Gönderen Konu: SLUMPFLASYON'a MERHABA DERKEN !  (Okunma sayısı 280 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Ekim

  • İleti: 1836
SLUMPFLASYON'a MERHABA DERKEN !
« : 15 Mart 2019, 23:43:13 »

"Bazı nedenlerden dolayı eksi 3 büyüdük." dediler ...

 Bakalım:

Enflasyon,stagflasyon ,deflasyon, resesyon ,depresyon ve hooooop SLUMPFLASYON ! Kapitalist bir ekonomideki en berbat durum! Çöküş içinde yüksek enflasyon ...Hapın yutulduğunun resmidir!

Ölmüşüz ağlayanımız yok durumları ...Olsun ,yine de pür neşe BEKA temalı seçime gidiliyor ülkede...

Diyorlar ki ekonomi büyüyor ,eee nerede istihdam olanakları ( pardon iş var da beğenmiyorlar ,bir de şu kadınlar var ya kadınlar iş aradıklarından işsizlikle boğuşuluyor), ekonomi ağacınızın meyvelerine neden sadece bazıları ulaşıyor, büyüdüninsanlar üz de neden hala demokratik görünen rejimler altında inim inim inliyorlar, neden hala büyüyen ekonomilerdeki kültürel farklılıklara çare yok ( BM leriniz buna çare bulmuştu ya ) ,neden büyürken gelecek nesilleri de etkileyecek şekilde tüm kaynakları tüketiyorsunuz yani geleceğimizi de yiyorsunuz derler adama !

İstihdam olanağı yaratmayan, yaratmak istemeyen de kendileri ,çünkü kapitalizm ciddi oranda bir işsiz kitleyi elinde tutmak zorunda ! Kapitalizmde işsizlik muhakkak olmalı ki ekonomilerinin durakladığı zamanlarda işçi sınıfına baskı unsuru oluştursun! Sermayenin baskısı ,zorbalığı böyle devam eder ;fazla mesailer de işsizler ordusunun büyümesine katkı yapar , büyüyen bu kitlenin sınıf üzerindeki baskısı işçileri sömürü çarkının dönmesinde boyun eğmeye iter; daha ucuza mal etmek varken istihdam yaratmak niye ,öyle değil mi?

***

%5 Büyüme gerçekleştiğinin söylendiği zamanlarda - 2016 ve 2017- hepimiz biliyoruz ki söz konusu büyümenin aksine REFAH seviyemiz ciddi anlamda düşüş gösterdi. Neden? Çünkü dış ticaret hadleri bozuldu! Belki ihracat bir önceki seneye göre arttı ama birim olarak ihracatta gerileme oldu. Şöyle açıklamaya çalışalım: 10 birim malı 10 dolara ,sonraki dönemde ise 13 birimi 11 dolara satıldığını varsayalım; bu durumda GSYH (Gayri Safi Yurtiçi Hasıla) 1 dolar artmıştır ama 1 birim ihracattan önce (10/10=1) 1 dolar ,sonrakinde ise ( 13/11=0.846) 0.846 dolar kazanılmış. Bir yoksulluk oluşmuş mu ? Evet. Sonuçta, içerde tüketilmesi olası mal dışarıya, hem de önceki ihracata göre ucuza satılmıştır. İşte REFAH seviyesinin düştüğünü bu noktada algılıyoruz. Neden ? Bu mal yurt içinde satılsaydı enflasyonun düşmesine yol açacaktı. Son tahlilde büyüdük ama yoksullaştık !

Birdenbire düşülmedi bu slumpflasyon çukuruna; buraya gelene dek önce küçük taşlara takıldı ayaklar ,sonra sarp kayalara ,oradan da çukura! Yol belliydi ,şartlar çukuru gösteriyordu ama kimse tınlamadı! Teğet meğet deyip geometriye daldılar ve dahi daldırdılar derin uykuya yandaşlarını ! Küçük dertler dedikleri döndü mü büyük dertlere,kaosa! Olan ,her zamanki gibi emekçilere oldu/ olacak; gerisi tuzlarını iyice kuruttu!

Şöyle kuruttu:Üretim araçlarına sahip olanlar yani hırsızlar, üretimden çekilip, spekülasyondan para kazandılar ! Buna utanmadan bir de isim taktılar: FİNANSALLAŞMA!

Bu sonuca, iktidardaki hükümet erkinin yanlışlarından mı , yoksa global anlamda kapitalizm 1929 'daki gibi büyük sancılara gark olduğundan mı gelindi ? Şüphesiz HER İKİSİ de !

Kapitalizm can çekişirken ve de büyük büyük ,kocaman ekonomistler neden-sonuç ilişkisini apaçık görürlerken , HASARı ONARMAK düşüncesinin, vakit kazanmak adına oyalamaktan yani kısa günün karını düşünmekten başkaca bir anlamı var mıdır? Kesinlikle yoktur !

***

Velhasılı en basit deyimiyle deniz bitmiştir!

Maliyet enflasyonunun olduğu yerde de kimse refah beklemesin !

Ekonominizde ithal girdilere (ham madde ,yarı mamul vb.) muhtaçsanız maliyete yansıyan kur artışından kurtulmak sadece hayaldir.

Böyleyken böyle işte ;üretim yok,mal yok ama OLAN mala da talep varsa enflasyonun yukarı doğru giden ivmesini bırakın geriletmeyi durdurmak dahi olanaksızdır.

Fiyatlar yükseldiğine enflasyon çıkar , enflasyon çıkınca risk karşısında millet dolara koşar,kur yükselmeye devam eder,bu durum da maliyete ve fiyatlara yukarıyı gösterir; ve bu kısır döngü devam eder gider !

***
Şimdilerde önemli olan bu dibe vuruşun nasıl hasır altı edileceği ki hükümet erkinin bu konuda oldukça usta ve deneyimli olduğu biliniyor. Sarılın tüm kutsallarınıza; din, bayrak vs. ... Yurt içindeki malzemelere, yurt dışındakiler de eklenince değmeyin keyiflerine ; çünkü düzenlerini sürdürmek adına hep beraber çalışıyorlar !

Eğer ,siz IŞİD denilen grup adına başarılarının(!) devamı için ülkenizde mevlit okutursanız bunun karşılığını da bir şekilde göreceksiniz ! Düzenin devamı adına tüm çirkinliklerinizi ,barbarlıklarınızı yarıştırın !


Bu yarışa yeni bir katkı daha var :

TÜGVA namıyla anılan bir vakıf var ve bu vakfın Yönetim Kurulu'nda Bilal Erdoğan bulunuyor. Adı geçen vakıf 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde gerçekleşen ezan polemiğine şöyle bir katkı sunuyor:

Ezan, bizim için Roma’nın, New York’un, Pekin’in, Tokyo’nun, Moskova’nın, Berlin’in, Paris’in ve yarım kalan hesabımız olan Viyana’nın fethine niyet tazelemektir. Ezan, dünyanın her yerinden mazlumların tek silahı, tutsak İhvan’ın özgürlük türküsü, Çeçen mücahitlerin zafer ezgisidir. Ezan, bu dünyanın çakılı manevi çivisi ve tüm Müslümanların kırmızı çizgisidir.”

« Son Düzenleme: 16 Mart 2019, 00:11:15 Gönderen: Ekim »
Ne yeraltında; ne yeryüzünün doruklarında kendine yer bulamayan rengarenk bir kelebek süzülüyor odama. Gelip kırmızı bir karanfilin üstüne konuyor. Direnç aşılıyor, umudu, geleceği müjdeliyor, düşlerin gerçek olacağı günleri… Gelip tam yüreğimin üstüne konuyor.