Gönderen Konu: NEDEN İŞÇİ SINIFI  (Okunma sayısı 526 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3187
NEDEN İŞÇİ SINIFI
« : 10 Aralık 2018, 14:20:37 »
Geçmişte Devrimci Durum tanımını Yönetenlerin eskisi gibi yönetememesi, yönetilenlerinde ESKİSİ gibi yönetilmek istememesi olarak yapardık.

Bugün yönetenler eskisi gibi yönetemiyorlar ama yönetilenler tam tersine eski günlerini, kazandıkları ekonomik ve sosyal hakların ellerinden alınmadığı gasp edilmediği, ufakta olsa burjuva demokrasisinin kırıntılarının var olduğu, kendini hissettirdiği dönemi arıyorlar.

Oysa artık o dönemlere geri dönüş söz konusu değil!
Kapitalizm'in tarihsel sınırlarına gelip dayandığı bu evrede insanlık eskiyi onlara aratacak çok daha kötü günler görecek.

Sadece İşçi Sınıfı değil, toplumun çok büyük bir kesimi bu gidişattan etkilenecek ve etki,tepki diyalektiği gereği bu tepkisini bir biçimde ortaya koyacak.
Bugün Fransa da insanların her türlü baskı ve zora karşı direnmeleri bu söylediğimizin kanıtı olsa gerek.

Tabi bu nesnellik şimdiden Elveda Proletaryacıların, Sınıf Kaçkınlarının eline de koz vermiş oluyor.
Nabi Yağcı demiyormuydu; Marks Sınıf Mücadelesinde iki sınıftan bahsederken yanılıyordu, artık işçi sınıfı geleceği temsil edemez, gelecek yeni gelişen ve gün geçtikçe büyüyen ORTA SINIFLARIN elindedir diye.

Oysa işçi sınıfının özne olmadığı, içersinde yer almadığı hiç bir toplumsal hareketin sonuca ulaşma şansı yoktur.
Sonuç derken kast ettiğimiz sınıfsız, sömürüsüz, Nazım'ın şiirinde belirttiği gibi "Gündüzlerinde Sömürülmeyen, Gecelerinde Aç Yatılmayan, bir başka dünyaya ulaşmaktır.

Sınıfsızlıktan ve Sömürünün olmadığından bahsederken bunu sağlayacak olan, bu politik öznelliğe sahip, kendi karşıtını yok ederek kendini de ortadan kaldıracak, toplumda İŞÇİ SINIFINDAN  başka bir SINIF yok.

Bizzat içersinde olduğumuz ve bir fiil yaşadığımız Gezi Direnişinin  bile , işçi sınıfının içinde yer almadığı, üretimden gelen gücünü ortaya koymadığı bir hareket olduğu için sönümlenmesi kaçınılmaz olmuştur.

Burada işçi sınıfı derken sadece sınıfın ekonomik örgütleri olan SENDİKALARDAN değil, genel anlamda sınıf bilinçli işçilerden ve onun siyasal örgütü düşünen eli PARTİSİNDEN de bahsediyoruz.

Üstelik içersinde bulunduğumuz nesnellik, Kapitalizm'in geldiği bu evre ve işçi sınıfının bugüne değin elde ettiği ekonomik ve sosyal hakların her geçen gün bir bir ellerinden alınması, Marks'ın bir zamanlar "Zincirlerinden Başka Kaybedecek Şeyleri Olmayanlar" olarak çizdiği İşçi Sınıfı portresine, sınıfı daha da yakınlaştırmıştır.

Son söz olarak şunu söyleyebiliriz;
TOPLUMSAL KALKIŞMANIN ÖNCÜSÜ İŞÇİ SINIFIDIR, İŞÇİ SINIFININ ÖNCÜSÜDE ONUN DÜŞÜNEN ELİ PARTİSİDİR.
veda
« Son Düzenleme: 10 Aralık 2018, 19:35:39 Gönderen: veda »
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET