Gönderen Konu: GÜNÜMÜZDE EMPERYALİZM!  (Okunma sayısı 58 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3023
GÜNÜMÜZDE EMPERYALİZM!
« : 11 Mart 2019, 13:32:24 »
Emperyalizm konusunu yeniden ele almak ve incelemek gerekiyor.
Hala Tavukmu Yumurtadan, Yumurtamı Tavuktan çıkar mantığıyla bu konuyu ele alan laf cambazları türedi ortalıkta.

Neymiş efendim; Anti Kapitalist olmadan Anti Emperyalist olunamıyacağı saptamasına karşı bir tez olarak  Anti Emperyalist olmadan, Anti Kapitalist olunamayacağı tezi ortaya sürülüyor.
Söylenmek istenen; Kapitalizm karşıtlığı aynı zamanda Anti-Emperyalist olmayı gerektirir ancak Emperyalizme karşı olmak için Anti-Kapitalist olmak gerekmez!

Lenin Emperyalizmin kısa tanımında, onu çürümüş,asalaklaşmış, gericileşmiş Kapitalizm olarak tanımlar.
Tanımdan da görüldüğü gibi, açıkca Emperyalizm’in özünün Kapitalizm olduğu ortadadır.

Yeniden Lenin’e dönersek Lenin, ayrıntılı Emperyalizm tanımında Emperyalizmi;
”Emperyalizm,tekellerin ve mali-sermayenin egemenliğinin ortaya çıktığı; sermaye ihracının birinci planda önem kazandığı; dünyanın uluslar arası tröstler arasında paylaşıldığı ve dünyadaki bütün toprakların en büyük kapitalist ülkeler arasında bölüşülmesinin tamamlanmış olduğu bir gelişme aşamasına ulaşmış kapitalizmdir.” olarak tanımlar.

Aradan yüz yılı aşan bir zaman geçmesi tabi ki bir taraftan Lenin’in bu tanımında ortaya koyduğu özellikleri daha da derinleştirmiş, ona yeni  özellikler katmıştır.

Bunları da kısaca şöyle sayabiliriz.
1)Sermayedeki birikme ve gelişme hız kesmeden devam etmiş ve süreci takiben çok uluslu tekeller ortaya çıkmıştır.
2)Mali Sermayenin,Sanayi Sermayesini egemenliği altına alması,Mali Oligarşinin dünya üzerindeki  hegamonyasını sağlamış ve dünya mali oligarşinin çıkarları temelinde yeniden şekillenmeye başlamıştır.
Bu bağlamda da Ulus Devletler,bu şekillenmeye uygun yeniden yapılandırılma sürecine girmiştir.
3)Sanayi taşımacılığı günümüzde,sermaye ihracının bir aracı olarak ortaya çıkmış ve sermaye,işgücünün ve diğer kaynakların ucuz olduğu yerlere sanayiyi taşıyarak, sermaye ihracını sağlamıştır.
4)Mali Oligarşi,IMF,OPEC,APEC,NAFTA ve kredi değerlendirme kurumları aracılığıyla hem dünya ekonomisini denetim altında tutmuş hemde kendi çıkarları doğrultusunda yeniden yapılandırmıştır.


Görüldüğü gibi Leninin Enperyalizm tanımı günümüzde yeni eklentileriyle dahada genişlemiş, kapsam kazanmıştır.
Aksini düşünmek, bu tanımı bundan yüzyıl öncesinin koşullarıyla günümüzde algılamak, Diyalektiğin özüne aykırı bir durumdur.

Bugün artık tanımlanabilecek tek  bir merkezi yoktur Emperyalizmin.
Piramidal bir dizilişle, merkezi olmayan, dışarısı olmayan bir sistemdir Emperyalist Sistem.

Anti Emperyalist olabilmek için Anti Kapitalist olmak, Emperyalizm karşıtlığının olmazsa olmazıdır.
Bir olgunun özüne karşı olmadan, onun ileri ki evresine ya da aşamasına karşı olamazsınız.

Yukarda da belirttik;Lenin’in Emperyalizm tanımları çok açık.
Görüldüğü gibi, Kapitalizm’den bağımsız, ona içkin olmayan bir tanım söz konusu değil.

Anti Emperyalist olmak için Anti Kapitalist olmak gerek demek, aynı zaman da Emperyalizme karşı verilen mücadelenin, ülkedeki burjuvaziye karşı verilecek mücadeleden bağımsız olmadığını gösterir.

Emperyalizm ülkeler için artık içsel birer olgu konumundadır.
Günümüzde Kapitalizm Küreselleşmiş, Burjuvazi Emperyalistleşmiştir.

O zaman tüm bunların ışığında dünyaya yeniden baktığımızda gördüğümüz, bugün dünya da kendini bölgesel olarak gösterse de, tam anlamıyla  Emperyalist Hegemonya Paylaşım savaşı  sürmektedir.
Sistemin özünden kaynaklı rekabet ve çatışma ortamı, bu yapı içersindekiler de sürekli bir kavgaya bir hegemonya krizine yol açmaktadır.

Görüldüğü gibi Kautsky’nin o meşhur Ultra Emperyalizm teorisinde ifade bulan dünyanın bir çatışmasızlık ortamına gireceği, artık savaşların son bulacağı savı iflas etmiştir.
Tersine bugün dünyanın hemen her yerinde çatışma ve kaos hüküm sürmektedir.

Lenin, ta o dönemde Kautsky’nin tezini eleştirken bunun olanaksız olacağını söyler ve Buharin'in “Emperyalizm ve Dünya Ekonomisi” adlı kitabının önsözünde bunu belirtir.

"Gelişimin, istisnasız tüm işletmeleri ve devletleri içine alacak tek bir dünya tröstünün kurulması yönünde olduğundan şüphe yoktur. Ama bu yöndeki gelişme öylesine stres, tempo, antagonizmalar, çelişkiler tepe taklak gelişler içinde -sadece ekonomik değil, fakat aynı zamanda politik, ulusal vs.- gelişmektedir ki, ulusal finans kapitallerin dünya çapında bir ultra-emperyalizm yapısında birleşmesinden önce, emperyalizm kaçınılmaz olarak yok olacak ve kendi karşıtına dönüşecektir."

Bugün yaşadıklarımız, dünyanın hemen her bölgesinde süregelen kaos ve çatışma ortamı bize Lenin’in ne denli haklı olduğunu göstermektedir.

İşte Lenin bu tezini ortaya koyarken Komünistlere düşenin, bu çatışma ve kriz ortamından Devrimci Vazife çıkartmak olduğunuda, altını kalın çizgilerle çizerek vurgular.

veda
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET