Gönderen Konu: MARKSİZM'E REDDİYE DÜZENLER!  (Okunma sayısı 140 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3175
MARKSİZM'E REDDİYE DÜZENLER!
« : 10 Mart 2019, 17:21:41 »
Kapitalizmi karşısına almayan, onu reforme ederek akılları sıra sömürüyü sınırlandıracaklarını sananların, olgulardaki nesnelliği yok sayarak, iradeyi ön plana çıkararak, bu bağlamda  sınıfların ve varlık nedeni sınıflar  olan Devletin ortaya çıkışını iradi bir keyfiyete bağlayanların, Marksizm'i hedef aldıkları temel saldırı noktası, Marksizm'in bilimsel temelini oluşturan Tarihsel Materyalizmdir.

Özellikle Toplumların gelişimini açıklayan Tarihsel Materyalizm'in dayandığı temel nokta, o toplumsallık içerisinde yer alan üretici güçler ile üretim ilişkileri ilişkiselliğinde vucut bulan zorunlu uygunluk yasasının üretici güçler aleyhine bozulması sonucu, gelişimin yeniden sağlanması için bu uygunluğu yeniden sağlayacak eski toplumun içerisinde maddi öncülleri oluşmuş  yeni bir toplumsal formasyonun, toplumsal devrimler sonucu eskinin yerini almasıdır.

Tabiki bu yol kendliğinden  düz bir hat izlemez ve bu nesnelliğe müdahil olacak, bu uygunsuzluğun siyasi üst yapıdaki hukuki nedeni olan mülkiyet ilişkilerini yeniden düzenleyecek gelişimin önünü açacak bir ÖZNELLİĞE( POLİTİK DEVRİM) gerek duyar.

Ne yazık ki Marks'ın Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkıda açıkladığı bu bilimsel saptama, Komünist Toplumu bir nevi yoksulluğun paylaşımı olarak gören, onu bir lokma, bir hırka yaşam şekliyle özdeşleştiren Kapitalizm gelişmeden, yerelde  Köy Komünleri ile Komünizme geçileceğini savunanlarca hedef alınmıştır.

Komünizm, Yoksulluğun EŞİTLİĞİNİ sağlamak değildir.
Komünist Toplum, Zenginliğin EŞİTLİĞİNİN sağlandığı bir toplumdur.

Çalışmanın zorunlu olmaktan çıktığı, insanların kendi faaliyet alanlarını kendilerinin belirlediği, paylaşım ilkesinin herkese İHTİYACINA göre düzenlendiği Komünist Toplumda, bunların sağlanabilmesinin koşulu, üretici güçlerin en üst seviyede olması ile ilişkilidir.
Bu nedenle Komünist Toplum ZENGİNLİĞİN paylaşıldığı toplumdur.

Marksizm'e REDDİYE düzenlere dönersek;

Aslında bunlar temel bir ideolojiden yoksundurlar!
Biraz Anarşizm, biraz Liberalizm ve bunların karışımıyla oluşan bulamaç, eklektik bir teori.
Kendilerine idelojik alan açabilmek için Marksizm'i önlerinde engel olarak görürler ve her fırsatta saldırılarını Marksizm'e yöneltirler.

Olgulara SINIFSAL bakmadıkları için Demokrasi onlar için HERKESE DEMOKRASİDİR!
Bu bağlamda da bu Demokrasi sözcüğünü ağızlarından hiç düşürmezler.
Demokrasi onlar için bir araçtan öte bir AMAÇ haline gelmiştir.

Sınıf İşbirliğini, Sınıf Uzlaşmacılığı savunurlar ve bu savunularını Diyalektiğe karşı değiliz ama onun "karşıtların biribirini yok etmesi" tezine karşıyızla açıklarlar.

Diyalektiğin Zıtların birliğini kabul etmek ama her ne hikmetse Zıtların Karşıtlığını reddetmenin ardında yatan işte bu sınıf işbirliğidir!
Aslında bu hikmetin nedeni, anlayana açık.

Zaten olması istenenlerin Kapitalizm Koşulları altında gerçekleşmesini istemek, Burjuvaziden siyasi iktidarı almak gibi niyete sahip olmamak, Sınıfsız ve Devletsiz bir toplumu hedeflememek!

Marksistler, işçi sınıfının karşıt sınıfı ortadan kaldırarak yani kendi zıttını kaldırarak kendinide ortadan kaldıracağını, bunu sağlayacak politik öznelliğe sahip tek sınıfın İŞÇİ SINIFI olduğunu söyler.
Diyalektikteki Zıtların birliği ve Zıtların KARŞITLIĞI ilkesinin sınıf mücadelesi içerisinde, somutta ki anlamı budur.
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET