Gönderen Konu: SOL KESİMDE FARKLI ALGILAMALARA YOL AÇAN SORUNLU ALANLAR!  (Okunma sayısı 152 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3058
Öncelikle bir düzeltme yaparak başlayalım;
Bize göre Çağımız Kapitalizm'den Komünizm'e geçiş çağıdır.

Marks "Gotha Ve Erfurt Programları Üzerine" başlıklı yapıtında "Kapitalist toplum ile Komünist toplum arasında, birinden diğerine devrimci dönüşüm dönemi yer alır. Buna siyasal bir geçiş dönemi de karşılık gelir ve söz konusu geçiş döneminin devleti, proletaryanın devrimci diktatörlüğünden başka bir şey olamaz.” der.
Marks burada  İki Toplumsal Formasyondan bahseder; Kapitalist Toplum ve Komünist Toplum.

Marks'ta kendinden menkul bir Sosyalizm tanımı yoktur.
Marks'tan sonra gelen Engels ve Lenin Komünist Toplum'un ilk evresi ya da aşamasına SOSYALİZM adını vermişlerdir.

Sosyalizm kendi başına bir toplumsal formasyon değil, bir toplumsal formasyon olan Komünist Toplumun ilk yada alt evresidir.
Bu bağlamda baktığımızda doğru niteleme Çağımızın "Kapitalizm'den Komünizm'e Geçiş Çağı" olduğu gerçeğidir

Bir diğer sorunlu alanda Toplumsal Devrim, Siyasal(Politik) Devrim arasında ki ilişkide görülmektedir.
Solun bir kesimi Toplumsal Devrimi, Siyasal(Politik) Devrim sonrası başlatan bir anlayışı benimsemektedir
Bize göre bu anlayış sorunlu bir anlayıştır.

Neden sorunlu olduğunu elimizden geldiğince açıklamaya çalışalım;     

Marks,Ekonomi Politik'in Eleştirisine Katkıda; "Gelişmelerinin belli bir aşamasında, toplumun maddi üretici güçleri, o zamana kadar içinde hareket ettikleri mevcut üretim ilişkilerine ya da, bunların hukuki ifadesinden başka bir şey olmayan, mülkiyet ilişkilerine ters düşerler. Üretici güçlerin gelişmesinin biçimleri olan bu ilişkiler, onların engelleri haline gelirler. O zaman bir toplumsal devrim çağı başlar." diyerek Toplumsal Devrimin ne zaman ve hangi koşullar sonucu başlıyacağına işaret eder.

Üretim ilişkilerinin, üretici güçlerin gelişimini engelediği an başlayan Toplumsal Devrim, gelişen üretici güçlere uygun yeni bir üretim ilişkisi, eskisinin yerini alana değin devam eder.

Alıntı dikkatle incelendiğinde Marks, Toplumun Maddi Üretici güçlerinin ters düştüğü mevcut Üretim İlişkilerini, Hukuksal anlamda Mülkiyet İlişkileri olarak tanımlar.

Demek ki Üretici Güçler ile,  Üretim İlişkilerinin yada bunların Hukuki ifadesi olan Mülkiyet İlişkilerinin ters düşmesiyle, daha doğrusu ZORUNLU UYGUNLUK yasasının bozulmasıyla başlayan Toplumsal Devrim Sürecinin tamamlanabilmesi için Toplumsal Devrim Sürecinin gelişiminin önünde engel olan Mülkiyet İlşkilerinin ,Üretici Güçlerin gelişimine uygun yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.

Bu süreç içersinde, üretici güçlerin gelişimine ayak bağı olan üretim ilişkilerinin hukuki ifadesi olan mülkiyet ilişkilerini düzenlemek için iktidarın sınıfsal el değiştirişine gerek vardır.

Kısaca SİYASAL(POLİTİK) DEVRİM adını verdiğimiz,iktidarın sınıfsal el değiştirişi, aynı zamanda Toplumsal Devrim sürecinin bir moment anı, bir sıçrama tahtası olarak, yapacağı düzenlemelerle Toplumsal Devrimin önünü açar.

Kabaca Politik Devrimi, gerçekleşmesindeki  nesnelliği göz ardı etmeden, Toplumsal Devrimin ÖZNESİ olarak görebiliriz.

Bu nedenle Komünistler için  Siyasal(Politik) Devrim, İktidar Olmak çok önemlidir.
Mülkiyet ilişkilerindeki bu düzenlemelere başlayabilmenin ön koşulu öncelikle İKTİDAR olmaktır.

Mülkiyetin eski sahiplerinin, yeniden o mülkiyeti ele geçirmelerini engellemenin koşulu da kendi sınıf egemenliğini, kendi sınıf diktatörlüğünü kurmaktır. 


İşçi Sınıfı, partisi aracılığıyla siyasi erki Burjuvaziden alarak, kendi sınıf egemenliğini kurarak bu egemenlik aracılığıyla(PD) Burjuvaziyi ekonomik,siyasal ve ideolojik olarak mülksüzleştirirerek, üretici güçlerle, üretim ilişkileri arasındaki zorunlu uygunluk yasasının bozulmasıyla başlayan Toplumsal Devrim’in (bu yasanın bozulmasına neden olan mülkiyet ilişkilerini düzenleyerek) önünü açar.

Toplumsal Devrim’in tamamlanmasının yani eski toplumsal formasyonun yerini üretici güçlerin gelişimine uygun yeni toplumsal formasyonun alması için, yeni toplumsal formasyonun üzerine oturacağı zeminin yaratılması zorunludur.

Tekrar Marks'a dönersek; "Bizim için komünizm kurulacak bir düzen, gerçeğin kendisini uydurması gereken bir ideal değildir. Biz, bugünkü durumu kaldırıp atan gerçek harekete komünizm diyoruz. Bu hareketin koşulları, şu anda varolan öncüllerden çıkar." (K. Marks, F. Engels, "Alman İdeolojisi")

"İşçi sınıfı Komünden mucizeler beklemiyordu. İşçi sınıfının kararnamelerle uygulamaya konulacak hazır ütopyaları yoktur. İşçi sınıfı, kendi kurtuluşuna yol bulmak için, mevcut toplumun kendi ekonomik gelişmesiyle karşı konulmazcasına yöneldiği o daha yüksek toplumsal biçime yol bulmak için uzun mücadelelerden, koşulları ve insanları baştan başa dönüştürecek bir dizi tarihsel süreçlerden geçmek zorunda olduğunu biliyor. İşçi sınıfının gerçekleştireceği idealleri yoktur, fakat, çökmekte olan eski burjuva toplumun kendi bağrında taşıdığı yeni toplum ögelerini özgürleştirme yükümlülüğü vardır."
(K. Marks, Fransa'da İç Savaş.)


İşte Marks'n bahsettiği, İŞÇİ SINIFININ  "eski burjuva toplumun kendi bağrında taşıdığı yeni toplum öğelerini özgürleştirme yükümlülüğünü " yerine getirmesini sağlayan SİYASAL( POLİTİK) DEVRİMDİR.

Tüm bunlardan sonra özetle şöyle diyebiliriz; Politik Devrim, Toplumsal Devrime içkin, onun içersinde yer alan, onun gelişiminin önünü açan bir moment anı, bir sıçrama tahtasıdır.

Toplumsal Devrim ise, üretici güçlerle,üretim ilişkileri arasındaki zorunlu uygunluk yasasının bozulmasıyla başlayan, bu bozulmanın maddi koşulu olan mülkiyet ilşkilerini,üretici güçlerin gelişimine yeniden uygun hale gelmesini sağlayan SİYASAL(POLİTİK) DEVRİMİDE içersine alan, yeni üretim biçim ve ilişkilerinin eskinin yerini almasıyla son bulan bir SÜREÇTİR.

Yani Siyasal(Politik) Devrim, kısa bir ana karşılık gelmesine karşın Toplumsal Devrim, SİYASAL(POLİTİK) DEVRİMİ DE içerisinde barındıran Kapitalist Toplum'dan Komünist Toplum' varana değin süren uzun bir tarihsel dönemi kapsayan bir SÜREÇTİR.

veda 
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET