Gönderen Konu: YİNE ERKAN BAŞ VE BARIŞ ATAY KONUSU!  (Okunma sayısı 532 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3218
YİNE ERKAN BAŞ VE BARIŞ ATAY KONUSU!
« : 10 Ağustos 2018, 23:41:48 »
“Ayrıca son zamanlarda, bazı milletvekili arkadaşlarımızın HDP'den ayrılıp kendi siyasi geleneklerinde çalışmalarına devam edeceklerini okuyoruz. Doğrusu, bu arkadaşlarla adaylık döneminde ne konuşulduğunu bilmiyoruz ama bize göre tüm milletvekili arkadaşlarımız HDP'yi kendi öz partileri olarak görmeli ve HDP'yi büyütmenin arayışı içinde olmalıdır. Kimse HDP'de kendini misafir olarak görmemeli, herkes HDP'nin tam da içinde ve sahibi olarak bulunduklarını idrak etmelidir. HDP yönetimi de bütün farklılıkların yönetimde etkili bir şekilde söz, karar ve eylem gücüne sahip olmasının önünü açmalı, en demokratik katılım ve temsiliyete imkan sağlamalıdır. Bileşen ve bileşen hukuku yerine, HDP'li kimliği ve HDP'li kurumsallığı giderek daha ciddiyetle tartışılmalı ve yerli yerine oturtulmalıdır.”(Selahattin Demirtaş)

Erkan Baş ve Barış Atay’ın HDP de ne kadar kalacakları konusuna Sn Demirtaş da değinmeden geçmemiş.
Ancak bize göre son derece yanlış değerlendirmeler.

Komünistler’in öz partileri ancak kendi PARTİLERİ, Komünist partilerdir.
İşçi Sınıfının öncü müfrezesi, işçi sınıfının siyasi erk mücadelesi veren ve erki Burjuvaziden alarak iktidarın sınıfsal el değiştirişini sağlamak isteyen  KOMÜNİST PARTİSİ , bu bağlamda İKTİDAR PERSPEKTİFİNE sahiptir.

Sn Demirtaş HDP’den milletvekili seçilen arkadaşları HDP ye İLTİHAK  etmeye davet ediyor.
Tıpkı diğerleri gibi,işçi sınıfının bağımsız sınıf siyasetinden vazgeçmelerini, ideolojik ve örgütsel bağımsızlıklarını yitirmelerini ve Kürt hareketinin kuyruğuna takılmalarını istiyor.

HDP bir Komünist Parti değildir!
HDP olsa olsa kitlesel bir sol parti olarak görülebilir ancak gelinen bu aşamada bu özelliğini de yitirmiş, siyasetini Kürt hareketi üzerine oturtarak ,Kürt hareketinin siyasal temsilcisi konumuna gelmiştir.

Kürt Hareketi ile KOMÜNİST  Hareketin hedefleri ve programları farklıdır.
Komünist Hareket , siyasi iktidarın sınıfsal el değiştirişini programlıyarak, bir soygun ve talan düzeni olan KAPİTALİZMİN  ideolojik,siyasal ve ekonomik olarak ortadan kaldırılmasını hedefler.

Oysa Kürt Hareketi’nin böyle bir programı ve hedefi yoktur.
Onların programı ve buna bağlı olarak hedefleri, Kapitalizmi reforme etmeye ve sömürüsünü sınırlamaya yöneliktir.
Onların Kapitalizmi YIKMAK gibi bir HEDEFLERİ yoktur.

Böyle olması Komünist Hareket’in Kürt Hareketi ile İTTİFAK yapmasına engel değildir.
Tabiki bu ittifak ilkeli bir İTTİFAK olmalıdır.

Bu İTTİFAK bir İLTİHAK olmamalıdır.
Erkan Baş ve Barış Atay’ın yaptığıda budur.

En baştan kendilerinin Türkiye İşçi Partili olduklarını ve gerek seçim öncesi gerekse seçim sonrası mecliste kendi programları doğrultusunda çalışacaklarını ama HDP ile de İTTİFAKLARINI sürdüreceklerini belirterek bu koşullarda HDP den gelen adaylık teklifini kabul etmişlerdir.

Katlırsınız,katılmazsınız ama bu arkadaşlar kendilerini KOMÜNİST, mensubu olduğu partilerini de Komünist Parti olarak görmektedirler.
Hal böyle olunca hedefleri ve programı farklı bir partiyi ÖZ PARTİLERİ gibi GÖRMELERİNİ onlardan isteyemeyiz.
veda
 
« Son Düzenleme: 10 Ağustos 2018, 23:48:37 Gönderen: veda »
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimdışı Antares

  • İleti: 103
Ynt: YİNE ERKAN BAŞ VE BARIŞ ATAY KONUSU!
« Yanıtla #1 : 16 Ağustos 2018, 01:07:39 »
      Şimdi burada çok soru var. Esasen son 20 yıl içerisinde - gelişen dinamiklerin tezahürü mü desek yoksa sınıftan bağımsız yapılan politikaların mutlak sonucu olarak mı görsek bilemiyorum - sebep her ne olursa olsun , sonuç ortada : Kürt hareketi kendisini sosyalistlerin ''abisi''  olarak ilan etti. Bunun belirtileri zaten son 15 - 20 yıldır hissediliyordu. Ve pek tabi ki sosyalistlerin Kürt Hareketi nin siyasi öznesini uygun bir hareket alanı olarak görmesi , ilk başta ne kadar meşru ve doğru gibi görünse de , sınıfsal temele dayanmaması sonucu her daim savrulmaya hazır ve kaygan bu zeminde siyaset yapması yanlıştı , saçmaydı. Belli başlı epik kalkışmalar dışında ( rojava komünleri , kobane  gibi) ne bir sınıfsal dayanağı ne de burjuva cumhuriyete herhangi bir sınıfsal tehdit oluşturmayan kürt hareketi sosyalist solu ehlileştirdi. Kapitalizmin sınırları içerisine çekti.

    Burjuva siyaseti artık üç temel ayaktan oluşur oldu : İktidardaki muhafazakar liberal islami hareket , muhalefetteki ulusal kemalist hareket ve tüm radikalleri içinde barındıran ehlileştirilmiş bir kürt hareketi. Sosyalist sol ikiye ayrıldı. Bir taraf yurtseverlik vatanerverlik ve anti emperyalizm diye diye chp ye saplandı ve düzen içine geçti. Diğer kesim ise enternasyonalizm ve ''ulusların kendi kaderini tayin etme hakkı'' bahanesi ile kürt hareketine entegre oldu. Ve sosyalizm ortada kaldı. Unutuldu. Unutturuldu. Artık siyaset dünyamız üç şıktan ibaret : itiraz etmeyin ve seçin birini. Bize söylenen bu. Ne diyeyim emeği geçen herkesin allah belasını versin. Canınız cehenneme.



Anladım vatansızlıktır bir şaire yakışan.