Gönderen Konu: "Nasıl Cepheleşsek", GÜZEL BİR SORU!  (Okunma sayısı 173 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3096
"Nasıl Cepheleşsek", GÜZEL BİR SORU!
« : 12 Mayıs 2019, 14:01:56 »
Ali Ateş tarafından yazılan Gazete Manifestoda paylaşılan " Nasıl Cephelensek" başlıklı yazıdan iki alıntı yaptık.
https://gazetemanifesto.com/2019/pusula-nasil-cephelensek-263689/

Birisinin her cümlesinin altına imza atarak, yazan arkadaşı bu saptamasından dolayı kutlarız.
Diğerine ise belli noktalarda itirazımız olacak.

Önce katıldığımız ve altına çekincesiz imza koyacağımız alıntıya bakalım;
"AKP gericiliğinin, otakrasisinin, baskısının, hukuksuzluğunun ve adaletsizliğinin bir karabasan gibi toplumu sardığı içinden geçtiğimiz kesitte bu unutma hali düzen siyasetinin gemisine binmeye varıyor. Bugün ister milli cephe ister demokrasi cephesi isterse ilericilik cephesi kodlamalarıyla gündeme getirilsin “salt AKP karşıtlığı ve AKP’nin geriletilmesinden ibaret” bir siyasal yaklaşım, sınıf uzlaşmacılığına varacak ve eninde sonunda burjuva liberalizmine ve restorasyonuna meyledecek bir siyasal tutuma yol verecektir. Düzen siyasetinin ekseninin daha da sağa kaydığı bir tabloda, solun da adım adım düzen partilerine benzeyerek liberalleşme sürecinin zemini tam da buradan aranmak durumunda."

Söylenecek fazla bir şey yok.
Yazan arkadaş çok doğru bir saptamada bulunarak, durumu özetlemiş.

Düzen Siyasetinin Gemisinin sahibinin Sınıfsal İktidarı elinde tutan Sınıf olduğunu, bu geminin kaptanının da AKP olduğunu, zaman zaman geminin alacağı yola ve denizin durumuna göre Kaptanın değişeceğini ama değişmeyenin Düzen Siyasetinin Gemisinin SAHİBİ olan Sınıf olacağını aklımızdan çıkartmamalıyız.

İtirazda bulunacağımız alıntıya baktığımızda;
"Bunun kadar masa başında klavye konuşturan örgütsüz solculuğun da baskın olduğu bir siyaset tarzı türemiş durumda. Sanal ortamda savaş oyunları oynayan “ordusuz karargah kurmayları” gibi davranan ve sanal siyaset oyunlarıyla siyaset, solculuk ve devrimcilik “yaptığını” zanneden bir tarzın sağına soluna bakmadan, önünü arkasını getirmeden, “siyaset algoritmaları” üretmesinde bir keramet aramayı sorgulamak gerekiyor."

Tabi ki örgütlü olmak, örgütlü mücadele vermek, bir Komünist için olmazsa olmaz bir durum.
Ancak verili koşullarda içerisinde mücadele verilecek bir Örgütlü Yapı yoksa, ortada elimizi altına koyacağımız bir TAŞ yoksa, illaki örgütlü olacağım diye,kendisini çoban, senide bu çobanın güttüğü bir koyun olarak gören, belli açılımlar için, ortaya konacak tavırlar için, seni kendi mücadelesinde konu mankeni olarak gören siyasi oluşumların örgüt diye ortalıkta dolaştığı bu durumda Örgütsüz KALMAK daha doğru değilmi?

Eğer bir savaş verilecekse tabiki o savaşı verecek Ordunun içerisinde olmak gerek.
Ya ortada bu normlarda, bu savaşı götürecek bir ORDU yoksa!

Ülkenin gidişatı ile ilgili salt örgütlü olanlar konuşsun, ya da yazsın, bunun dışında örgütsüz olanların sesi çıkmasın temelli bir mantık, nasıl bir SANSÜR anlayışının ifadesidir.

1 Mayısta da gördük; Örgütsüz bireysel katlılım, Örgütlü katılımla neredeyse eşit düzeydeydi.
Demek ki elimizde UN var ama bu UNU  karacak bir yapı yok.

Sınıf Hareketinin içerisinde bulunduğu bugünkü verili durum, ortada gerçek anlamda bir Örgütün olmadığını bizlere göstermiyormu?
Rosyada Sınıf Hareketindeki Gericilik Dönemi, 1905-1917 arasıdır.

Rusya da tam 12 sene, bizde ise 1980  temel alırsak tam 39 sene.
Demek ki bizde ki Örgütler, gerçek anlamda Örgüt olabilmek için fazlaca bir şey yapmamışlar.
veda
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET