Gönderen Konu: SINIF VE SİYASET...!  (Okunma sayısı 126 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3094
SINIF VE SİYASET...!
« : 19 Şubat 2019, 22:59:08 »
Sınıfla siyaset arasında olması gereken birliğin yokluğu, yaşamın tüm alanlarında karşımıza çıkmaktadır.

Eğer bugün,sendikalar, sınıf sendikacılığından vazgeçmişse!
Eğer bugün düzen karşıtı eylemler, basın açıklamaları, bir kaç yüz kişiyi geçmiyorsa!
Eğer bugün birileri kitlesellik adına olmadık taklalar atarak, ilke ve değerlerden taviz veriyorsa!
Hala birileri kendi güçsüzlüklerini örtebilmek için Liberaller'in ve Kemalistler'in kuyruğuna takılıyorsa!

Demek ki, ideolojik ve politik hatta bir sorun var demektir .
O sorun da yukarda değindiğimiz, sınıfla siyaset arasında var olması gereken birliğin önünde engel olarak durmaktadır.

Ne yapılmalıdan önce,politikanın yapılacağı alanı tanımlamamız gerekmektedir.
Politika burjuvazinin belirlediği alanın dışına çıkartılmalıdır derken,politikayı gündelik yaşamın bir fonksiyonu haline getirelim derken kast ettiğimiz budur.

Alan tanımlamasını, bu temelde yapmak zorundayız.
Yani sınıf mücadelesinin en keskin biçimde yaşandığı bu temelde.

Bırakalım kent orta sınıfının(tuzu-kuru) taleplerinin peşinde koşmayı(Cumhuriyet Mitingleri)!
Bırakalım kemalistlerin içersinde kendimize müttefik aramayı!

Onlardan daha öncelikli gitmemiz gereken,ilgilenmemiz gereken bir işçi sınıfı var.
Fabrikalarda, atölyelerde, kısaca işliklerde bizi bekleyen, sahipsiz üç beş sendika bürokratının insafına terk edilmiş işçi sınıfı.

Kolay değil tabi, oralarda çalışma yapabilmek.
Kolay değil tabi, sendika bürokratlarının egemenliğini kırabilmek.

Ama başkaca yolumuz yok.
Örgütlenmeliyiz arkadaşlar.
Yaşamın her yerinde.
Yaşam nerde yürüyorsa biz de orada olmalıyız.
Tabi oralarda sağlıklı kalabilmek için, sağlıklı araçlarla oralara gitmeliyiz.

Sendikalar artık tamamen sendika bürokratlarının ellerinde, sınıf sendikacılığını bir yana bırakmış, birer düzen kurumu haline gelmişlerdir.
O nedenle yepyeni sınıf örgütlerine gereksinme vardır.

Bu örgütler, konseyler veya komiteler biçiminde örgütlenmiş, hiyerarşiden uzak, doğrudan demokratik işleyişi benimsemiş örgütler olmalıdır.
Tabandan örgütlenmeyi hedef edinmiş bu örgütler aynı zamanda, tabandan baskıyla sendikaları da sınıf sendikacılığı yapmaya zorlar.

Bu örgütlerin bir adım sonrası, bu tür örgütlenmelerin yaşam alanlarında,mahallelerde yaşama geçirilmesidir.
Sınıfla siyaset arasındaki birlik, ancak bu biçimde kurulur.
Siyaset ancak bu biçimde gündelik yaşamın bir fonksiyonu haline gelir.

Ancak o zaman işçi sınıfı, karşıdan kuruculuk misyonunu gerçekleştirir
İşte o zaman işçi sınıfı politikleşir.

Tabii ki tüm bunları kotaracak, doğru teori ile donanmış,sınıfın en bilinçli kesiminin oluşturduğu,sınıf eksenine dayalı işçi sınıfının partisidir.
Yani Leninist Parti.
Ne yazık ki yaşadığımız nesnellik, önümüzde akıp giden yaşam, böyle bir partinin olmadığını bizlere göstermektedir.

Burada asıl olan ve yanıt verilmesi gereken soru, bu partinin nasıl inşa edileceği, siyasetini hangi temele oturtacağı ve bu yapılanmaya uygun kadroların nasıl oluşturulacağıdır.

Bu soruya yanıt vermesi gerekenlerde KOMÜNİSTLERDİR!
veda
« Son Düzenleme: 19 Şubat 2019, 23:38:27 Gönderen: veda »
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET