Gönderen Konu: VAHİY mi GELDİ YIKIN DİYE!  (Okunma sayısı 214 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Ekim

  • İleti: 1832
VAHİY mi GELDİ YIKIN DİYE!
« : 04 Ekim 2018, 18:30:37 »

Sabah namazından bir saat önce cami yıkılıyor dindar nesil yetiştirmeye ant içmişlerin ülkesinde!( https://www.birgun.net/haber-detay/akp-li-uskudar-belediye-si-hem-camiyi-yikti-hem-de-esyalari-gasp-etti-232454.html)

Ahali bir geldi namaza cami yerinde yok! Acaba dediler taşıdılar mı ? Öyle ya ,artık taşınmaktan helak olan bir Süleyman Şahları olduğunu biliyoruz !Olmaz diye bir şey yok  çünkü bu ülkede!

Ama baktılar ki , nakliye aracı vs. yok  ,demek taşınma yok dediler. Başlarını bir kaldırdılar ki etraf polisten kaynıyor ,iş makineleri gırla ,gaz,jop ...! Meğer ,camiyi yıkmışlar !

Gezi sürecinde camilere ayakkabılarla girildiği söylemi gökleri çınlatırken , bugün iş makineleri camilere yıkım için sokulmuş   ve tamamen "duygusal"  nedenlerle çıt yok !

Bir taraftan her yere camiler kondur ,diğer taraftan yık! Ama RANT var!

EKONOMİK ve SİYASİ RANTLAR, NEYİ GEREKTİRİYORSA ORTALIĞI DÜMDÜZ EDERİZ DİYOR İKTİDAR SAHİPLERİ!

DİYORLAR ki : DİN TEMELLİ SİYASET NEYİ GEREKTİRİYORSA ONU YAPARIZ ,İŞİN İÇİNE PARA GİRİNCE VAHİY de İNDİRİRİZ!

Camiler Haftası'nın anlam ve önemini belirtmek için camiler yıkılıyor!

Ne olacak şimdi Allah'ın  evini yıktılar ! Millet de, Camiler Haftası diye işgüzar belediyelerin ücretsiz olarak düzenlediği cami ,medrese vs.gezilerine katılıp  hamdü senalar içinde iktidar sahiplerine kandilli temannalarda bulunuyor !

AKP Genel Bşk. bugün konuşuyor söz konusu hafta etkinliğinde: 140.000 kişilik orduyla -din görevlileri- biz neden hala istediğimiz kıvama getiremedik bu ülkeyi ,demek ki daha çok çalışmamız gerek !

Bu durum karşısında yandaşların tutumu ne olacaktır ? Kocaman bir HİÇ !  Çünkü o CAMİNİN kaderidir bu değil mi? Birey olamadıkları için özgür olmadıklarından, nasıl ki ,yoksulların korunmasını emreden ama oluş sebeplerini görmezlikten gelerek canlı yaşamını kadere bağlayan bir dini öğretiyi sorgulamıyorlarsa  bu olayı da tamamen DUYGUSAL  nedenlerle sorgulamayacaklardır !

Şunu iyi bilin YANDAŞLAR , DİN ile SERMAYE her zaman iç içe olmuştur! Kiliseler ,camiler vb. her daim sermayenin yanında olmuştur.Dini ,sadece kalın bir örtü olarak kullanırlar ; öte dünyaları için yaşadıklarını  söylerken sermaye-mal birikimlerine bakın bakalım ne haldedir bu taraf; hani kefenin cebi yoktu! Yaşanan bir örnekle bu olguyu somutlayalım:

2015 yılında ,İstanbul Müftülüğü, cuma günü camiilerde okunması için bir hutbe hazırladı. Hutbede iş cinayetlerini önlemek için alınacak tedbirlerde ölçülü olunması gerekir deniyordu: “Bu husustaki aşırılık Yüce Allah’a güveni sarsan bir davranış haline dönüşür.” Bunu ne demek olduğunu açıklayacak halimiz yok! Her şey son derece açık ! İşverenin ,işçinin sağlıklı şartlarda çalışması için maliyeti arttırmasına gerek yoktur sonra karlarına kar katamaz ! İşçinin ölümü onlara bedavaya gelir  !

Devam edin karanlıklara bakmaya , karanlık dönüp de sizlere bakmaya başladığında görürsünüz devlet-sermaye-din üçlüsünün nasıl bir canavar olduğunu ! Öyle bir canavar ki ,her türlü yozlaşma ve çürüme ile içsellleşmiş, PARAyı TANRIlaştırmış ve zulmünü tüm canlılar üstünde sınamakta! 

Sınıflı toplumlar tarihi boyunca ,egemenlerin dini kullanmaları ve bunun üzerinden politikalar üretmeleri sonucu işçi sınıfıyla olan savaşlarında din sömürü sisteminde çok etkin bir argüman haline getirilmiştir.

Emperyalist kapitalist sistem ,akıl ve bilim karşısında , din ve metafizik öğretilerle donattığı umutsuzluklarla sarmalanmış ,sahipsiz kalmış işçi sınıfını ruhlarla bir araya getirerek sömürüsünü devam ettiriyor!

Burjuvazi ,tüm toplumsal yaşamın tanrısal bir iradeyle belirlendiğini ve bunun da değiştirilemez bir kader olduğunu kullanarak işsizliğin ,açlığın ,yoksulluğun üstünü örtmekte . Bir çok ülkede ulusal kimliğin dinsel ögelerle soslanması boşuna değil; özellikle emekçilerin  "huzur,rahatlık ve teselli" için dine sarılmaları  ,ondan medet ummaları akıl dışı yöntemleri bilimsel tahlillerin  yerine koymaları burjuvazinin işini her daim kolaylaştırır. Yani onlar ,Ağustos'sa balta kesmez buz olur gibi durumlar yaşamazlar !

Faiz haramdır diye hutbelerde vaazlar veren ,verdirten Diyanet'in faiz gelirini biz değil kendi kurumları olan Sayıştay raporları söylüyor: 2015 /197 bin TL , 2016 / 255 bin 881 lira 37 kuruş, 2017 / 256 bin 806 lira 46 kuruş ! Kapitaliniz olmadığı için faize maize para bağlayamazsınız , bu nedenle de üzülmeyin ;ZATEN FAİZ HARAM ! Tercümesi budur !

Şimdi , gerilere gidelim ve bakalım Menderes hazretleri kaç cami yıkmış! Sadece İstanbul'da 54 tane ! Ne demiş : Yol yapıyoruz!( Vahiy gelmişti  - öyle ya durumdan vazife çıkartmaksa gelen vahiyler-) Devamında da : “Taşlarını numaralayıp, Burgaz adasına götürüp, camiyi aynen orada kuracağız”  ! Sonra n'olmuş ? Taşları yükledikleri mavna Marmara’da çıkan fırtınada batmış !

Gücünü devlet ve insan üretimi olan dinden alan kapitalizm, yanlışların doğru biçimde algılanmasını ,insanların umutsuzluğunu,çaresizliğini de kullanarak  - dizginlenemez biçimde sömürüsünü sürdürüyor.

Kapitalizm hiç bir teolojiyi yok saymaz; hepsi kabulüdür! Çünkü FAYDACIDIR ! Bakın bakalım DOLARLARINIZIN üstünde ne yazıyor:  IN GOD WE TRUST ! Yani , biz Tanrı'ya güveniriz. Baronların elinde olan tüm dini öğretilerin sponsorluğunu yapan durumuna düşen emekçilere , kapitalizmin nasıl uşaklığını yaptıkları anlatılarak doğrulara kavuşması ,yani din ile sarmaş dolaş olmuş olan  bu sistemin karşısında yer almalarının sağlanması en ivedi görevlerimizden biridir!

Paylaşımcılığın olmadığı kapitalizmin , aç ve yoksullar isyana gitmesin düşüncesiyle ,etrafa "yardım ellerini" uzatması sistemin devamını sağlayan kriterlere yardımcı olmaktan öteye geçeyen bir hareket tarzıdır!

Din uyutup ,devlet  döverken KAPİTALİZM de kazanır !

« Son Düzenleme: 04 Ekim 2018, 18:32:19 Gönderen: Solplatform5 »
Ne yeraltında; ne yeryüzünün doruklarında kendine yer bulamayan rengarenk bir kelebek süzülüyor odama. Gelip kırmızı bir karanfilin üstüne konuyor. Direnç aşılıyor, umudu, geleceği müjdeliyor, düşlerin gerçek olacağı günleri… Gelip tam yüreğimin üstüne konuyor.