Gönderen Konu: BURJUVA CUMHURİYETLER!  (Okunma sayısı 133 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı veda

  • İleti: 3124
BURJUVA CUMHURİYETLER!
« : 22 Mart 2019, 19:33:39 »
Sermaye kendini ekonomik olarak yeniden üretmekte engellerle karşılaştığında, alt yapısal değişimleri gerçekleştirmek ve bu değişimlerin önündeki engelleri kaldırmak için siyasi üst yapıda yeni egemenlik biçimlerine başvurur.
İşte bu yazıda, yukarıda vurguladığımız GENEL DOĞRU çerçevesinde, CUMHURİYETLERİ inceleyeceğiz.

Birinci Cumhuriyet, burjuvazinin ideolojik öncülüğünde gerçekleştirilen, o tarihsel kesitte daha ileri bir toplumsal formasyonu(Kapitalizm) hedeflediği için İLERLETİCİ olan bir  BURJUVA DEVRİM sonrasının Egemenlik Biçimidir.

Birinci Cumhuriyet, DEVLETİN tüm olanaklarını kapitalizmin alt yapısını oluşturmak için harcamış, bürokrasiden ve feodal toprak ağalarından bir kısmını devşirerek yeni bir Burjuva Sınıf yaratmıştır.

Kapalı ve devlet ağırlıklı bir ekonomik yönetimin uygulanma nedeni batıdaki gibi,  bir önceki toplumsal formasyonda oluşan  ve üretici güçlerin gelişimine öncülük eden bir sınıf olmadığından bu görevi DEVLET üstlenmiştir.
Kapitalizmin gelişimini sağlayan tüm alt yapı yatırımları  DEVLET tarafından üstlenilmiş ve yeni oluşturulan sınıfın hizmetine sunulmuştur.

Dünyadaki gelişim ve sermayenin ulusal sınırları aşması, üretimin giderek toplumsallaşması, mekandan bağımsız hale gelmesi, pazarın giderek bir dünya pazarına doğru evrilmesi, tek yanlı, kapalı ülke ekonomilerinde sermayenin kendini yeniden üretmesinde engel oluşturmuş, bu ekonomilerin birine sahip Türkiye'de de, sermaye kendini yeniden üretebilmesi için alt yapıda bir takım değişimlere gereksinme duymuştur.

Alt yapıdaki bu değişimlere uygun olarak ve bu değişimlerin önünü açacak üst yapısal değişimler İkinci Bir Cumhuriyeti, ülke ekonomisini ve sermayeyi dışa açacak değişimleri gerçekleştirecek yeni bir egemenlik biçimini zorunlu kılmıştı.
İkinci Cumhuriyetin ortaya çıkış nedeni budur.

Tabii, hazır İkinci Cumhuriyet'ten bahsederken, 12 Eylül Faşist Diktatörlüğü'nden bahsetmeden geçmek olmaz.
İşçi ve emekçilerin çıkarları aleyhine gerçekleştirilecek alt yapısal dönüşümlerin,  sınıf hareketinin ivmesinin yüksek olduğu, sınıf sendikacılığı yapan sendikaların var olduğu ülkede gerçekleşmesi olası görülmediğinden, her türlü işçi hakkının kısıtlandığı, sendikaların kapatıldığı bir ortamı yaratmanın koşulu olarak   Faşist Diktatörlük devreye sokulmuştur.

Sermayenin ardında olduğu, bir avuç faşist generalin başında olduğu ABD destekli faşist cunta, Turgut Özal'ı ekonominin başına getirerek, sermayenin geldiği bu evreye uygun alt yapısal değişimleri gerçekleştirmiştir.

Günümüzde ise artık KAPİTALİZM tarihsel sınırlarına gelmiş dayanmış, içerisinde yer aldığı yapısal krizin çıkışsızlığı onun kendini ekonomik ve buna bağlı siyasal olarak üretmesinin önünü tıkamıştır.

İşte sermaye bu tıkanıklığı aşmak, kendini yeniden üretmek için, yetki paylaşımı daha merkezi, kuvvetler ayrılığını yok sayan, daha baskıcı, daha totaliter egemenlik biçimlerine başvurmaktadır.
Bizim Üçüncü Cumhuriyet diye nitelediğimiz egemenlik biçimi budur.

Sonuç olarak, her üç CUMHURİYET de sermayenin gelişim evresine bağlı olarak siyasi üst yapının yeniden yapılandırılmasıdır.
Her üçünün de ortak paydası BURJUVA CUMHURİYET olmalarıdır.

Artık Lenin'in deyimiyle emperyalizm çağında, yani burjuvazinin sınıf olarak gericileştiği, asalaklaştığı ve çürüdüğü bu çağda bizim için burjuva cumhuriyetlerden, bu çürümüş gericileşmiş, asalaklaşmış sınıfın cumhuriyetlerinden hiç bir beklentimiz yoktur.   
« Son Düzenleme: 23 Mart 2019, 00:17:07 Gönderen: veda »
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET