Gönderen Konu: HANGİ DEMOKRASİ, KİMLER İÇİN DEMOKRASİ?  (Okunma sayısı 97 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3096
HANGİ DEMOKRASİ, KİMLER İÇİN DEMOKRASİ?
« : 29 Nisan 2019, 12:20:58 »
HDP'nin Liberal Eş Başkanları Van da Yerel Seçimler ve sonrası için açıklama yapmışlar!
Bakalım bu liberal zevat neler demiş!

"31 Mart seçimlerine giderken çok önemli bir iddiayı dile getirdik.
Dedik ki 'Tüm kayyumları süpüreceğiz. Ama sadece kayyumları süpürmekle kalmayacağız , AKP- MHP blokunu olduğu her yerde gerileteceğiz' dedik. Hep birlikte sizlerin emeğiyle çalışmalarıyla bunu hep birlikte başardık. Biz siyasetin kulvarını değiştirdik. Tüm sivil toplum örgütlerini, sendikaları, toplumsal muhalefetin bütün dinamiklerini hatta tüm muhalefeti 'demokrasi ittifakı'nda buluşmaya davet ediyoruz. Evet, Türkiye'nin acil sorunlarına acil çözümler üretmek istiyorsak 'demokrasi ittifakı'nda buluşarak, demokratik adımları atmalıyız. Acil ihtiyacımız demokrasidir"(Sezai Temelli)


Sezai Temelli'ye tek bir soru soracağız HANGİ DEMOKRASİ, KİMLER İÇİN DEMOKRASİ?
Öyle ya KİMİN İÇİN BU DEMOKRASİYİ isteyeceğiz?

Eğer Demokrasi istiyeceklerimiz bu ülkenin, işçi ve emekçileri, ezlenleri, yoksulları, mülksüzleri ise bu DEMOKRASİNİN adı ne olacak?
Kapitalizm koşullarında Demokrasinin, işçi sınıfı ve emekçiler üzerinde DİKTATÖRLÜK olduğunu, hemde azınlığın, çoğunluk üzerindeki DİKTATÖRLÜĞÜ olduğunu bile bile isteyeyeceğimiz DEMOKRASİ, nasıl bir DEMOKRASİ olabilir?

Üstelik bu Demokrasi İttifakına sınıfsal bir ayırım yapmadan, Sermayenin en kanlı diktatörlüğü olan Faşizm'in temsilcisi olan bir partiyi de(İYİP), hatta tüm muhalefet diyerek, dahil ederseniz, bu nasıl bir DEMOKRASİDİR . 

"Seçim sonuçları, sandıktan çıkan sonuçlar herkese ders vermiştir. Özellikle AKP hükümetine büyük bir ders vermiştir. Seçim sonuçları sizlere ve AKP hükümetine şunu öğretmelidir. Ayrın yapmadan, bu ülkede yaşayan herkesi bir bütün olarak görmek zorundasınız. Bu halk sandıklarda size bunu gösterdi, bunu beyan etti. O yüzden diyoruz ki 'demokrasi ittifakı' önemli bir ittifak olacaktır. Bu ittifak içerisinde bir bütün olarak haraket etmesinin zamanı işte şimdidir. Biz de bugün buradan bunu ilan ediyoruz"(Pervin Buldan)

Sanki bu ülkede tüm bu olumsuzlukların, baskının, zorun, hukuk tanımazlığın, adaletsizliğin, haksızlığın kaynağı AKP.
AKP nin başındakiler tüm bu olanları kendi insiyatifleri ile kendi kişisel çıkarları doğrultusunda gerçekleştiriyor.

Bu saptama, tıpkı Liberaller'in Hitler bir deliydi, tüm insanlığı korkunç bir savaşa sürükledi, Faşizm Hitler'in kafasından türemiştir türü, sınıfsal bağlamından kopartılmış bir Faşizm tanımına benziyor.
Oysa hepimiz biliyoruz  FAŞİZM'İN , Sermayenin kanlı diktatörlüğü olduğunu.

Yukarıda yazdıklarımız bağlamında AKP'ye ders vermeniz ya da onlara bir şeyler öğretmeniz, AKP'nin ardındaki Sermaye Patronlarının içazeti olmadan olası mı?

Gittikçe sağa kayan ve sağa kayacağını, sola her tür kapıyı kapatacağını hem gösterdiği adaylarla, hemde Faşist İYİP le ittifak yaparak gösteren bir CHP ile, nasıl bir Demokrasi İttifakı???

"Burjuva Diktatörlüğünün Elitist ya da Lumpen olanı arasında seçim yapmak yerine, Emek Demokrasisini kurmanın koşullarını düşünmenin zamanı değilmidir?"(Rahmi Yıldırım)

veda

Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimdışı Salih58

  • İleti: 16
Ynt: HANGİ DEMOKRASİ, KİMLER İÇİN DEMOKRASİ?
« Yanıtla #1 : 29 Nisan 2019, 17:47:07 »
Alıntı
Sezai Temelli'ye tek bir soru soracağız HANGİ DEMOKRASİ, KİMLER İÇİN DEMOKRASİ?
Öyle ya KİMİN İÇİN BU DEMOKRASİYİ isteyeceğiz?
Eğer Demokrasi istiyeceklerimiz bu ülkenin, işçi ve emekçileri, ezlenleri, yoksulları, mülksüzleri ise bu DEMOKRASİNİN adı ne olacak?Kapitalizm koşullarında Demokrasinin, işçi sınıfı ve emekçiler üzerinde DİKTATÖRLÜK olduğunu, hemde azınlığın, çoğunluk üzerindeki DİKTATÖRLÜĞÜ olduğunu bile bile isteyeyeceğimiz DEMOKRASİ, nasıl bir DEMOKRASİ olabilir?

Demokrasilerin, sınıfsal ilişkilerden ve ''hangi sınıf için'' sorusundan bağımsız olmadığı gerçeği üzerinden, demokrasiler ile otoriter rejimleri aynı potada değerlendirmek bir hayli yüzeysel bir tutum olur. Evet, Lenin'in, parlamenter demokrasiye ilişkin oldukça sert eleştirileri mevcut. Fakat o dönem Lenin'in, demokrasi denildiğinde çıldırmasının sebebi, burjuva parlamenterizmi sebebiyle sınıf savaşımı tezinin artık geçerli olmadığı, onun yerini sınıfların uzlaşmasının aldığı yönündeki savlardı. Dolayısıylada Marksizmin, sığ bir parlamenter reformizme indirgenmesiydi. Lenin bu yüzünden burjuva demokrasilerini eleştiren yazılar ve söylevlerde bulundu. Fakat bu, demokrasinin, otoriterleşme eğilimlerine karşı Sosyalistler tarafından savunulmayacağı, önemsizleştirileceği anlamına gelmez. Tabi ki bir Sosyalistin demokrasiye ilişkin perspektifi, bir liberalin öngördüğü şekilde demokrasiyi, soyut bir özgürlük vurgusu ile tüm sorunların çözümünü getirecek bir amaç olarak görmek değildir. Fakat bir ülkede otoriterleşme karşısında toplumun bir demokratik tepkisi var ise, Solun bu süreçte demokratik taleplere kulaklarını tıkayıp, ''demokrasi aslında sınıf diktatörlüğüdür'' türü doğru olmasına rağmen, ülkedeki mevcut durum ve demokrasi talepleri ile ilintili olmayan, toplumsal demokratik muhalefeti küçümseyen kavramlar üzerinden kayıtsız kalması hatalıdır.

Lenin, Ne Yapmalı adlı eserinde çok güzel özetler;

''Bir yandan zindancılar hükümetinin "sessiz-sedasız yazarlara, yaşlı profesörlere, bilim adamlarına ve tanınmış liberal zemstvo üyelerine" nasıl zorbaca davrandıklarına işaret ederken (n° 5, "Yazına Karşı Polis Saldırısı"), gazetesinin düzenbaz liberallerinin "anlamsız düşlerini" "yalancı ikiyüzlülüklerini" gözler önüne serdik....... Bu taktiklerde, proletaryanın sınıf bilincinin bulandırılmasını ve liberalizm ile bir uzlaşma gören kimse, Credo programının gerçek anlamını kavrayamamaktadır ve lafta ne kadar reddederse etsin, o programı de facto uygulamaktadır. Çünkü böyle bir yaklaşımla, bu kişi sosyal-demokrasiyi "işverenlere ve hükümete karşı iktisadi mücadele"ye doğru sürüklemekte ve liberalizme boyuneğmekte, her "liberal" konuya etkin olarak müdahalede bulunma ve o sorunda kendi tutumunu, sosyal-demokratik tutumunu belirleme görevini bırakmaktadır.''

Demek ki Sosyalizm mücadelesi, kapitalizmin sözcülüğünü yapan liberal düşünürlerin, otoriter rejimler tarafından maruz kaldığı baskıya karşı bile demokratik tepkinin ortaya konuluşundan bağımsız değildir. Liberallerle olan ideolojik mücadele, onların ideolojik çürümüşlüklerinin teşhiri, onların maruz kaldıkları anti-demokratik muamelelere kayıtsız kalmamızı gerektirmez. Sosyalistlerin verdiği emek mücadelesi, hatta zamanı geldiğinde demokrasiyi bile ortadan kaldırma amaçları, yukarıda Lenin'in sözünü ettiği türde otoriter eğilimlere karşı, ''demokrasi zaten sınıf diktatörlüğüdür'' gibi tanımlamalar üzerinden kayıtsız kalınmasını gerektirmez. Bilakis bunların teşhirini ve demokrasinin savunusunu gerektirir. Fakat Sosyalistler tabi ki bunu, düzen partilerin kuyruğuna takılarak değil, kendi örgütlülüğü üzerinden ve toplumsal muhalefete önderlik ederek gerçekleştirir. Bu bakımdan Sosyalistlerin Millet ittifakını desteklemeleri üzerine eleştirilerinizi haklılık payına sahip olabilir. Fakat demokrasi üzerine beyan ettiğiniz görüşlere katılmıyorum.

Alıntı
Sanki bu ülkede tüm bu olumsuzlukların, baskının, zorun, hukuk tanımazlığın, adaletsizliğin, haksızlığın kaynağı AKP.
AKP nin başındakiler tüm bu olanları kendi insiyatifleri ile kendi kişisel çıkarları doğrultusunda gerçekleştiriyor.

Bu görüşünüzede katılmıyorum. İktidardaki siyasal odağı hedef almayan bir muhalefet anlayışı anlamsız ve soyuttur. Başka bir siyasi partide iktidara gelse, mevcut üretim ilişkileri içerisinde aynı noktaya varır varsayımı, doğru olsa bile politika dili açısından anlamsızdır. Muhalefetin dinamizmini baltalayan ve iktidara yarayan bir söylemdir. Siyasette anlamlı bir muhalefet, somut veriler üzerinden yapılır. Siz iktidarda kimin olduğuna bakmayın türü bir söylem veya ''sermaye egemenliği'' kavramı üzerine kurgulanmış bir soyut iktidar tanımı, muhalif kitleler için anlamsızdır.

Bu sebeple iktidarı muhatap almayan, gelinen noktada onun rolünü küçümseyen bir yaklaşım, somut gerçeklikten kopuk, teoriyi, pratiğin önüne geçiren soyut bir yaklaşımdır. Halbuki teori, pratiği açıklayan ve somut veriler üzerinden toplumsal ve siyasal hayatı anlamlandıran bir araçtır.
« Son Düzenleme: 29 Nisan 2019, 17:51:45 Gönderen: Salih58 »

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3096
Ynt: HANGİ DEMOKRASİ, KİMLER İÇİN DEMOKRASİ?
« Yanıtla #2 : 29 Nisan 2019, 22:13:16 »
Düşüncelerime katılmayabilirsiniz, bende sizinkilere katılmıyorum.
Zaten katılsak, ortada tartışma olmazdı öyle değilmi?

Önemli olan, saygı sınırları içerisinde, tekrara düşmeden tartışabilmek.

"Demokrasilerin, sınıfsal ilişkilerden ve ''hangi sınıf için'' sorusundan bağımsız olmadığı gerçeği üzerinden, demokrasiler ile otoriter rejimleri aynı potada değerlendirmek bir hayli yüzeysel bir tutum olur."

Toplumda bir tepki var ama bu tepkiyi sadece Demokrasi yoksunluğu ile sınırlamak doğru olmaz.
Asıl tepki, gelinen bu aşamada ,ağır ekonomik kriz koşulları altında insanların artık nefes alamaz duruma gelmelerine karşı  gösterdikleri tepkidir.

Bu koşulların asıl kaynağını yığınlara göstermeden, bu krizin asıl sorumlusunun kim olduğunu onlara anlatmadan HERKESE DEMOKRASİ gibi, sınıfsal bağlamından kopartılmış, içi boş bir Demokrasi Masalıyla onları uyutmak da bana doğru gelmiyor.

Lenin Demokrasi diyince çıldırmakta son derece haklıymış.
Bugün  içerisinde bulunduğumuz  durum çok mu farklı!

Demokrasi diye,diye Sosyalizm'i unutturmak isteyenler, Demokrasi Mücadelesinin  Sosyalizm Mücadelesine tabi olması gerektiğini kabullenmeyenler, Demokrasiyi bir araç olmaktan öte AMAÇLAŞTIRANLAR, Aracı Amacın önüne koyarak, Amacı görmezden gelenler yokmu!   

"İktidardaki siyasal odağı hedef almayan bir muhalefet anlayışı anlamsız ve soyuttur. Başka bir siyasi partide iktidara gelse, mevcut üretim ilişkileri içerisinde aynı noktaya varır varsayımı, doğru olsa bile politika dili açısından anlamsızdır. Muhalefetin dinamizmini baltalayan ve iktidara yarayan bir söylemdir. Siyasette anlamlı bir muhalefet, somut veriler üzerinden yapılır. Siz iktidarda kimin olduğuna bakmayın türü bir söylem veya ''sermaye egemenliği'' kavramı üzerine kurgulanmış bir soyut iktidar tanımı, muhalif kitleler için anlamsızdır."

Önce İktidar olmakla, Hükümet olmak arasındaki farkı ortaya koyacaksınız.
İktidar Sınıfsaldır ama Hükümet iktidardaki sınıfın koşullara ve konjektüre göre çıkarları doğrultusundaki politikalarını belirlemekle yükümlüdür.
Komünistler'in amacı Siyasi İktidarın işçi sınıfı ve emekçiler tarafından ele geçirilmesidir.

Bahse konu yazıda ki eleştirim koca bir yazıda Demokrasi dışında başka bir sözcüğün geçmemesidir, hani baştan dedik ya, tam da Demokrasi diye, diye Sosyalizmi unutturmak isteyen bir yazı!
Zaten Liberallerden farklı bir şey beklemekte yanlış olur.

veda
 
« Son Düzenleme: 30 Nisan 2019, 00:04:37 Gönderen: veda »
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET