Gönderen Konu: CAN SOYER; TİP PROGRAM TASLAĞI ÜZERİNE!  (Okunma sayısı 242 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 2925
CAN SOYER; TİP PROGRAM TASLAĞI ÜZERİNE!
« : 11 Eylül 2018, 18:58:48 »
İleri Haber de TİP Kurucu Meclis Üyesi Can Soyer, komuoyuna açtıkları program taslağı ile ilgili sorulan sorulara yanıt vermiş.
Söyleşi iki ana noktada düğümleniyor!

Bunlardan birincisi, "Türkiye'nin Devrimi HALKÇI Bir Karekter Taşıyacaktır" başlığı ile Program Taslağında yer alan konu, bir diğeri ise DEVRİMCİ CUMHURİYET konusu!

Tek tek bunları ele alırsak; Türkiyedeki Devrimin HALKÇI bir Karekter taşıyacağı savı, bize göre son derece yanlış, Devrimi, asıl karekterini belirleyen SINIFLARDAN Bağımsız ele alan, bize göre söylemde olmasa da, gizliden SINIFA olan güvensizliği bünyesinde taşıyan bir bakışı yansıtıyor.

Çağımız Lenin'in bir asır öncesinden saptadığı PROLETER DEVRİMLER ÇAĞININ devamı ise, Türkiyeye özgündür diyerek buna HALKÇILIĞI bulaştırmak, Devrimi sulandırmaktan öte bir işe yaramaz.

Halk gibi sınıftan kaçışın önünü açan, sınıflardan bağımsız FLU bir kavramı ortaya sürmek, bize göre Kemalizm'den sola miras kalan, sınıf işbirliğini ve sınıf uzlaşmacılığını savunan bir düşünceyi savunmaktır.

İMYİYAZSIZ,SINIFSIZ,KAYNAŞMIŞ BİR KİTLEYİZ= HALKÇILIK (Kemalizm'in altı okundan birisi)

Bir Devrime KAREKTERİNİ veren onun ardındaki, ona öncülük eden, gerek ideolojik, gerekse fiili ya da her ikisi birden, SINIFLARDIR.
Proleter Devrimler saf İŞÇİ devrimleri olacak diye bir kayıt, bir kural yoktur.

İşçi Sınıfı nın çeşitli toplum kesimleri ile ittifak içersinde siyasi erki iktidardaki sınıftan alarak, kendi sınıf egemenliğini kurması, bu DEVRİMİN, Halkçı bir karekter taşıdığı anlamına gelmez.
Bugüne kadar ki tüm Devrimler bu mantıkla HALKÇI bir karektere sahiptir

Devrimci Cumhuriyet konusuna gelince; Önce Cumhuriyet'in bir Egemenlik Biçimi olduğu konusunda anlaşmamız gerekmektedir.
Egemenlik Biçimleri toplumdaki sınıflardan bağımsız olmadığına göre ve çağımızda tek devrimci sınıf İŞÇİ SINIFI olduğuna göre bu Cumhuriyet İşçi Sınıfının egemenlik biçimi olan SOSYALİST CUMHURİYETTİR.
 
İşçi Sınıfı'nın kendi egemenliğini, sınıf egemenliğini kurması için, iktidardaki sınıfı al aşağı etmesi, ondan siyasi erki alması gerekir.
Bunun adıda SOSYALİST DEVRİMDİR!

Bu arkadaşlar içinse Devrimci Cumhuriyet, kendi ifadeleriyle Saray Rejiminin yıkılması sonrası ortaya çıkacak olan  bir Egemenlik Biçimi olacaktır.

"Devrimci Cumhuriyet perspektifi, bir anlamıyla Saray Rejimi’nin yıkılışına dair bir öngörü ve planı, deyim yerindeyse Saray iktidarının yıkılışının senaryosunu ifade ediyor. Saray Rejimi’nin yıkılışını sosyalizmin mi yoksa başka bir şeyin mi takip edeceği, mücadelenin ve toplumsal süreçlerin seyrine bağlı elbette.
Sosyalistler ise, Saray Rejimi’nin yıkılışını sosyalizmin izlemesi için tüm güçlerini ortaya koyarlar, koyacaklar da; ancak bu mümkün olmazsa da halkın çıkarlarını ve kazanımlarını koruyup sosyalizm için kavgaya devam edecekler." (Can Soyer)


Saray Rejimi dediğimiz zaman bizim anladığımız bu kavramın mevcut sistemden bağımsız olmadığı gerçeğidir.
Saray Rejimine karşı mücadele sadece AKP nin değil, iktidardaki sınıfında al aşağı edileceği bir mücadeleyi kapsamalıdır.

Ama bu arkadaşlar ısrarla bunun bir Sosyalist Devrim olmadığını, Devrimci Cumhuriyet sonrası Sosyalizmin gelip,gelmeyeceğinin sonrası mücadele ile belli olacağını ifade ediyorlar.

"Yani Saray Rejimi hangi siyasal mücadele kulvarıyla, hangi toplumsal kesimlerin mücadelesiyle yıkılacaktır; Saray Rejimi’nin yıkıldığı ancak sosyalizme geçişin mümkün olmadığı koşullarda ne yapılacak, nereye yüklenilecek, hangi kazanımlara dayanılacaktır; Türkiye’nin Saray Rejimi sonrası dönemine sosyalistler nasıl girecek, hangi güçlere dayanacaktır?" (Can Soyer)

Burada aslında, her ne kadar yok denilsede, gizliden AŞAMALI BİR DEVRİM STRATEJİSİNİN savunusu var.
Aslında burada dikkatle baktığımızda Sol  Liberalizm'in de ayak izlerini görebiliyoruz.

Fransa da Melenchon, İngilterede Corby, Amerikada Sanders, İspanya da Podemos.

"Ya da Devrimci Cumhuriyet mücadelesinde sermayenin ve devletin herhangi bir kesimiyle ilişkiyi reddetmek; dahası Devrimci Cumhuriyet mücadelesiyle Saray Rejimi’nin ortağı durumundaki sermaye sınıfına karşı da mücadele etmek; Saray Rejimi’nin yıkıldığı koşullarda sermaye sınıfının kendisini aklamasına izin vermemek sözleri de böylesi kırmızı çizgilerimizden." (Can Soyer)

Can Soyer'in buradaki söylemiyle, yukardaki söylemleri biribiri ile çelişiyor.
Soralım Can Soyer'e Saray Rejimi yıkıldığın da, İktidardaki Sınıfta beraberinde yıkılıyor mu?
Bu iktidardaki sınıf, Saray Rejimi'nin ortağımı yoksa ardındaki güç mü?

Sermaye Sınıfı iktidarda olacak ama ülkede "Devrimci" Cumhuriyet olacak ve sen iktidardaki sınıfın kendisini aklamasına izin vermeyeceksin?
Siyasi Erki onun elinden almadan,onu her türlü ideolojik,ekonomik ve siyasal olarak mülksüzleştirmeden bunu nasıl yapacaksın?
Bunları yaptığında da zaten bunun adı SOSYALİST DEVRİM oluyor.

Yoksa şunu mu dile getiriyorsunuz; İşçi Sınıfı, bugünkü verili koşullarda iktidarı almaya ve onu götürmeye, bilinç ve örgütlenme düzeyi açısından yetersiz, o nedenle diğer muhalif toplumsal kesimlerle birlikte KURUCU MECLİS  çatısı altında, ortak bir geçiş programı çerçevesinde DEVRİMCİ BİR CUMHURİYET!

Böyle bir durum olsa bile ki bu durumda İKİLİ İKTİDAR için sizlerin merkezi iktidara karşı kendi iktidarınızın erk odaklarını oluşturmanız gerekir ki, işçi sınıfının bilinç ve örgütlenme düzeyi iktidarı almaya ve götürmeye elverişli olduğunda sizde TÜM İKTİDAR SOVYETLERE diyebilesiniz!

veda
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET