Gönderen Konu: BARBARLIK BİR ADIM ÖTEMİZDE!  (Okunma sayısı 184 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3175
BARBARLIK BİR ADIM ÖTEMİZDE!
« : 20 Ocak 2019, 18:25:29 »
Savaş politikanın farklı araçlarla devamıdır der  Carl Von Clausewitz
Kapitalizmin doğasında rekabet ve bu rekabetin doğurduğu çatışma vardır.

Kara dayalı, kar odaklı  olduğu vede doğası gereği ortak akıldan yoksun olduğu için, karını daha da artırabilmek adına, tüm insana ait değerleri yok sayar, ayaklar altına alır.
 
Bir kere doğasından gelen rekabet onu diğer rakipleri Kapitalistler ile çatışmaya sürükler.
Bu çatışma aynı zamanda onun tüm dünyaya egemen olma dürtüsünüde tetikler ve rakipleri ile dahil oldukları Emperyal sistemde, bu sistem içersinde daha etkin yerlerde yer alabilmek için diğerleri ile Hegemonya savaşına girer.

Bu kavga dünyanın toprak olarak paylaşımı tamamlandığından HEGAMONYA  temelinde bir paylaşım kavgasıdır ve bu kavga Kapitalizm ortadan kalkana kadarda hep sürecektir.

Tekrar başa dönersek sistemin doğasında var olan rekabet ve çatışma, onun diğerlerine karşı daha önde olması istemi sonucu, emeğin üretkenliğini arttırmak gibi zorunlu bir koşulu önüne koyar.

Bunun için de teknolojiyi daha ileri taşımak ve daha kısa zamanda, daha fazla üretim yaparak, gerekli emek zamanını kısaltarak, artık emek zamanını arttırarak, bu zamanda elde edeceği artı değeri yükseltmeyi amaçlar.


Emek Üretkenliğinin artması ve bunun gereği olan makinalaşma Toplam Sermaye içerisindeki Sabit Sermayenin ve dolayısıyla Toplam Sermayenin artmasına yol açar.
Bu artış Kar Oranlarında azalmayıda beraberinde getirir.

Kar Oranları, Artı Değer Oranının, Toplam Sermayeye bölümüne eşittir.
Hem diğer kapitalistlere karşı rekabet edebilmek için birim maliyetleri düşürmek hemde Kar Oranlarındaki düşüşü önlemek ve buna bağlı olarak Toplam Sermayeyi azaltmak için Değişken Sermayeyi(Sermayenin işgücü satın alımı için kullanılan kısmı) düşürmek zorundadır.
 
İşte bu nedenlerle Kapitalizm'in önünde çözmesi gereken biribirine bağlı, biribirini bütünleyen ancak çözümü olanaksız iki sorun vardır.

Bunlardan birincisi EKSİK TÜKETİM olgusudur.
Emek Üretkenliğini arttırmak için MAKİNALAŞMAK beraberinde İŞSİZLİĞİ vede üretilen malın piyasada asıl alıcısının çoğunluğunu emekçilerin oluşturduğu piyasada TALEP DARALMASINA yol açar. 

Burada temel sorun, artı değer üretim sürecinde ortaya çıksada pazarda realize olur.
Pazarda tüketilmeyen, satılmayan bir malın artı değer anlamında bir değeri yoktur.

Malların pazarda satılabilmesi ve üretilen artı değerin realize olabilmesi için de bu malları tüketecek insanlara gerek vardır.
Bu insanların büyük bir kısımda emekçidir, ancak burjuvazi bırakın kölesi tarafından beslenmeyi onu beslemek zorunda olduğundan ve yeterince de besleyemediğinden pazarda eksik tüketim oluşur.

Kapitalizmin yapısal krizine neden olan etkenlerden birisi budur, bir diğeri ise Kar Oranlarıda ki Düşüş Eğilimidir.

"Kar kapitalist sistemin kalbidir " der Pakistan asıllı Marksist İktisatçı Anwar Shaikh ve devam eder; Kar Kapitalist Sistemin kalp atışıdır, kar oranının düşüş eğilimi doğuştan gelen kalp hastalığı, bunalım ise kalp krizidir"

Kapitalizmin yapısından kaynaklı krizin bu özlü söylemden daha doğru bir açıklaması olabilirmi!
En iyisi biz Anwar Shaikh ile devam edelim;

"Emek sürecinden mümkün olduğu kadar nasiplenmek için emek üretkenliğini arttırmak;pazardan mümkün olduğu kadar nasiplenmek içinde birim maliyetleri düşürmek:kar güdüsünün uygulamada aldığı biçim budur. Üretkenliğin arttırılması çabası,her şeyin
ötesinde,üretimin makinalaşmasına yol açar.İşçilerin yerini makinalar alır,canlı emeğin yerini ölü emek.İşçi başına düşen sabit sermaye miktarı yükselir.
Ama makinalaşmanın öteki kapitalistlere karşı bir silah olarak kullanılabilmesi için,birim maliyetleride düşürmek gerekir.Burada da can simidi yine sabit sermayedir.
Daha büyük ölçekte fabrika ve techizat,başlangıç yatırımı açısından birim ürün başına daha büyük miktarda sabit sermayenin bağlanması anlamına gelir.Ama birim ürün başına daha düşük işletme maliyetini olanaklı kılan da tam budur.Yüksek sabit maliyetin ödülü düşük değişken maliyettir- tabii birim ürün başına toplam maliyetin düşmesi koşuluyla.Bu üretimin Sermayeleşmesi sürecidir"

"Ancak burada bir tuzak yatmaktadır.Daha ileri,sermaye-yoğun üretim yöntemleri daha yüksek kar marjları sağlar ama,eğilim olarak,bu yöntemlerle elde edilen kar oranları daha düşüktür.Kar Marjı,birim üretim başına kardır;oysa,kar oranı yatırılmış birim sermaye başına düşen karla belirlenir.
İkisinin biribirine oranlanması bize birim ürün başına yatırılmış sermaye miktarını verir"


Kapitalizmin yapısal krizlerine neden olan etmenler bunlardır.
İşte sınırlarına gelmiş dayanmış olan kapitalizm can çekiştikçe gittikçe dahada saldırganlaşacaktır.

O şimdi ömrünü biraz daha uzaktabilmek için savaşlardan medet ummaktadır.
Savaşlarla, yüklendiği stresi boşaltmak istemektedir.

İnsanlık günümüzde, her zamankinden daha fazla topyekün bir savaşa  çok daha yakın görünmektedir.
Bu savaşın sonu ise baştan beri söylediğimiz BARBARLIK çağının başlangıcıdır.

veda
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET