Gönderen Konu: ALT YAPI, ÜST YAPI ARASINDAKİ DİYALEKTİK ETKİLEŞİM!  (Okunma sayısı 295 defa)

0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3190
Önce bir tanım yaparak, alt yapı ile üst yapının biz Marksistlerce nasıl tanımlandığına  bir göz atalım.

Alt yapı o toplumun maddi üretim koşullarını oluşturan, üretim biçim ve iliskilerini ifade eder.
Üst yapı ise bu üretim biçim ve iliskilerine uygun, bu üretim biçim ve ilişkilerinin sürmesini sağlayan egemenlik biçimlerini ve araçlarını kapsar.

Sınıfların ortaya çıkışının nesnelliği altında üretim araçlarını elinde bulunduran sınıf, toplumdaki diğer sınıflar üzerinde tahakküm kurmak için Devlet denen ve öz olarak bir sınıfın, diğerleri üzerindeki tahakkümünü sağlayan, baskı ve zor aygıtına gereksinim duyar.

Bir üst yapı kurumu olan Devlet, içinde bulunduğu maddi üretim koşullarına bağlı olarak, yani üretim biçim ve ilişkilerine uygun biçimde  yapılandırılır.

Örneğin,sermayenin ulusal sınırların dışına çıktığı, uluslararası nitelik kazandığı bir dönemde , sermayenin  kendini yeniden ürettiği bu birikim evresinde, Devlet te bu alt yapıdaki değişime uygun yeniden yapılandırılmıştır.
Günümüzde ise Sermayenin içerisinde bulunduğu yapısal kriz altında kendini yeniden üretmekte zorlanmasının sonucu siyasal olarak eskinin Devlet yapısıyla yönetememesi, nedeniyle bu evreye uygun Devlet yeniden yapılandırılmıştır.
Bizdeki birinci, ikinci Cumhuriyet ve bize göre bugün  üçüncü Cumhuriyet  olgularının mantığının temelinde bu vardır.

Bu basit örnek bile bize bu ilişkide alt yapının belirleyici olduğunu gösterir.
Konuyu daha detaylı anlayabilmek için Toplumsal Varlık, Toplumsal Bilinç etkileşimine bakmamız gerekir.

Marksistlere göre Toplumsal Bilinç,Toplumsal Varlık tarafından belirlenir.
Toplumsal Yaşamın bilinci belirlediği gerçeğini ele alarak, Marksistleri tek başına bu gerçeği dile getirmekle niteliyerek, onları mekanik materyalistlerle bir tutan algı, Marksizm’i anlamama algısıdır.

Marks  toplumsal varlığın bilinci belirlemedeki belirleyici yönüne vurgu yaparken, toplumsal varlık tarafından belirlenen bilincin de, yeni toplumsal ilişkilere yön verdiğini, toplumsal varlık üzerinde etkisi olduğunu ortaya koyar.

Marks'a göre maddi üretimle, düşünsel üretim biribirinden bağımsız değildir.
Bu ilişki Toplumsal Varlık ve Toplumsal bilinç ilişkisidir.
Bu ilişkinin somuttaki yansıması Alt Yapı, Üst Yapı biçimindedir.

Her ikisi arasında,biribirini etkileyen karşılıklı bir etkileşim vardır.
Tek başına Alt Yapının herşeyi belirlediğini söylemek, kendi tarihini kendisi yapan insanın devrimci pratik eleştirel faaliyetini küçümsemek demektir.

Ancak insan kendi tarihini yaparken, kendi keyfine göre değil, geçmişten devr aldığı ve halen verili koşullarda yapar.
Demek ki geçmişten devr aldığı ve içinde bulunduğu verili koşullar, insanın tarih yazımında etkindir.
Maddi yaşamı üreten insan, düşünsel olanı da birlikte üretir.

İnsanlar kendi tarihlerini yaparken,kendi keyiflerince yapmazlar, ama içinde bulundukları koşullara da kaderci bir yaklaşımla teslim olmazlar.
Mevcut koşullar da , devrimci pratik eleştirel faaliyet içersinde oluşturdukları düşüncelerle, var olan koşulları değiştirmeye, dönüştürmeye çalışırlar.

Marksizm’i mekanik algılayanların hatası, olaylarda ve olgulardaki, bilgi ve eylem arasındaki diyalektik bağı görmemeleridir.
veda
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET