Gönderen Konu: NABİ YAĞCI YENİDEN PARLATILIYOR, DİKKAT!!!  (Okunma sayısı 287 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3153
NABİ YAĞCI YENİDEN PARLATILIYOR, DİKKAT!!!
« : 26 Kasım 2018, 20:43:49 »
Yalçın Ergündoğan, Artı Gerçekte "Sivil itaatsizlikle halkın rızasını kazanma başarısı…" başlıklı bir yazı paylaşmış.
https://www.artigercek.com/yazarlar/yalcin_ergundogan/sivil-itaatsizlikle-halkin-rizasini-kazanma-basarisi?fbclid=
IwAR3uUcK7h4slII-rdiLZDb970akwSv0nxaAmqAkdDIObNtglRvkGD-dZw7A

Yazısında ele aldığı örnek ise içler acısı!
Bula bula 16 Kasım da Nabi Yağcı ve Nihat Sargın'nın yurda dönmesini ve legal TBKP oluşumunu gerçekleştirerek, 141 ,142 ve 163 cü maddelerin kalkmasını sağlamalarını göstermiş.

Oysa o dönem Özal'ın başta olduğu, tüm gümrük duvarlarının açılarak, yabancı sermayenin girişine imkan tanındığı, Avrupa Birliğine giriş için tüm olanakların seferber edildiği bir dönemdir.

Bu dönemde Özal'ın yanında olanlar LİBERALLERDİR.
İkinci Cumhuriyetin başlangıç dönemidir.
O nedenle bu yasaların kalkmasını tek başına , Nabiler'e ve sivil itaatsizliğe bağlamak bir başarı göstergesi değildir.

AB ye girmek için o dönemde en azından AB ülkelerinin kendi ülkelerinde uyguladığı Demokrasi Kıstaslarının, başvuran üyelerde aranması söz konusudur.

Evet 16 Kasım önemli bir tarihtir ama bu tarih  yazarın dediğinin aksine bizler için KAPKARA bir tarihin başlangıcı, TKP nin LİKİDASYONUNA karar verildiği ve bu konuda adım atıldığı bir tarihtir.

Yazar bununla da yetinmemiş ve Nabi Yağcıyı aklamak için onun yazdığı kitaptan bir takım alıntılar yapmış.
Neymiş efendim; Nabi Yağcı uzun bir sorgulama döneminden sonra "KOMÜNİST" OLDUĞUNUN FARKINA VARMIŞ.

Daha öncede yazdık, Nabi Yağcı birilerince yeniden gündeme getiriliyor, hazırlanıyor,cilalanıyor!
Nabi Yağcı’nın kimlerle EL ELE ÖZGÜRLÜĞE doğru koştuğunu anlayabilmek için için onun daha önce yazdığı yazılara karşı paylaştığımız yazımızı yeniden sizlerle paylaşıyoruz.
XXXXXXXXXXXXXXXXXXX



80 Öncesi TKP’nin eski genel sekreteri Nabi Yağcı “EL ELE ÖZGÜRLÜĞE” diye bir kitap çıkarmış.
Aslında bu kitabı alıp okumak gerekiyor.
Bizlerin bu kitapta bahsedilen ÖZGÜRLÜĞÜN ne menem bir şey olduğu ile ilgili iki çift söz söyleme hakkımız var.

Liberal Virüsün yayılımında kullanılan en etkili kavramlardan biride  ÖZGÜRLÜK kavramı.
Bu yolla Liberal Virüs, yığınların ÖZGÜRLÜĞE duydukları özlemi istismar ederek, sol kesimde dahil en geniş kitleye yayılıyor.
Kitabı henüz okumadım ama merak ettiğim bu el ele vererek varacağımız ÖZGÜRLÜK yolunda kimlerle  el ele tutuşacağız.

Tabi Özgürlük kavramını, SINIFSAL bağlamından kopartır, soyut,sınıflardan bağımsız bir ÖZGÜRLÜK ten bahsederseniz HERKESE ÖZGÜRLÜK sloganı altında “ÖZGÜRLÜK” yolunda EL ELE  yürürsünüz!

İşin asıl  ilgilenilmesi gereken yönü Nabi Yağcı’ın böyle aniden kendini ortaya koyması.
Gerçi daha öncede yazmıştık, birileri tarafından Nabi Yağcı’nın yeniden parlatılmak istendiğini.

AKP hükümeti, kullanım tarihleri geçtiği için  Liberal Zevat dan hiç kimseyi siyaset sahnesinde bırakmadı, kimini zindanlara attı, kimi ülkeyi terk etti.

Sonuçta AKP  hizmette bir kusur etmesede , AKP’nin politikalarından rahatsız  sermayenin bir kesimi , Liberal boşluğu doldurmak için Nabi Yağcı’nın ardında yer  alabilir.
Geçmişte YDH ni hepimiz biliyoruz.

Sermaye , geldiği bu evrede, daha totaliter daha baskıcı egemenlik biçimlerine ihtiyaç duyduğu  için  artık Liberallere bir gereksinmesi kalmadığı  görüntüsü çizsede,  mevcut ekonomik kriz ve yığınlar üzerinde uygulanan  baskı ve zor politikalarına karşı yığınlarda birikmeye başlayan öfkeyi düzen sınırlarında tutabilmesi için, her zaman özgürlük,eşitlik ve adalet gibi, sınıfsal içeriği boşaltılmış kavramları kullanacak LİBERAL bir zevata gereksinme duyacaktır.

İnsanların en tehlikelisi, en hayasızı, en satılmışı kimdir bilirmisiniz!
Bir insan eskiden savunduğu düşüncelere karşı inancını yitirmiş olabilir.
Sonuçta buna saygı duymak gerekir.

Oysa Nabi Yağcı'nın böyle bir konumu yoktur.
O artık siyasetin satılık bir aktörü, burjuvazinin en has turuva atıdır.

Onun artık yeni misyonu vardır.
O efendilerinin has uşağıdır!
Yazdıklarını ciddiye almamak gerekir.

Ancak bu utanmaz, bu gerici ,satılık düşüncelerini sol bir sosa bulamak istemektedir.
O nedenle yazısından belli bölümlere yanıt verme gereği duydum.

"Niye?
Çünkü küresel kapitalizmin devlete ve savaşa ihtiyacı yoktur. Tam tersine onlar için devlet, kapitalizmin gelişmesinin önünde bir frendir. Eğer kavgayı petrol ve silah fabrikatörleri kazanırsa, dünyada gerginlik ve çatışma daha da yayılacak. Çünkü büyük silah fabrikatörleri bu silahları nereye satacak? Eğer silah üretiyorsanız onu satacaksınız. Silahın pazarı da savaş alanıdır. Yeni savaş alanları açılacak ki o silahlar satılsın. "
(Nabi Yağcı)

Kulakların çınlasın Kautsky!
Hem Ulusalcılara, hem de Liberallere ilham kaynağı oluyorsun.

Kapitalizm'in savaşa ve devlete ihtiyacı yokmuş!!!
Hadi ordan derler adama!
Marksizm'in ABC sini bilen herkes,tersine savaş ve devlete Kapitalizm'in her zaman ihyiyaç duyacağını, varlık nedenini bunlara bağladığını bilir.

Devlete ihtiyacı vardır; Çünkü sınıf egemenliğinin,işçi ve emekçi halk üzerinde ki soygun ve sömüsünü devam ettirebilmenin ve sınıf iktidarını korumasının başka bir yolu yoktur.

Savaşa ihtiyacı vardır; Çünkü Savaş demek Kapitalizm demektir.
Ancak savaşlarla kendi varlığını idame ettirir, kendi çelişkilerini ve çatışmalarını, savaş yoluyla çözmeye kalkar.

“Nasıl bir dünyaya doğru gittiğimizi düşünüyorsunuz?
Dünyanın nasıl şekilleneceği konusunda Amerika’da başkanlık seçimi çok önemli. Cumhuriyetçilerle Demokratlar arasındaki mücadele Silikon Vadisi’yle Teksas’ın savaşı aslında. Yani bilişim endüstrisiyle, silah ve petrolcülerin savaşı bu aslında. Eğer mücadeleyi Obama, yani bilişim sanayii kazanırsa, dünyanın önü açılacak. Dünyada değişim demokrasi yönünde olacak."
(Nabi Yağcı)

Bu utanmaz adam,utanmazca bir biçim de, ABD de başkanlık seçimlerini Obama nın kazanması halin de, Dünyaya Demokrasinin gelebileceğini söyleyebiliyor.
Oysa yaşamın şaşmaz pratiği, Dünya'nın artık DEMOKRASİ kavramının belleklerden nasıl silindiğini her geçen gün bizlere gösteriyor.

Tekeller arası rekabet her zaman vardır.
Ancak bu rekabet dünya ya demokrasi değil savaş getirir.
Üstelik bu tekellerin işçi sınıfı ve emekçi halka getirisi, demokrasi değil, daha fazla kan, gözyaşı ve zulümdür.

Bunlar eğer kendileri için bir tehdit olarak gördüklerinde,  işçi sınıfı ve emekçi halka karşı,tıpkı bir domuz topu gibi bir araya gelmekten çekinmezler.

“Sınıfların ortadan kalktığı söyleniyor. Sınıflar ortadan kalkıyor mu?
Hayır. Kapitalizm varsa sınıflar da vardır. Sınıflar ancak kapitalizm aşıldığında yok olur. Şu anda kapitalizm aşılmıyor. Kapitalizm üretim güçlerini hâlâ geliştiriyor. Biliyorsunuz Sovyetler’de devletçi sosyalizm üretim güçlerini geliştiremedi ve Sovyetler çöktü. Kapitalizm ise üretim güçlerini geliştirdi.
Hatırlayın... Sovyetler’de emek yoğun teknoloji sürerken, kapitalizm bilim yoğun teknolojiye geçti. “
(Nabi Yağcı)

Daha önceki yazılarımızda da anlattık.
Kapitalizm üretici güçlerin özgürce gelişiminin önün de bir engeldir.
Çünkü Kapitalizm kar temeline dayanır.

Kapitalist için,kendi karının ötesin de hiç bir şey yoktur.
İşte Kapitalist bu nedenle, üretici güçleri de kendi karının izin verdiği ölçüde geliştirir.

Önemli gelişen üretici güçlerin ürettiği değerin,nasıl hakça paylaşıldığı ve insan yararına kullanıldığıdır.
Bugün bilim ve teknolojinin geldiği bu seviye de,hala insanlar açlık yaşıyorsa,hala geri bölgeler de doğan her on çocuktan beşi ölüyorsa,pek çok gereksiz alanda
çok büyük ölçüde kaynak israfı varsa, bunun başka bir açıklaması olmaz.

Asıl önemli olanda en temel üretici güç olan İNSANIN bugün geldiği noktadır!
Umarız tüm bu yazılanlar az çok Nabi Yağcı'nın KİMLERLE EL ELE ÖZGÜRLÜĞE DOĞRU KOŞTUĞUNU bize göstermektedir.
veda

Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET