Gönderen Konu: EKİM DEVRİMİ NEDİR?  (Okunma sayısı 168 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı veda

  • İleti: 3124
EKİM DEVRİMİ NEDİR?
« : 27 Mart 2019, 15:08:33 »
Son günlerde sosyal medya üzerinden özellikle Ekim Devrimi’nin 101. yılında, Ekim Devrimini tartışmalıyız gerekçesinin ardına sığınarak işi, Ekim 1917 devrim değil darbedir diyecek kadar ileri götüren liberaller ortaya çıktı.

Aslında bu olanlar yeni değil.
Şu an liberal sulara yelken açmış, Marksizm’den istifa etmiş Oya Baydar da geçmişte, Reel Sosyalizm’in çöküşü sonrası yazdığı kitaplarda sık sık Ekim 1917 devrim değil, darbedir tezini yinelemişti.

Öncelikle, DEVRİM nedir onun üzerinde duralım:
Marksistler’e göre  Devrim çok kabaca  ekonomik, sosyal ve siyasal bir alt üst oluştur.
Devrim, çelişkiler ve bu çelişkilerin yarattığı çatışmalar diyalektiği temelinde, ekonomik ve siyasal maddi koşulların değişimi olarak ortaya çıkar.

Marksistler, olaylara ve olgulara diyalektik baktıkları için, olaylardaki ve olgulardaki nesnel ve öznel yanı bir bütünlük içinde ele alarak çözümlemeye giderler.
Bu nedenle de, Marksistler'in çözümlemeleri, bilimsel bir temele dayanır.

Bir kalkışmayı devrim olarak nitelemek için iki temel kıstas vardır:
Birincisi bu hareketin SİYASAL YÖNELİMİ VE HEDEFLERİ, bir diğeri de siyasal anlamda devrimin iktidarın sınıfsal el değiştirişidir.

“İktidarın bir sınıftan ötekine geçişi, sözcüğün salt bilimsel anlamıyla olduğu kadar, politik ve pratik anlamıyla da bir devrimin birinci, başlıca ve esas belirtisidir...” der Lenin.

Bir de Toplumsal Devrim vardır ki o da ; Marks'ın bahsettiği, üretici güçlerle,üretim ilişkileri arasında var olması gereken zorunlu uygunluk yasasının bozulmasının yani üretici güçlerin gelişiminin, üretim ilişkileri tarafından engellenmesi sonucu  artık üretici güçlerin gelişimine uygun yeni üretim ilişkilerinin, eskinin bağrında doğduğu ve geliştiği, sonrasında da eskinin yerini alarak üretici güçlerin gelişimine olanak sağladığı, uzun bir tarihsel döneme denk düşen DEVRİMDİR..

Bu bağlamda 1917 Ekimi’ne bakarsak:
Bir kere bu kalkışmanın, siyasal yönelimi ve hedefleri, kapitalist üretim ilişkilerine ve bu ilişkilere denk düşen üretim araçları üzerindeki özel mülkiyete son vermek, kendi sınıf egemenliğini kurarak, Komünist Manifesto 'da yer aldığı biçimiyle, kendini toplumda egemen konuma,ulus konumuna yükseltmektir.

Yine 1917 Ekimi’ne baktığımız da; Devrimin esas belirtisi olarak, İktidarın Sınıfsal El Değiştirişi de  söz konusudur.
İktidar, siyasi erk, Burjuvaziden alınmış ve İşçi Sınıfı kendi iktidarını kurmuştur.

Bu nedenle, 1917 Ekim bir POLİTİK DEVRİMDİR.
Aynı zamanda tıkanan, gelişimi engellenen TOPLUMSAL DEVRİMİN de önünü açmıştır.

Ekim Devrimine yönelik, onu DARBE olarak niteleyen, HERKESE DEMOKRASİ diyerek, Demokrasiyi SINIFSAL bağlamından kopartan Liberallerin ortaya sürdüğü gerekçe, Bolşeviklerin iktidarları süresince  kimseye siyasal yaşam hakkı tanımamasıdır!

Öncelikle bu soruya yanıt vermeden önce Ekim sonrası Rusya'nın içerisinde bulunduğu ekonomik ve siyasal duruma bir göz atmak gerek.
Bilindiği gibi Ekim de iktidarın işçi sınıfı tarafından alınmasının zamansız olduğunu bir süre daha Krensky devam edilmesinin şart olduğunu ileri süren MENŞEVİKLER, başından itibaren bu iktidarın yürümemesi için ellerinden gelen her şeyi yaptılar.
Buna ek olarak  iç savaş başlatarak işçi iktidarını yıkmak isteyen dış güçlere yardımcı olmakta vardı.

Kimdir bu siyasal yaşam hakkından mahrum edilenler!
Menşevikler ve sağ Sosyalist Devrimciler.

İşte bir bardak suda kopartılan fırtınanın nedeni, Ekim bir Devrim değil, DARBEDİR demenin gerekçesi Kurucu Mecliste çoğunluğu sağlayan Menşevikler ve Sağ Sosyalist Devrimcilere karşı Kurucu Meclis'in tasfiyesiydi.

Hiç kimsenin Proletaryadan ya da Komünistlerden, Burjuvazi için DEMOKRASİ talep etme hakkı yoktur.
Halkın büyük çoğunluğu (ne istediği değil,hangi koşullarda nasıl istediği önemlidir) Burjuva Demokrasisi istiyor diyerek, emekçi halkın yararına yapılan bir devrimi karalıyarak, onu DARBE olarak niteliyerek, üstelik bir de Burjuvazi için DEMOKRASİ talebinde bulunmak, en başta devrimi gerçekleştiren işçi sınıfına hakarettir.

Üstelik; Kurucu Meclis’in dağıtılmasından önceki yapısına baktığımızda,en son Sosyalist Devrimciler’in sol kanadı da, (yani sol sosyalist Devrimcilerde Bolşeviklerle birlikte hareket ediyor) ne kadar gerici,sistem yanlısı, İşçi Sınıfı İktidarını yıkmak isteyen dış güçlerce desteklenen ve bu yıkım için kullanılacak siyasi oluşum varsa hepsi burada.

Bunları dağıtmamak, bunlara “Demokrasi” adına yaşam hakkı tanımak, İşçi Sınıfı İktidarını kendi eliyle yıkmak ve yeniden İktidarı Burjuvaziye vermekle eş anlamlıdır.
Bu İŞÇİ SINIFINA İHANETTİR.

Proletarya Diktatörlüğü bunun için vardır.
Proletarya Diktatörlüğü  ezilenler,sömürülenler için ne kadar demokrasiyse,ezenler ve sömürenler için de o kadar diktatörlüktür.
Bu bağlamda da Proletarya Diktatörlüğü öz olarak SİYASAL bir Diktatörlüktür.

Neden bunu söylüyoruz? Çünkü, onun asıl olması gereken siyasal yönünü yok sayanlar var.
Bu baylara göre PD, Ekonomik ve Sosyal bir Diktatörlük.

İşçi Sınıfı siyasi erki ele geçirdikten sonra, kendi sınıf egemenliğini(PD) kurar, kendini toplumda egemen konuma, ulus konumuna sokar.
İşçi Sınıfının, karşıtından siyasi erki ele alması;onu ekonomik, siyasal ve ideolojik olarak mülksüzleştirmesi anlamına gelir.

-Ekonomik olarak mülksüzleştirme;üretim araçlarının özel mülkiyetine son vermesidir.
-Siyasal olarak mülksüzleştirme; burjuvazinin politik olarak örgütlenmesinin engellenmesidir.
-İdeolojik olarak mülksüzleştirme; burjuvazinin sahip olduğu  zihinsel üretim araçlarının elinden alınması, bu yolla yaptığı propaganda ve bu tür çalışmaların sona erdirilmesidir.

İşçi Sınıfı, tüm bunları, aslında Engels’in deyimiyle asıl işlevi karşıtı sınıfı baskı altında tutmak için kullandığı sınıf egemenliği, Proletarya Diktatörlüğü aracılığıyla yapar.

veda
« Son Düzenleme: 27 Mart 2019, 15:12:09 Gönderen: veda »
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET