Gönderen Konu: BONAPARTİZM VE YEREL SEÇİMLER !  (Okunma sayısı 1141 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3096
BONAPARTİZM VE YEREL SEÇİMLER !
« : 15 Mayıs 2019, 17:47:55 »
Sermayenin içerisine düştüğü ağır ekonomik kriz altında, kendini ekonomik ve siyasal olarak üretememesi sonucunda daha baskıcı, daha totaliter egemenlik biçimlerine başvurduğu bir süreçten geçiyoruz.

Bu olağan dışı süreç, olağan dışı koşullarıda, bu koşullara uygun egemenlik biçimlerini de zorunlu kılar.
Artık bu süreçte Burjuva Demokrasisinin kırıntılarını bile bulmak olası değildir.
İşte tamda bu noktada Bonapartist Diktatörlük, bu sürece uygun egemenlik biçimlerinden biridir.

Bonapartizm yada Bonapartist Diktatörlük olağan dışı koşullarda, Marks'ın özellikle Fransa'da İç Savaş ve Louis Bonaparte'ın 18 Brumaire'i  adlı yapıtlarında üzerinde önemle durduğu bir yönetim biçimidir.

Sınıfların tam olarak iktidara egemen olmadığı, devletin görece sınıflar karşısında tarafsızmış gibi bir pozisyon aldığı, ancak amacı kapitalizmin gelişiminin önündeki tüm engellerin yok edilmesi olan, burjuvazinin siyasal gücünü bürokrasiye geçici bir süre devrettiği bu durumu Marks, Bonapartizm olarak tanımlamıştır.

Marks Fransa da İç Savaş adlı eserinde şöyle der:

"Serüvenci Louis Bonaparte'ın, bütün kilit noktalarını -ordu,polis, yönetim mekanizması- elegeçirmesini ve 2 Aralık 1851 günü burjuvazinin son kalesi olan Ulusal Meclisi havaya uçurmasını sağlayan şeyler de, burjuvazinin bu iç çekişmeleridir. İkinci İmparatorluk ve onunla birlikte de Fransa'nın bir siyaset ve maliye serüvencileri çetesi tarafından sömürülmesi başladı; ama aynı zamanda, sanayi de,Louis-Philippe'in, büyük burjuvazinin sadece küçük bir bölümünün başkalarını dıştalayıcı egemenliği ile birlikte soysuz ve pısırık sisteminin ona hiç bir zaman veremeyeceği bir atılım kazandı. Louis Bonaparte, burjuvaları işçilere karşı ve sırası gelince işçileri de burjuvalara karşı koruma bahanesi ile kapitalistlerin elinden siyasal iktidarlarını aldı; ama buna karşılık,egemenliği, spekülasyon ve sınai etkinliği, uzun sözün kısası, tüm burjuvazinin yükselme ve zenginleşmesini, görülmemiş derecede kolaylaştırdı.  Bununla birlikte, imparator sarayı çevresinde toplanan büyük çaplı rüşvet ve soygun da çok daha yüksek bir derecede gelişip, bu zenginleşme üzerinden büyük yüzdeler vurdular."

Gelelim günümüzün Bonapartizmi'ne !
Günümüzü Faşist Diktatörlük olarak tanımlamak, Faşizmin tanımına göre zor.

Gerek Dimitrov'un tanımı,  gerekse klasik tanım bu tanımlamada bulunmamızı olanaksız kılıyor.
Her iki tanımda da Faşizm, tekelci burjuvazinin ya da tekelci burjuvazinin en gerici kesiminin açık kanlı diktatörlüğüdür.
Oysa, AKP'nin  ardındaki sermaye tekel dışı, ranta dayalı, vurguncu, talancı, asalak bir sermaye kesimidir.

Marks'ın aşağıdaki alıntısına baktığımızda alıntının şu bölümü nasıl da bugünü bize anlatıyor:

"Louis Bonaparte, burjuvaları işçilere karşı ve sırası gelince işçileri de burjuvalara karşı koruma bahanesi ile kapitalistlerin elinden siyasal iktidarlarını aldı; ama buna karşılık,egemenliği, spekülasyon ve sınai etkinliği, uzun sözün kısası, tüm burjuvazinin yükselme ve zenginleşmesini, görülmemiş derecede kolaylaştırdı. Bununla birlikte, imparator sarayı çevresinde toplanan büyük çaplı rüşvet ve soygun da çok daha yüksek bir derecede gelişip, bu zenginleşme üzerinden büyük yüzdeler vurdular."

Neden bunları yazdık?
Bunları yazdık çünkü; önümüzdeki seçimler Cumhur İttifakı ya da Millet İttifakı kapışması değildir.
Önümüzdeki seçimler, yaşanan tüm bu olumsuzluklara karşı tepkili, öfkeli ve hoşnutsuz olan, ancak önderlikten ve örgütlülükten yoksun olan toplumsal kesimlerin, Bonapartizm'e karşı tepkisini gösterecek bir REFERANDUMDUR.
veda
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET