Gönderen Konu: EMEK-SERMAYE ÇELİŞKİSİNDE 8 MART !  (Okunma sayısı 363 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Ekim

  • İleti: 1850
EMEK-SERMAYE ÇELİŞKİSİNDE 8 MART !
« : 08 Mart 2019, 21:06:28 »

1917 Ekim Devrimi'nde,  Aleksandra Kollontay, Sofya Smidoviç ve  Nadejda Krupskaya'yla birlikte çalışan Lenin'in Teğmeni lakaplı İnessa Armand'ın   "Eğer kadının kurtuluşu komünizm olmadan düşünülemez ise, o zaman komünizm kadın özgürlüğü olmadan düşünülemez." şeklindeki söylemi , hem sosyalizm hem de kadın özgürlüğü mücadelesi arasındaki ilişkinin mükemmel bir özetidir .Biri olmadan diğeri asla !

Tek işi;  sömürü nedenli elde ettikleri meyveleri toplayıp yemek olan,siyaset ile ilişkisi sadece kendisi veya etrafı sayesinde el koydukları artı değerlerle sermaye birikimi yaratmak ve onun nimetlerinden faydalanmak olan  asalak burjuva kadınlar kalkarlar bir de kadın eşitliği üzerine lügat parçalarlar !   

Parçaladıkları lügatlerde ; kadın ile erkeğin karşıtlığından hareket ederler yani aynen Luxemberg'un dediği gibi :
"  Süfrajet hareketin doğası bizatihi maskaralıktır."

Proleter kadınların - üretim araçlarına sahip olmayan , geçimini emek satarak eh işte kabilinden sağlayan- eşitlikte ısrarlarının altındaki maddi koşullar  ,sermaye tarafından , erkek emekçilerle aynı şekilde sömürüldüklerinden  ,bu sömürüye , baskıya karşı kuşanacakları silahlar da aynıdır !  Burjuva kadınlar gibi maskaralık peşinde değillerdir; onlar emek ile sermaye arasındaki çelişkiyi erkek- kadın karşıtlığına indirgemezler !

O değişik renkli yakalılar, yani küçük burjuva kadınlar , daha da acınacak haldedirler! Çünkü ait oldukları sınıfın farkında bile değillerdir ! Ama benim omzumda sizlerin göremediği apoletlerde yıldızlar var derken , o sönük yıldızların sadece daha altlarda çalışanlarla aralarına  sınır koymaları için   burjuvazi tarafından eklendiğini göremeyecek denli de zavallıdırlar!
 

Kadınların tarihin atölyesine girmeleri , erkeklerle beraber düzeni sarsmak demektir ; ağızlarına pelesenk ettikleri özellikle patriarki ,patriarkal  vb. gibi  sorunlar sadece sınıfsal bir sorundur. Algı ve gerçeklik farkını göremeyenler  ; ilkel ,basit söylemlerle sokağa dökülenler neyin eşitliğini sağlayacaklar ? Unutmayalım ,PATRİARKA KAPİTALİZMLE İÇSELDİR ! 

Kapitalist egemenliğe son vermek adına, kadın - erkek yan yana , insanlığı kurtaracak  savaşıma katılmak üzere  siperler proletaryayı bekliyor !


Çünkü yine Rosa'nın dediği gibi:  "Tarih, yaşlı köstebek, iyi iş yaptın. Şu anda, uluslararası proletaryaya, Alman proletaryasına, yalnızca dünyanın dönüm noktasının ulu anının fışkırtabileceği çağrı , slogan yankılanı­yor: Emperyalizm ya da sosyalizm. Savaş ya da devrim, başka alternatif yok! "
 
Kadınların kurtuluşunun ve "cinsiyete karşı savaşın" savunucusu olduklarını söyleyen feministlerin göremedikleri: Emek-sermaye çelişkisi, dolayısıyla sınıf mücadelesidir, kurtuluşun birlikte olacağıdır !

Marksizmde , kadın sorunları asla sadece kadınlara ait endişeler olarak görülmez ! Çünkü ,kadın özgürlüğüne indirgemeci bir yaklaşımla ,kadın sorununun çözüme kavuşamayacağının bilincindedirler.

İkiye bölünmüş kadın dünyasında  ; bir taraf  menfaatleri ve özlemleri ile  burjuva sınıfına yaklaşırken , diğer taraf ise proletaryaya yakın olup birlikte kurtuluş taleplerini dile getirir.

Bir diğer feminizasyon kanadı ise : Tüm işçi sınıfı erkeklerin ,tüm yönetici sınıf erkekleri ile bir ataerkillik sistemi paylaştığını ısrarla vurgulayan Separatizm ! Yani ırkçılığa kadar giden  ayrılıkçılık !

Hem kapitalizmi hem de ataerkilliği analiz etmeyi bir arada götürmek isteyen feminist grup ise ; bu iki paralel yapı ile savaşmaya çalışırken doğan çelişkiyi büyük oranda aşamadı. Çünkü, ilkinde  erkek ve kadın ortak düşmana ,kapitalizme karşı birlikte mücadele verirken  ; ataerkillikte erkeği düşman gördü !Sosyalizm deyip de emek-sermaye çelişkisini görmemek , olayı sadece erkek karşıtlığına  indirgemek tam da budur !

Kadın dünyasında, Marksist anlayışı geliştirip ve genişletmek varken ayrılıkçılığa düşmek bilimsel sosyalizmin inkarıyla eş anlamlıdır. Şimdilerde sözüm ona Marksist feminist, sosyalist feminist gibi zırva terimlerle ortaya çıkmaları da sisteme uşaklık etmekten öte bir şey değildir.

Aynen ,Lenin'in dediği gibi:
"Burjuva demokrasisi özgürlük ve eşitlik üzerine kulağa hoş gelen sözler, tumturaklı sözcükler, abartmalı vaatler ve gürültülü sloganlar demokrasisidir; gerçekte ise bütün bunlarla kadının özgürlüksüzlüğü ve eşitsizliği, çalışanların ve sömürülenlerin özgürlüksüzlüğü ve eşitsizliği gizlenir."

Lenin , devamla:

" - Hangi cinsin hangi cinsle eşitliği?
 - Hangi ulusun hangi ulusla eşitliği?
 - Hangi sınıfın hangi sınıfla eşitliği?
 - Hangi boyunduruktan ya da hangi sınıfın boyunduruğundan kurtuluş? Hangi sınıf için özgürlük?"
der  ve devam eder.

" Bu soruları ortaya atmaksızın, bunları ön plana çıkarmaksızın, bunların sessizce geçiştirilmesine, gizlenmesine, örtbas edilmesine karşı savaşmaksızın politikadan ve demokrasiden, özgürlükten, eşitlikten ve sosyalizmden söz eden kimse, emekçilerin en acımasız düşmanıdır, kuzu postuna bürünmüş kurttur, işçilerin ve köylülerin en kötü düşmanıdır, mülk sahiplerinin ve kapitalistlerin uşağıdır.”(Lenin, 1919 -Kadın Sorunu Üzerine, Marx-Engels-Lenin-Stalin-Komintern&Clara Zetkin, İnter Yayınları, Sayfa 55-56)

Özgürlük, eşitlik vb. gibi istemlerin gerçeğe dönüşmesi için  basitleştirmeden , içi boşaltmadan ,sadece cinsiyet olgusu ile yaklaşmadan
- bırak evi mok götürsün/ kadın yemek değil devrim yapar gibisinden basit yazılımlar, aslında sınıf bilinçli olmamanın yarattığı çaresizliğin basitliğe giden yoldaki argümanlarıdır ki ,bu da burjuvaziye hizmet etmekle yani bu anlamlı günün içini boşaltmakla eş anlamlıdır. BUNU DA UNUTMAYIN !- ;  Rosa Luxemburg, Clara Zetkin, Behice Boran vb. gibi hocalarımızdan aldığımız derslerle, EMEĞİN SERMAYE BOYUNDURUĞUNDAN kurtulması adına  öncelikle ait olunulan sınıf bilinciyle , burjuvazinin Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü manipüle etmesine izin verilmemeli !


Feminizme Karşı Marksizm
http://www.solplatform.biz/index.php?topic=1198.msg2817#msg2817




Ne yeraltında; ne yeryüzünün doruklarında kendine yer bulamayan rengarenk bir kelebek süzülüyor odama. Gelip kırmızı bir karanfilin üstüne konuyor. Direnç aşılıyor, umudu, geleceği müjdeliyor, düşlerin gerçek olacağı günleri… Gelip tam yüreğimin üstüne konuyor.