Gönderen Konu: ÜRETİCİ GÜÇLER  (Okunma sayısı 1030 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3155
ÜRETİCİ GÜÇLER
« : 14 Mayıs 2019, 18:37:50 »
Klasik söylem, Kapitalizmin üretici güçleri geliştirmediği yönündedir.
Oysa Marks,"Hiç bir toplumsal formasyon, içerdiği üretici güçleri sonuna değin geliştirmeden yok olmaz der"
Kapitalizmin üretici güçleri geliştirdiği doğrudur, ancak burada önemli olan içerdiği tüm üretici güçleri geliştirme koşulunun ne olduğudur.

Kapitalizm de değişim değeri belirleyiciyken, Feodalizm de kullanım değeri asıl faktördür.
Teknolojinin gelişimi ile muazzam bir değişim değeri birikimlerinin olanakları ortaya çıkmıştır.
Kullanım değerinin belirleyici olduğu Feodalizm ise tarih sahnesinden çekilmek zorunda kalmıştır.

Artık başka bir düzen kurmanın somut olanakları ortaya çıkmıştır.
Bu gelişim, bu gelişime öncülük edecek Burjuva Sınıfının bir özne olarak tarih sahnesine çıkmasına neden olmuştur.

Üretici güçlerin gelişimi tek başına teknik gelişime bağlanamaz, burada önemli bir nokta bu gelişimin üretim sürecine ne şekilde bağlandığıdır.
Makinalar, feodalizm döneminde ortaya çıkmasına karşın, önemli olanın bunların üretim sürecinde yer almasıydı, bunun içinde bu makinaları üretecek ve işletecek emekçilere gereksinim vardı.
Bu emekçilerin ortaya çıkması içinde, bunları toprağa bağlıyan feodal ilişkilerin kırılması zorunluydu.

Bugünde farklı bir durum gözlenmiyor.
Kapitalizm üretici güçleri geliştirse de, yarattığı toplumsal olanakların değerlendirilmesini engelliyor.
Bu durum üretici güçlerin farklı bir durumda yeniden örgütlenmesini ve gelişimini zorunlu kılıyor.

Kapitalizm üretci güçlerin özgürce gelişiminin önünde bir engeldir.
Çünkü kapitalizm üretici güçlerinin gelişimini, kar kıskacı içersinde gerçekleştirir.
Yani kar temeline oturan kapitalizm, tüm gelişimleri bu temele bağlar.

Bu nedenlede, pek çok gereksiz yatırımda bulunduğu için hem kaynak israfına neden olur, hemde üretici güçlerin gelişimini kendi karına endeksliyerek, bu gelişimin özgürce gelişiminin önünde fren görevi görür.

Artık insanların tek tek insanlığın gelişimine katkıda bulunma olanağı sınırlandırılmıştır.
Bugünkü teknolojik düzey, insanların artık bireysel ve toplumsal gelişimi sağlıyabilecek bir zaman sürecine sahip olduğunu
göstermektedir.

Üretim sürecinden arta kala zamanın daha fazlalaştığı bu zaman sürecinin, insanların kendi bireysel gelişimine ve toplumsal gelişime harcanacağını göstermektedir.
Ancak bunun olabilmesi için, insanları toplumsal açıdan yararsız işlerle uğraştıran  üretim biçim ve ilişkilerinin ortadan kaldırılması gerekmektedir.

Bugün kapitalizm, bilimi ve teknolojiyi insanlığa karşı kullanıyor.
Bilimin varlık nedeni, insanların bugününün ve geleceğinin koşullarını iyileştirecek teknolojinin alt yapısını, temelini sağlamaktır.

Bilimin ortaya çıkmasında en temel etken insan ihtiyacıdır.
İnsan ve insanlığa hizmet etmeyen, toplumsal ilerlemeye yardımcı olmayan, kendi çıkış noktasının yani insan ihtiyacının dışında başka amaçlarla kullanılan bilimsel emek, emek olmaktan çıkar, insanlık dışı bir olgu haline gelir.
Bu durumda sistemle insanlık arasındaki uçurum gittikçe fazlalaşır.

Günümüze baktığımız da bilim ve teknoloji, çıkma nedeni olan insan ihtiyacına hizmet yerine, daha fazla sömürünün aracı olarak kullanılmaktadır.
Bu anti insani, anti toplumsal kullanım hem insanlığı hemde onu çevreleyen doğayı tahrip etmektedir.

Bu koşullarda artık kapitalizm, ortadan kaldırılması gereken bir olgu haline gelmiştir.
Artık insanlığın, insan yararını temel alan ve üretici güçlerin özgürce gelişiminin önünü açacak yeni bir toplumsal formasyona gereksinimi vardır.
Üretimin maddi koşulları ile doğrudan üretcilerin birliğinin sağlandığı bu toplumsal formasyonun adı KOMÜNİZM dir.
veda
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET