Gönderen Konu: SINIF MÜCADELESİ İÇERİSİNDE , İŞÇİ SINIFI VE SINIF ARAÇLARI!  (Okunma sayısı 180 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı veda

  • İleti: 3124
Sınıf Hareketinin yerlerde süründüğü,bir avuç sendika bürokratının elinde per perişan edildiği ,her türlü işçi hakkının OHAL altında çıkarılan KHK larla üzerinin çizildiği, gasp edildiği bu koşullara karşı mücadele verecek tüm emek güçlerinin birliğini sağlamaya yönelik  girişimler, kendini SINIF DEVRİMCİSİ olarak gören, YOLUMUZ İŞÇİ SINIFININ YOLUDUR  diyen herkesin önünde duran bir sorumluluktur

Kimilerinin küçük burjuva ve orta sınıfların duyarlılığı üzerinden siyaset yaptığı, kimilerinin işçi sınıfı dışında başka “devrimci” dinamiklerin peşinde koştuğu, kısacası utangaçca da olsa işçi sınıfının DEVRİMCİ ÖZNE  rolünü yadsıyanların kol gezdiği bu ortamda bu sorumluluğu yerine getirecek yapılanmalar bugün yerlerde sürünen  sınıf hareketine yeni bir atılım kazandıracaktır.

Sınıf Hareketine vurulan prangaların en önemlisi işçi sınıfının sınıf sendikacılığı yapması gereken sınıf araçlarından, sendikalardır.
Ne yazık ki sendikalar bugün bu özelliklerini büyük ölçüde yitirmiş, bir avuç sendika ağasının elinde işlevselliğini yitirmiş, mevcut düzenin sürmesini sağlayan kurumlar haline dönüşmüştür.

Bunu biz söylemiyor bizzat işçi sınıfının fabrikalarda, işverene karşı verdiği mücadelede öne çıkan öncü işçiler dile getiriyor.
İşverenden daha çok bu sendika ağalarıyla uğraşmak zorunda kalıyoruz diyorlar.

İktidardaki sınıf, Ekonomik alanla, Politik alanı biribirinden ayırarak, Politik alanı sistem partileri aracılığıyla, Ekonomik alanı ise kendisine hizmet eden, sendika ağalarının başında olduğu SARI SENDİKALARLA denetim altında tutar.

O halde yapılması gereken, sendikaların dışında, sendikalarıda tabandan zorlayacak ve başlarındaki sendika ağalarını tasfiye ederek sınıf sendikacılığı yapmalarını sağlayacak, tabanda örgütlenmiş doğrudan demokratik bir işleyişi benimsemiş, iş yeri komiteleri ya da iş yeri konseyleri olarak isimlendirilen sınıf araçlarını tüm iş yerlerinde hayata geçirmektir.
 
İşyerinde çalışan işçilerin söz ve karar sahibi olduğu, hiyerarşi içermeyen yatay örgütlenmiş bu yapıların aslında biribiri ile bağlantılı, iç içe geçmiş işlevleri vardır.

Eğer işçi sınıfının kurtuluşu kendi ellerindedir diyorsak, bu yapılar aynı zamanda yarını bugünden kurmanın KURUCU UNSURLARIDIR.
İşçi Sınıfının YIKMAK ve KURMAK gibi biribirini izleyen ikili bir görevi vardır.

Bugün üretim sürecinin ÖZNESİ olması gerekirken, NESNE konumuna düşmüş ve böylece giderek kendine, çevresine, ürettiği ürüne YABANCILAŞMIŞ işçi sınıfının yeniden üretimin asli unsuru olmasını yani ÖZNESİ olmasını sağlayarak, işçi sınıfı üzerindeki bu yabancılaşmanın da bugünden kırılmasını sağlamak,  bu yapıların bir diğer, bir önceki ile bağlantılı görevlerindendir.

Hep söylediğimiz bir şey vardır; İşçi Sınıfı mademki üretiyor o halde yönetmelidirde!
Eğer yarının toplumu işçi sınıfının kuruculuğunda gerçekleşecekse, işçi sınıfı hem  üretmeyi, hemde   yönetmeyi bilmek  zorundadır.

Bunları sağlıklı yapabilmesi için, bugünden hem üretmeyi( Üretimde Yeniden Özne Olmak) , hemde yönetmeyi öğrenmelidir.
Karşıdan kuruculuk kendisine bu görevi yükler.

Bunları bilmelidir ki, yarın başkalarına bu konuda, özellikle de eski iktidar sahibi kırıntılarına gereksinim duymasın.
Reel Sosyalizm'in çözülüş nedenlerinden biri de budur.

Lenin bu durumu aşağıdaki söylemi ile çok net ifade etmiştir;

13 Kasım 1922 :
"Eski Devlet Aygıtını devr aldık ve bu bizim için talihsizlikti.Bu aygıt sık sık bize karşı çalışıyor.1917 de iktidarı ele geçirdikten sonra,hükümet memurları
işlerimizi sabote ettiler.Bu bizleri çok ürküttü ve onlara "Lütfen geri gelin" diye yakardık.
Hepsi geri geldiler ve bu da bizim talihsizliğimiz oldu."(Lenin-Toplu Eserler-cilt 33,s 482)


Bu üretme ve yönetme işinde, özelliklede yönetme işinde sınıf kapsamı içersinde ele aldığımız Beyaz Yakalılara bu konuda önemli görevler düşmektedir.

Tüm bunlardan sonra özet olarak şunu söyleyebiliriz;
İşçi Sınıfı'ın onun erk savaşım aracı olan PARTİSİ dışında, yukarda özelliklerini anlatmaya çalıştığımız sadece iş yerlerinde değil, hayatın her alanında ,hem üretmeyi hemde yönetmeyi bilecek, yarını bugünden kuracak, bugünden oluşturacağı  ÖZYÖNETİM organlarına gereksinmesi vardır.
Eğer "İşçi Sınıfının Kurtuluşu Kendi Ellerindedir" diyorsak. 
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET