Gönderen Konu: KAÇAK YOLCULARIN, EMEKÇİLERİN GEMİSİNE BİNMESİNE MÜSADE ETMEYELİM!  (Okunma sayısı 71 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3096
“Demokrasiye gidiyor gibi gösterilen gemiye bir hevesle binen bazı aydınlar denizin ortasında kaçak yolcu muamelesi görebilir ve gemiden atılabilirler, kanımca bunun farkında değiller.” (Hürriyet, 18 Nisan 2010)

Yukarıdaki cümle, bir Ulusalcı tarafından eski Yarsav Başkanı Emine Ülker Tarhan tarafından dile getirilmiş.
Bize göre, önemli olan kimin söylediği değil, ne söylenmek istendiğidir.

Bu bağlamda baktığımızda bize göre son derece doğru bir saptama!
Bu cümlede Aydınlardan kasit, 2010 Anayasa Referandumunda AKP nin "İleri" Demokrasisine EVET, ya da YETMEZ AMA EVET diyen LİBERALLERDİR.

Bu kaçak yolcular içerisinde kimler yok ki!
Aydın Enginler, Oya Baydarlar, Ufuk Uraslar, HDP nin dümenini elinde tutan Sezai Temelliler, Garo Paylanlar, Altan Kardeşler, Murat Belgeler, Cengiz Çandarlar, Oral Çalışlarlar kullanım süreleri dolduğu için gemiden atılan daha bir çok Liberal Zevat.

Artık sonuna gelmiş, sonuna geldiğinin farkına vararak toplumsal kesimler üzerine saldıran Sermayenin bu aşamada bu Liberal Zevata gereksinimi kalmadığı için  bu Liberalleri, şimdilik kaydıyla, bir başka zaman diliminde kullanmak üzeri GEMİDEN ATMIŞTIR.

Şimdi bu Liberaller ÖZ ELEŞTİRİ verme gereği bile duymadan utanmazca, yüzleri kızarmadan DEMOKRASİ HAVARİSİ kesilmişlerdir.
Sanki o bir dönem savundukları AKP nin "İleri" Demokrasisinin, gelinen bu aşamada hiç bir etkisi yokmuş gibi!

Son Yerel Seçimler bu Liberal Zevatı, özelliklede HDP nin dümenini elinde tutan zevatı, Sermayenin bir başka piyonu CHP ile, diğer piyonu AKP ye karşı içi boş, sınıfsal temelden soyutlanmış bir Demokrasi anlayışı temelinde bir araya getirmiştir.

Üstelik bu piyonların her ikiside, Devletin Derinliğindeki Güçler tarafından, birisi MHP tarafından, diğeri İYİP tarafından DENETİM altında tutulurken, yerel Seçimlerde de Topluma bu Sermaye Piyonlarının ortaya koydukları SİYASET dayatılmıştır.

Liberaller bu işbirliğini meşru kılabilmek için de, sanki Diktatörlük ile Demokrasi biribirinden farklıymış gibi, sanki Diktatörlük bir sınıf egemenliği, Demokraside onun bir biçimi değilmiş gibi, DEMOKRASİ MASALINI ortaya sürmüşlerdir.

Rahmi Yıldırım "Elitist faşizmden lümpen faşizme" başlıklı yazısında konuya son noktayı koymuş!   
"Burjuva Diktatörlüğünün Elitist ya da Lumpen olanı arasında seçim yapmak yerine, Emek Demokrasisini kurmanın koşullarını düşünmenin zamanı değilmidir?"
https://www.politez.com/detail/rahmi-yildirim/9533/elitist-fasizmden-lumpen-fasizme?fbclid=IwAR2BtCP1kCsuRuPCToKKTuMO5iJN5Lh4VtJkOTSseeMsrJ8DWfa0fudVxzs#.XMV3uaRRXIU

Evet artık bu iki sağ, Sermaye Sınıfının  çıkarlarını gözeten siyasetlerin dışına çıkılarak, Emeğin çıkarlarını gözeten, Emek Demokrasisine, Proleter Demokrasiye gitmenin yol ve yöntemleri üzerinde durmak gerekmektedir
.
veda
« Son Düzenleme: 29 Nisan 2019, 11:17:17 Gönderen: veda »
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET