Gönderen Konu: DEMOKRASİ İÇİN BİRLİK, SINIF VE SİYASET ARASINDAKİ BAĞ!  (Okunma sayısı 139 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı veda

  • İleti: 3124
Demokrasi için birlik mi, Hangi Demokrasi için birlik?  Bu sorulara verilecek yanıt, yanıt verenin profilini gözler önüne sermek anlamında önemlidir.

Bu sorulara yanıt verecek kişinin, yanıt vermeden önce DEMOKRASİYİ KİMİN İÇİN  istediğine karar vermesi gerekir!
Eğer, işçi - emekçiler ve ezilenler için bir Demokrasi isteniyorsa, doğal olarak arzulanan demokrasi, Burjuva Demokrasisi olamaz.
O halde Demokrasi için birlik isteyenler, hangi Demokrasiden yana olduklarını belli etmeliler.

Sakın kimse HERKES İÇİN DEMOKRASİ demesin!
Bu söylemi bir Marksist’in tartışması için Marksizm’den istifa etmiş olması gerekir!

Marksist-Leninistler için Demokrasi ne anlama geliyor, açık ve nettir.
Biz, bu sayfalarda bunu defalarca dile getirdik.

Yanlış anlaşılmasın, Komünistler diğer Toplumsal Güçlerle GÜÇ BİRLİĞİ, EYLEM BİRLİĞİ yapmaz demek istemiyoruz.
Koşullar gereği her zaman bu tür GÜÇ BİRLİĞİ, EYLEM BİRLİĞİ  yapılabilir ama İLKELİ olmak koşuluyla.

Bizim, üstünde durmak istediğimiz birlik   Komünistler’in Birliğidir.
Bu birlik taktiksel eylem birliklerinin ötesinde İLKELİ STRATEJİK bir birlik olmalıdır.

Bugün AKP ve Saray rejimi diyerek neredeyse, iktidarın asıl sahibini, burjuvaziyi unutmuşa benziyoruz.
AKP ve Saray rejimi iktidardan bağımsız, iktidardaki sınıftan ayrı bir oluşum değildir.
AKP ve onun Saraydaki temsilcisi gitse de yerine gelecek olan, iktidardaki sınıf değişmedikçe, bir öncekinden çok farklı olmayacaktır.

İşte Komünistler’in Birliğinin hedefi iktidardaki SINIFTIR.
Bu hedefe yönelik bir birlikteliktir KOMÜNİSTLERİN BİRLİĞİ!
xxxxxxxxxx

İktidardaki sınıf her gün farklı siyasi gelişmeleri ortaya koyarak gündemi istediği biçimde değiştirebiliyor.
Bizler de asli görevimizi erteleyerek bu gündemin peşinden sürükleniyoruz..

Daha önce de söylediğimiz gibi burjuvazi kendi sınırlarını belirlediği politik alanı bizlere dayatarak, onun istediği biçimde siyaset yapmamızı sağlıyor.

Tabi ki, gündemin gerisinde kalmamalıyız ama gündemin gerisine düşeceğiz diyerek de gündemin içinde boğulmamalı, sınıf içersinde çalışma yapmayı ötelememeli, sınıfla, siyaset arasında kopan bağı oluşturmalıyız.
Bunun içinde SINIFLA, SİYASET arasındaki bağı oluşturacak SINIF ARAÇLARINA gerek vardır.

Sınıfla Siyaset arasındaki bağın oluşmasının götüreceği yer, İşçi Sınıfının Politikleşmesi, kendinde sınıftan kendi için sınıf konumuna geçmesi, "mademki üretiyorum o halde yönetmeliyim" diyerek karşıt sınıfla ERK mücadelesine girmesidir.

Bunu sağlayacak olan da, Sınıfın ERK savaşım aracı onun partisi, KOMÜNİST PARTİDİR.
İşte SINIF ARAÇLARI, Sınıfla, Partisi arasındaki iletişimi sağlayan KAYIŞLARDIR.

Sınıf Araçlarını bir arabaya benzetirsek, Parti bu arabayı hareket ettiren, onun önüne koşacağımız AT dır.
Eğer Atı Arabanın önüne koşmaz onun ardına bağlarsak Araba hareket etmez, patinaj yapar durur.
Ne yazık ki işçi sınıfını kendine hedef kitle olarak gören siyasal oluşumların bize göre bir türlü bu çalışmayı politik alana yöneltememesinin nedeni budur.

Bir diğer sorun mevcut koşullarda sınıfla temas noktalarının nereleri olacağıdır.
Tabi ki akla en yakın gelen, sınıfla birebir temas kurulacak işyerleri, fabrikalardır.

Ancak sendikaların mevcut durumu ve iş verenin devlet destekli baskıları kimi zaman bazı iş yerlerinde bu teması olanaksız kılmaktadır.
İşte o zaman yapılması gereken, işçi sınıfının barındığı, yaşamının kalan bölümünü sürdürdüğü, diğer toplumsal güçlerle iç içe yaşadığı mahallerde örgütlenerek, buradan iş yerlerine, fabrikalara geçmektir.

Her iki örgütlenme biçimi de eş zamanlı ve iç içe geçmiş olarak gerçekleştirilmelidir.
veda
 
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET