Gönderen Konu: DÜZEN SİYASETİ İÇERİSİNDE YOLUNU KAYBEDEN SOL PARTİLER!  (Okunma sayısı 131 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3122
Sürekli söylediğimiz Siyasetin, Burjuvazinin sınırlarını belirlediği, izin verdiği alanın dışına çıkartılmasının gerekli olduğudur.
Eğer bunu yapmazsınız, kendinizi Burjuvazinin belirlediği, sınırlarını çizdiği alana kapatarak tamda Egemenlerin belirlediği kırmızı çizgilerin içerisinde, varsa bir enerjiniz, tüketir gidersiniz.

Çünkü onlar bu enerjinin, belirledikleri kırmızı çizgilerin ötesine çıkmasına izin vermezler.
İşte o zaman onlar için, İktidarları için TEHLİKE ÇANLARI çalmaya başlar.

Yukarda tanımladığımız, özelliklerini sıraladığımız Siyaset alanının bize göre adı Düzen Siyasetidir.
Bu alanın zaten sahipleri vardır ki, biz onları SİSTEM PARTİLERİ VE  SİSTEM SOLU PARTİLER  olarak niteliyoruz.

Burjuvazi Ekonomik ve Siyasal alanı biribirinden ayırarak, Ekonomik alanı, Sınıf Sendikacılığı anlayışından çıktan vazgeçmiş Sendikalar, Siyaset alanını ise, Düzen Siyaseti güden Sistem ve Sistem solu partiler aracılığıyla denetimi altına alır.

Tabi ki Siyaset bu alanın dışına çıksın derken, bu alanda elimizi, kolumuzu bağlayalım, bir siyasal faaliyette bulunmayalım anlamı çıkmaz.
Bu alanı kullanmalıyız  ama bu alan bizim için, bu alanın pisliklerini, bu alanda oynanan oyunların iç yüzünü yığınlara teşhir etmek için bir araçtan öte bir anlam içermemeli.
Yoksa Egemen Sınıfın farklı cenahları arasında tercih yapacağımız bir alan olmamalı.

Bizim söylediğimiz, bu alanda birde müdahil olacak güçten yoksunsanız, Sistem partilerinin kuyruğuna takılmanız kaçınılmaz olur.
Sistemin asıl aktörlerinin yer aldığı, onların etkisi altındaki bu alanda oynadıkları oyunda sizede FİGÜRANLIK yapmak düşer.

23 Haziranda yenilenecek seçimlerde, bu Düzen siyaseti içerisinde oynanan kirli oyunda, biz bu kirli oyunun bir parçası olmayacağız yerine salt ayakta kalabilmek için Sistem partilerinin kuyruğuna takılan, kendilerini Sol, Sosyalist olarak tanımlayan, bu oyunda figüranlığı kabullenmiş partileri görüyoruz.

Bu partilerden TİP'in sözcüsü konumunda olan bir akadaş bakın neler demiş!
"O da şu: Siyaset tarihsel sürecin ve güncel dinamiklerin özgül bir bileşimi sonucunda oluşmuş verili zeminde yapılır ve bu zemin siyaset yapan öznenin etrafını kuşatan koşulları ifade eder. Bu koşulların ötesi ya da dışı yoktur. Her siyasal özne, kendisini bu koşulların çerçevelediği alanda var etmek zorundadır."

Soralım şimdi bu arkadaşa; BU ZEMİN , ülkede egemen olan, Siyasal iktidarın(Sınıfsal) sahibi, hem üretim araçlarını, hemde zihinsel üretim araçlarını elinde tutan ve böylece toplum üzerinde tahakküm tesis etmiş olan Burjuvaziden bağımsızmıdır?

Egemen Sınıf  ETRAFI KIRMIZI ÇİZGİLERLE SINIRLANMIŞ bir  siyaset alanı belirleyecek, ama Komünistler sanki zorunluymuş gibi, mutlakmış gibi bu alanda mücadele edecek.
Yığınlarda düzene karşı oluşan tepkiyi de bu alan içerisinde, bu alanın dışına taşırmayarak ERİTECEK.

Tam da Egemenlerin istediği şey bu!
Sistemin Emniyet Sübaplığını yapmanın özcesi bu!
Yunanistanda SYRIZA'nın ,İspanya da Podemos'un yaptığıda bu!

Nerede kaldı İşçi Sınıfının Bağımsız Sınıf Siyaseti?
Bağımsız Sınıf Siyaseti, kendi iradesini hiçe sayarak, Egemen sınıfın İradesiyle belirlenmiş Siyaset alanını kabullenmek anlamınamı geliyor?
veda
 
« Son Düzenleme: 30 Mayıs 2019, 17:45:56 Gönderen: veda »
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET