Gönderen Konu: SINIF VE PARTİ!  (Okunma sayısı 153 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3125
SINIF VE PARTİ!
« : 20 Aralık 2018, 12:01:49 »
SINIF VE PARTİ.

Marks Felsefenin Sefaletinde şöyle der;

"Ekonomik koşullar ülkenin halk yığınlarını ilkin işçi haline getirir. Sermayenin dayanışması, bu yığın için ortak bir durum, ortak çıkarlar yaratmıştır.
Bu yığın, böylece, daha şimdiden sermaye karşısında bir sınıftır, ama henüz kendisi için değil. Ancak birkaç evresini belirtmiş olduğumuz bu savaşım içinde bu yığın birleşir ve kendisini kendisi için bir sınıf olarak oluşturur. Savunduğu çıkarlar, sınıf çıkarları olur."


Kapitalizm'in doğası gereği, toplum içersinde yaşayan insanlar, üretim araçlarına sahip olmadıkları için, yaşamlarını sürdürebilmek ve temel gereksinmelerini karşılayabilmek için, üretim araçlarını ellerinde bulunduranlara emeklerini pazarlarlar.

Çünkü bu insanların, üretim araçlarından yoksun olmaları nedeniyle yaşamak için emeklerinden başka satacakları bir şeyleri yoktur.
Bu pazarlık özgür bir ortamda gerçekleşiyor gibi görünse de, verili koşulların dayatması bu pazarlığın bir zorunluluk sonucu gerçekleştiğini bize gösterir.
Bu bağlamda bir özgür ortamdan bahsetmek olanaksızdır.

İşte insanların zorunluluk sonucu çalışmak zorunda kalması ve emeklerini pazarlaması onları sınıf konumuna sokar.
Bu konumda işçiler, sermaye karşısında ortak çıkarlara sahip bir sınıf niteliğindedir.

Ancak bu sınıf olma niteliği, Kendisi için değil, Kendiliğinden Sınıf niteliğidir.
Çünkü bu konumda işçiler sermaye için sınıf olma niteliğindedirler.

Ne zamanki yığın halinde ortak çıkarlara sahip olan bu işçiler örgütlenir ve sınıf mücadelesi sürecinde devrimci bir rol üstleneceklerinin farkına vararak sınıf bilinciyle hareket ettiklerinde artık Sermaye için sınıf olma konumu yerine, Kendileri için sınıf olma konumuna geçerler.

Artık mücadele ekonomik alanın dışına çıkarak politik bir savaşım niteliği kazanmıştır.
Bu noktada işçi sınıfı artık kendisi için vardır, sermaye için değil!

Marksistler için,sınıflar ile sınıf mücadelesi birbirinden bağımsız olgular değildir.
Bu bağlamda,"kendinde sınıf" ile "kendi için sınıf" farklı özneler değil, aynı öznenin diyalektik  bütünlük içeren iki farklı yüzüdür.

Sınıfı bu şekilde tanımladıktan sonra Parti konusuna gelirsek bu konuda söyleyeceğimiz en temel nokta Parti'nin SINIFIN DÜŞÜNEN ELİ OLDUĞUDUR.
İnsanlar nasıl ki ellerini kullanarak düşünmeyi öğrenmişlerse, işçi sınıfıda Partisi aracılığıyla düşünmeyi öğrenir, kendinde sınıftan, kendi için sınıf olmayı başarır, kısaca POLİTİKLEŞİR.

İşçi Sınıfı KENDİSİ İÇİN SINIF olmadan hiç bir anlam ifade etmez.
O nedenle Marks İşçi sınıfı YA DEVRİMCİDİR YA DA HİÇ BİR ŞEY DEĞİLDİR demiştir.

İşçi Sınıfı'nın partisi aynı zamanda onun Siyasi Erk için verdiği mücadelenin en temel ARACIDIR.
O nedenle de bu erk savaşının koşulları, savaşa taraf olan sınıflar tarafından, özellikle de siyasi erki elinde tutan sınıf tarafından belirlendiğinden, işçi sınıfının PARTİSİ  Merkezi olmak, DEMOKRATİK MERKEZİYETÇİLİĞİ işleyiş ilkesi olarak benimsemek  zorundadır.

Sürekli vurguladığımız, birilerince küçümsense de özellikle Kapitalizm'in tarihsel sınırına gelip dayandığı gittikçe saldırganlaştığı, Burjuva Demokrasisinin bile mumla arandığı bu evrede partide olması gereken Çelik Çekirdek, Demir Disiplin özelliklerini yok saymak bu siyasi erk savaşını baştan yitirmek anlamına gelir.

Toplumsal Hareketin öncülüğünü İşçi Sınıfı'nın yapabilmesi için, öncelikle geçmiş yaşanmışlıktan bugün  ve yarın için politik sonuçlar çıkartabilen, yarını bugünden kurmanın yol ve yöntemlerini ortaya koyan, yığınların önüne artık çürümüş,gericileşmiş,asalaklaşmış bir dünya yerine bir başka dünyanın,gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan bir dünyanın anahtarını sunan, düşünen eli, PARTİSİNE gereksinimi vardır.
veda
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET