulların kısaca emeği ile geçinen milyonlarca insanın kurtuluş mücadelesini sürdürdüğünü biliyorsunuz.

Değerli arkadaşlar, bugün burada tartıştığımız düzenleme kamuoyunda haklı biçimde “OHAL’in kalıcılaştırılması” olarak adlandırılıyor ve biz de aynen böyle düşünüyoruz.

Sözde OHAL kalkıyor ama OHAL döneminin uygulamaları olağan dönemin uygulaması haline getiriliyor.

Bu durumda basit bir mantık yürütüp konuyu şöyle ele almak mümkün. Geride kalan 2 yıllık OHAL dönemine bakacağız, Türkiye önümüzdeki dönemde böyle bir ülke olsun istiyorsak bu düzenlemeye onay vereceğiz, yok geride kalan 2 yıl gibi olmasın diyorsak, bu düzenlemeye karşı çıkacağız.

O zaman tekrar başa dönelim, ve “Geride kalan 2 yıl içinde ne oldu?” sorusunu soralım.

Tabii herkes kendi durduğu yerden soruyor ve cevap veriyor, ben yine burada pek yapılmayan bir şeyi yapayım ve geride kalan 2 yılda Türkiye’nin işçileri, emekçileri nasıl bir Türkiye’de yaşadılar buna ilişkin birtakım önemli verileri paylaşayım.

 ” OHAL’LE BİRLİKTE İŞ CİNAYETLERİ YÜZDE 10 ARTTI”

OHAL ile ilgili birçok şey söylenebilir. Ancak işçiler açısından OHAL’le beraber iş cinayetlerinin yüzde 10 artması her şeyi özetliyor.

OHAL’li 24 ayın verileri henüz netleşmedi fakat OHAL ile geçen 22 ayda hesaplamalarımıza göre 3626 işçinin yaşamını yitirmesi gerçeği tüm yaşananları özetliyor…

OHAL bahane edilerek birçok sendikal faaliyet ve işçi eylemi yasaklandı veya engellendi.

OHAL öncesi yıllarda toplam sekiz grev ertelenmişken, sadece iki yıllık OHAL uygulaması boyunca 7 büyük grev milli güvenlik, genel sağlık ve finansal istikrarı bozucu olduğu gerekçesiyle ertelendi, yasaklandı.

155 bin işçi erteleme ve yasaklamadan etkilendi ve grev hakkını kullanamadı.

Hatta, Türkiye’de en az 100 bin kişinin evsiz, sokakta yaşamak zorunda olduğu bilinirken, kendine Saray’ı mesken edinmiş AKP Genel Başkanı, yabancı yatırımcılara “OHAL’i biz iş dünyamız daha rahat çalışsın diye yapıyoruz. Grev tehdidi olan yere biz OHAL’den istifade ederek anında müdahale ediyoruz” ifadelerini kullanabildi.

Demek ki arkadaşlar mesela basit, OHAL başka pek çok rezaletin yanı sıra en fazla bu ülkenin işçilerini daha kolay ve daha ağır biçimde sömürebilmektir.

OHAL patronların, zenginlerin, para babalarının çıkarına olabilir ama yoksulların ve emekçi halklarımızın aleyhinedir.

Şimdi sevgili arkadaşlar aslında soru ve yanıt basit; Çok somut olarak, Türkiye önümüzdeki dönemde böyle olsun, hatta “Bu rezil tablo katlanarak devam etsin” diyorsanız bu düzenlemeleri onaylayacaksınız, “Yok hayır ” diyorsanız bizimle birlikte davranacaksınız.

 “ÇAĞRIMIZ BU ÜLKENİN GERÇEK SAHİPLERİNEDİR”

Sözlerimi bitirirken iktidar vekillerine seslenmek istemiyorum.

Burada 2 gündür saatlerce tartıştık, çeşit çeşit anlatmaya çalıştık ama bir kez daha olmayacağını gördük.

Duymak, dinlemek bile istemeyenlerin anlamak istemeyenlerin anlaması mümkün değil, artık sanıyorum bu düzenleme Meclis’ten geçecek.

Bu nedenle ben bitirirken bu ülkenin gerçek sahiplerine, yaratan, üreten insanlarımıza seslenmek istiyorum.

İşçiler, emekçiler, yoksullar, alınteriyle yaşayan tüm onurlu-namuslu insanlar, kardeşler; çağrımız sizedir.

Bugün Türkiye’de iktidar sahiplerinin bu ülkenin geleceğini, aydınlık geleceğini, eşit-özgür yaşayacağımız, barış içinde kardeşçe yaşayacağımız bir Türkiye kurmak gibi bir dertleri yok, aksine bunu engellemek için OHAL’i kalıcılaştırmak istiyorlar.

Kardeşler, emekçiler size sesleniyoruz, bu yasal düzenleme bizleri teslim almak istiyor teslim olmayalım, hepimizin hakettiği hayallerimizdeki Türkiye’ye birlikte güzel bir geleceğe yürüyelim.

Hayallerimizdeki Türkiye hepimizin ortak mücadelesiyle kurulacak.”


« Son Düzenleme: 25 Temmuz 2018, 17:03:40 Gönderen: Solplatform5 »
Ne yeraltında; ne yeryüzünün doruklarında kendine yer bulamayan rengarenk bir kelebek süzülüyor odama. Gelip kırmızı bir karanfilin üstüne konuyor. Direnç aşılıyor, umudu, geleceği müjdeliyor, düşlerin gerçek olacağı günleri… Gelip tam yüreğimin üstüne konuyor.