Gönderen Konu: YENİ DÖNEM, YENİ KAVRAMLAR!  (Okunma sayısı 157 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3058
YENİ DÖNEM, YENİ KAVRAMLAR!
« : 25 Ocak 2019, 19:27:50 »
Kapitalist sistem içersinde sermayenin emek üzerindeki tahakkümü, sermayenin kendini yeniden ürettiği her birikim ve gelişim evresinde farklı biçimlerde ortaya çıkar.
Marks'a göre bu evreler Biçimsel Tahakküm ve Gerçek Tahakküm evreleridir.

Biçimsel Tahakküm Evresi, Kapitalizm’in Manüfaktür dönemine denk düşer.
Bu dönemin işçisinin özelliği, nitel anlamda üretimle ilgili bilgi ve deneyim sahibi olmasıdır

Bu  nedenle de manüfaktür sermayesi işçiye bağımlı olduğu için, onun üzerinde gerçek bir tahakküm oluşturamaz.
Marks Kapital’in birinci Cildinde bu durumu şöyle açıklar;

“Zanaatçı becerisi manifaktürün temeli olduğu için ve manifaktür mekanizmasının bütünü emekçiler dışında bir iskelete dayanmadığı için, sermaye, mütemadiyen işçilerin itaatsizliğiyle uğraşmak zorunda kalır.” Marks-Kapital Cilt 1

Biçimsel tahakküm döneminde sermaye üretim sürecinde, işgücü içerisindeki zamanı arttırarak, artık emek zamanını ve buna bağlı olarak da artı değeri arttırır.
Biz bu artı değere, Mutlak Artı Değer diyoruz.

Gerçek Tahakküm Evreside, Kapitalizm’in Fabrika dönemine denk gelir.
Gerçek tahakküm döneminde ise kapitalist sistemin doğası gereği var olan rekabet nedeniyle pazarda diğer rakiplerinden önde yer alabilmek ve pazar payını arttırabilmek için makinalaşmaya giderek  emeğin üretkenliğini arttırır.

Bu da artı değerin artması anlamına gelir
Biz buna da Nispi Artı Değer diyoruz.

Bu durum işçiyi makinaların yanında, üretim sürecinde onun bir parçası haline getirir.
Artık Manüfaktür Döneminde üretim sürecinde işi planlayan, süreci yöneten işçi gitmiş yerine makinalaşma sonucu, üretimin ÖZNESİ olmaktan çıkan, üretimin NESNESİ konumuna düşen işçi gelmiştir.

Marks bu dönemi de yine Kapitalde şöyle açıklamıştır;

"Fabrika sisteminde işçiler emek araçlarını kullanmazlar, fakat emek araçları, yani makineler işçileri “kullanır”. İşçi, artık kendi iradesinin belirlediği hız ve yoğunlukta değil, fakat entegre makine sisteminin dayattığı hız ve yoğunlukta çalışmaktadır."Karl Marks-Kapital Cilt 1

Özetlersek;Biçimsel Tahakküm döneminde işçi hala üretim sürecinin öznesidir.
Oysa, Gerçek Tahakküm döneminde işçi üretim sürecinin öznesi konumundan çıkmış, üretim araçlarının performansına tabi kılınmıştır.

Günümüzde ise bu tahakküm artık fabrika boyutunun çok  ötesine, tüm yaşam alanlarına taşmıştır.
Yaşadığımız dönem artık geçmiş dönemden farklı bir dille yaşananları kavramlaştırdığımız bir dönemdir.

Tabii ki bu durum,hem sermayenin emek üzerindeki tahakkümünün fabrika sınırlarını aşarak tüm yaşam alanları kapsaması, hem de buna bağlı olarak bu soygun ve talan düzeninin sahiplerinin baskı ve zorunun tüm toplumsal kesimleri kapsaması, işçi sınıfının kapsamını da bu bağlamda  genişletmiştir.

Aslında nesnel olarak Toplumsal olanla, Sınıfsal olanın çıkarları ortak paydada buluşmuştur.
Önemli olan bu nesnelliği Politik bir Öznelliğe çevirebilmenin örgütlülüğünü sağlayabilmektir.

Amerikalı  Marksist Harry Cleaver , bizde Toplumsal Proletarya olarak da ifade edilen yeni bir sınıf  kapsamını içeren tanım geliştirmiştir.
Harry Cleaver'in çıkış noktası yukarıda değindiğimiz sermayenin kendini yeniden ürettiği bu gelişim ve birikim evresinde sınıf kapsamının da bu bağlamda değişmesi üzerindedir.

Toplumsal proletarya kapsamında yer alan kesimlere gelirsek:
Ev kadınları, işsizler, hizmet sektöründe çalışanlar yani üretken olmayan emekçiler, geleceğin potansiyel iş gücünü temsil eden Gençler ; tüm bunlar toplumsal proletarya kapsamı içersinde yer alırlar.

Fazla uzatmamak adına, üretim araçlarına sahip olmayan tüm bu kesimleri TOPLUMSAL PROLETARYA olarak tanımlayabiliriz.
veda
« Son Düzenleme: 25 Ocak 2019, 19:30:08 Gönderen: veda »
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET