Gönderen Konu: REEL SOSYALİZMİN ÇÖKÜŞÜ ÜZERİNE!  (Okunma sayısı 167 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3096
REEL SOSYALİZMİN ÇÖKÜŞÜ ÜZERİNE!
« : 27 Mart 2019, 21:00:53 »
En baştan bu konuda dile getireceklerimiz,o gün yaşanan olaylara bugünden bakabilmenin bize sağladığı kolaylığın bir sonucudur.
Oysa o günün Devrimci Önderleri böyle bir kolaylığa sahip değildi!

Onların bakabilecekleri,önlerinde yaşanmış 71 gün süren bir Komün deneyimi dışında bize bıraktıkları gibi zengin bir birikim,deneyim  yoktu!

Rusya gibi,ekonomik ve sosyal olarak geri bir ülkede,iktidar olmak, yığınlara verilen sömürüsüz bir dünya vaadinin ağırlığı altında ezilmemek,  bir taraftan da iç savaş,diğer taraftan emperyalist ambargo altında ayakta kalabilmek, onların ne denli olağanüstü bir işi başardıklarının kanıtıdır bizim için.

Tabi ki yanlış adımlar atılacaktı,ama bu yanlış adımlar, yukarda ifade ettiğimiz nesnelliğin zorlamasıyla, bir anlamda çaresizlik sonucu atılmış adımlardı.
Lenin ve yoldaşları her zaman büyük bir açık yüreklilikle bu yanlışlıkları dile getirerek,bizlere de bu gün için önemli ip uçları verdiler.

1921'de Bogdanov'a yazdığı mektup:
"Rezil Bürokrasiye karşı kamusal mücadeleyi nasıl yürüteceğimizi bilmiyoruz.Bu yüzden başta Adalet Halk Komiserliği olmak üzeri hepimiz iğrenç kokulu halatların ucunda sallandırılmayı hak ettik.Bir gün bu yüzden ipe çekileceğimize ilişkin umudumu bütünüyle yitirmedim ve gerçektende böyle bir sonu hakediyoruz"(Lenin-Toplu Eserler-cilt 36,s 557)

13 Kasım 1922 :
"Eski Devlet Aygıtını devr aldık ve bu bizim için talihsizlikti.Bu aygıt sık sık bize karşı çalışıyor.1917 de iktidarı ele geçirdikten sonra,hükümet memurları işlerimizi sabote ettiler.Bu bizleri çok ürküttü ve onlara "Lütfen geri gelin" diye yakardık.
Hepsi geri geldiler ve bu da bizim talihsizliğimiz oldu.(Lenin-Toplu Eserler-cilt 33,s 482)


Son derece yüksek ücretler vererek burjuva uzmanların yardımından yararlanılmasıyla Paris Komünü’nün ilkelerinden geri dönüldüğü gerçeğinin halktan gizlenmesi, burjuva siyasetçilerin düzeyine inmek ve halkı aldatmak olurdu.[17]  [“Sovyet İktidarının En Yakın Görevleri”, Seçme Eserler, c.7, s.337]

Yaşanan iç savaş ve bu süreç içersinde uygulanan savaş komünizmi ekonomisi,diğer taraftanda Emperyalist Ekonomik kuşatma ekonomiyi felç etmişti.

Bu koşullar altında Lenin ve arkadaşları NEP adıyla ekonomiye canlılık getirecek,ekonomiyi hareketlendirecek devlet denetiminde kapitalist uygulamalara izin veren bir dizi karar aldılar.

Lenin için nasılsa,  Devlet İŞÇİ DEVLETİ,onun kontrolünde geçici bir süre Kapitalist uygulamaların bir zararı olmaz,tersine ekonomi canlanır mantığı güdülmüş ancak bu uygulamalar ekonomiye,özelliklede kırsaldaki ekonomiye belli bir canlılık getirse de,sonuçta ortadan kaldırılması amaçlanan Kapitalizmin kendini yeniden üretmesine yol açmıştı.

“coşkuya doğrudan bel bağlayarak değil, ama büyük devrimin yarattığı coşkunun da yardımıyla ve kişisel çıkar, kişisel güdü ve ticaret ilkeleri temelinde, bu küçük köylü ülkesinde ilkin devlet kapitalizmi yoluyla sosyalizme giden sağlam geçitler inşa etmeye koyulmalıyız.” [“Ekim Devriminin Dördüncü Yıldönümü Üzerine”, Seçme Eserler, c.6, İnter Yay., Kasım 1995, s.523]

İşte sorunda,yani çöküşün başlangıcı olan sorunlar tam da bu noktada başladı.
Geçici olarak ve nesnel dayatma ve çaresizlik sonucu bu kararlar alınsa da  bu kararların yarattığı tahribat,daha doğrusu kapitalizmin ve bürokrasinin kendini yeniden üretebileceği bir alanı ona sağlaması ,bu kararların getirisinden çok daha fazla götürüsü olduğunu bizlere gösteriyor.

Devlet Kapitalizmi,Bürokrasinin en kolay yerleşebileceği,en kolay varlık bulabileceği ,en kolay beslenebileceği bir ortamı sağladı.

Burada bir parantez açalım ve Lenin’in söylemindeki Devlet Kapitalizmi’nin ,Kapitalizm altında bir Devlet Kapitalizm’i olmadığını,işçi devleti kontrolünde Kapitalist uygulamalar olduğunu belirtelim.
Böyle de olsa ,bu yol bir taraftan da Devleti yöneten partinin ( asıl yönetim organları olması gereken Sovyetler yerine Partinin ikame edilmesi)  içersindeki unsurlarda kaçınılmaz olarak bürokratik eğilimlerin ortaya çıkmasına neden oldu.

Bir taraftan parti içersindeki bürokratik eğilimler diğer taraftan uygulanan Devlet Kapitalizmi nedeniyle ortaya çıkan üst düzey bürokratların partiye sızmaları,partinin yapısını da bozdu.
Gorbaçovlar'ın,Yeltsinler'in,Putinler'in nerelerden geldiği ortadadır.
Bunlar dışardan ithal edilmediler,ya da gökten zembille de inmediler,bunlar SBKP içersinde ürediler ve  geldiler!

“Eski Bürokratları kovduk,fakat geri geldiler.Bunlar yakalarında kırmızı kurdele taşıyorlar ve sıcak köşelere yerleşiyorlar.Bu konuda ne yapılabilir?Bu pislikle tekrar tekrar mücadele etmeliyiz;geri gelip tekrar üstümüze yapışırsa onu tekrar tekrar temizlemeliyiz (Lenin Toplu Eserler-cilt 29,s32)

Aynı dönemde :
"Çarlık bürokratları sovyet kurumlarına katılmaya,kendi bürokratik yöntemlerini uygulamaya başladılar;komünizmin renklerine bürünerek kendi mevkilerinde daha başarılı olacaklarını ve Rus Komünist Partisi'nin  üyelik kartına erişeceklerini düşünüyorlar...
Burada kendini en çok hissettiren şey kültürlü güçlerden yoksun olmamızdır."


Bir başka nokta Marks’ın üzerinde önemle durduğu YABANCILAŞMA konusu ve buna bağlı olarak KÜLTÜRLEŞME üzerinde  o dönemin Bolşevik Önderleri tarafından yeterince durulmaması.

"Egemen sınıfın düşünceleri, bütün çağlarda, egemen düşüncelerdir, başka bir deyişle, toplumun egemen maddi gücü olan sınıf, aynı zamanda egemen zihinsel güçtür. Maddi üretim araçlarını elinde bulunduran sınıf, aynı zamanda, zihinsel üretimin araçlarını da emrinde bulundurur, bunlar o kadar birbirinin içine girmiş durumdadırlar ki, kendilerine zihinsel üretim araçları verilmeyenlerin düşünceleri de aynı zamanda bu egemen sınıfa bağımlıdır. Egemen düşünceler, egemen maddi ilişkilerin fikirsel ifadesinden başka bir şey değildir..."(Karl Marks)

Egemen sınıf böylece zihinleri ele geçirerek, zihnin bir özelliği olan bilinç ve onun belirlediği gündelik yaşamda ki davranışlar üzerinde  egemenlik kurar.

Öyleki zihne akan,bilinci belirleyen maddi koşullar ortadan kaldırılsa da,bunlar alışkanlık olarak çok uzun süre varlığını sürdürürler.
Bilinçteki tahribatın giderilmesi çok uzun bir dönemi gerektirir.

Bu durum aynı zaman da Egemen sınıfın ,ekonomik ve siyasal olarak mülksüzleştirilsede, ancak zihinlerdeki zincir kırılana değin, yeniden egemen konuma gelmesinin potansiyel kaynağıdır.

Bir tek Lenin bu konuya değinmiş, oda çok yoğun bir tempo içersinde olduğundan bu konuda  gereğini yapamamıştır.
 
“Kim kimi yönetiyor? Bu yığını komünistlerin yönettiğinin söylenmesinin doğru olduğundan hiç de emin değilim. Doğrusu onlar yönetmiyor yönetiliyorlar. Burada çocukken gördüğümüz tarih derslerinde söylenenlere benzer şeyler olmuştur: Bazen bir ulus diğerini ele geçirir; ele geçiren ulus yenen ve ele geçirilen de yenilen ulustur. Bu basit ve herkesçe anlaşılabilir bir şeydir. Fakat bu ulusların kültürlerine ne olur? Bu noktada işler o kadar basit değildir. Yenen ulus yenilenden daha kültürlü ise kendi kültürünü yendiği ulusa dayatır; fakat tersi durumda yenilen ulus kendi kültürünü yenen tarafa kabule zorlar… Onların kültürü çok berbat, dikkate değmez olsa da, bizimkinden daha yüksek bir düzeyde."V. İ. Lenin, Lenin’in Son Kavgası, Öteki yayınevi, “XI. Parti kongresine sunulan politik rapor, 27 Mart, 1922””

İktidarı Burjuvaziden almak,onu hem ekonomik hemde siyasal olarak mülksüzleştirmek yetmemektedir.
Bu mülksüzleştirme zihinsel alanda yapılamadığı için , eskinin egemen kültürü  bir süre sonra , işçi ve emekçileri   teslim almış, onun çürümesine, yozlaşmasına ve iktidarı bir karşılık vermeden, eski sahibine, Burjuvaziye geri vermesine  neden olmuştur.


Eğer Reel Sosyalizm’in çöküşünü ,bu çöküşün nedenlerini öğrenmek ve o çöküşten bugün ve yarın için politik sonuçlar çıkartmak istiyorsak, bir kez daha kafamızı duvarlara vurmak istemiyorsak  bu süreci,  kişiler üzerinden değil, o kişilerin yazdıkları o tarihi geçmiş yada içersinde bulundukları verili koşullar üzerinden değerlendirmemiz gerekiyor.

Yoksa Stalini günah keçisi ilan ederek ya da çöküşü 1956 XX Kongerede partiyi revizyonistlerin ele geçirmesi nedenine bağlarsak,bir sonuç,daha doğrusu bizim için yararlanabileceğimiz bir sonuç elde edemeyiz.


Tüm bunların ışığında geçmişe bakarken hoşgörüyü ve onların içersinde bulunduğu verili olumsuz koşulları unutmamalıyız.

Marks’ın dediği gibi insanlar kendi tarihlerini kendileri yaparlar, kendi keyiflerince değil, geçmişten devir aldıkları ve halen verili koşullar altında yaparlar.
Bolşeviklerde bu tarihi işte bu geçmişten ve içersinde yaşadıkları verili olan bu olumsuz koşullar altında yapmışlardır

O nedenle bir kez daha Rosa Luxemburg’un söylemlerine kulak vermek gerekiyor.
"Bolşevikler, gerçek bir devrimci bir partinin tarihsel olanakların sunduğu sınırlar içinde yapabileceği katkıyı her şeyiyle yapabileceklerini gösterdiler. Onlardan mucizeler yaratmaları beklenmiyor. Savaş tarafından tüketilmiş, emperyalizm tarafından boğazlanmış, uluslararası proletarya tarafından ihanete uğramış, yalıtılmış bir ülkede, örnek ve kusursuz bir proleter devrimi bir mucize olurdu.

Bolşevik siyasette temel ve kalıcı olan budur. Bu anlamda Bolşevikler siyasal iktidarı feth etmek, sosyalizmin gerçekleştirilmesini pratik bir sorun olarak koymak ve bütün dünyada emekle sermaye arasındaki hesabın görülmesi davasını ilerletmek yoluyla uluslararası proletaryanın başını çekerek ölümsüz bir tarihsel hizmette bulundular. Rusya’da sorun sadece ortaya konabilirdi. Rusya’da çözülemezdi. Ve bu anlamda gelecek her yerde ‘Bolşevizme’ aittir."
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET