Gönderen Konu: GEZİ DİRENİŞİ ÜZERİNE!  (Okunma sayısı 103 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3122
GEZİ DİRENİŞİ ÜZERİNE!
« : 31 Mayıs 2019, 12:12:05 »
Gezi Direnişi ne kiminin abarttığı gibi bir halk ayaklanmasıdır ne de kimilerinin küçümsediği gibi sıradan bir kalkışmadır.
Gezi bu ülke tarihinde önemli bir dönüm noktasıdır.
Gezi Direnişi ile 12 Eylülden beri insanlar,  üzerlerindeki ölü toprağını atmış, ilk defa bu direniş, yığınlar üzerinde etkin olan korku eşiğinin aşılmasını sağlamıştır.

Bu direnişin niyetten bağımsız da olsa Kapitalizm Karşıtı bir içerik taşıdığı görülmektedir.
Kapitalizm kendini yeniden üretirken, bir taraftan da doğal kaynakları sorumsuzca kullanmakta ve tahrip etmektedir.
Kar odaklı bu sistemin, kendi karı için doğayı tahrip etmesi, giderek bu temelde doğayla arasında var olan uzlaşmazlığı açığa çıkartmıştır.
İçinde yaşadığımız doğayı savunmak, bu temelde eylemlilik içersinde olmak, ister istemez bizlerde bu doğayı tahrip eden kar odaklı sisteme karşı Kapitalizm Karşıtı bir bilincin oluşmasına neden olacaktır.
Kendiliğinden de olsa bu kalkışma , doğayla uyumlu bu bağlamda  çevreyi koruyan, insan odaklı bir sistemin olması gerekliliğini, BİLİNCİMİZDE yeşertmektedir.

Gezi Direnişinin bir diğer önemli yanı da bu direnişte, yığınların kendi kararlarını kendilerinin aldığı, Doğrudan Demokrasinin en güzel örneklerinin verildiği Halk Forumlarının, Mahalle Meclislerinin  ortaya çıkmasıdır.
Belkide ilk defa yığınlar, kendi kararlarını bu forumlarda, bu meclislerde hiçbir baskı altında kalmadan alarak, kendi insiyatiflerini ortaya koyarak, sorunlarını ancak kendilerinin çözebileceklerinin bilincine varmışlardır.

Yine Gezide ilk defa geleceğin kültürü olan Kolektif Dayanışma Kültürünün en güzel örnekleri, kurulan yer sofralarıyla ve ortaya konan yardımlaşma ile verilmiştir.
Yarını bugünden kurmanın önemli ip uçlarını görmek isteyenler mutlaka bu direnişte bu yapılanmalarda bu izleri bulacaklardır.

Ancak Gezi Direnişinin en büyük eksiği, Sınıf Hareketinin Toplumsal Hareketliliğin gerisinde kalmış olmasıdır.
Bir kere Toplumsal Harekete Öncülük edecek, Toplumsal Hareketin ÖZNESİ İşçi Sınıfı bu kalkışma da yer almamıştır.
Bu bağlamda da, bu nesnelliğe müdahil olacak İşçi Sınıfının Öncüsü, onun düşünen eli Partisinin yokluğu hareketin kısa zamanda sönümlenmesine yol açmıştır.

Ortada sınıfın öncüsünün olmaması ve bu nesnelliğe insiyatif koyamaması, bu kalkışmanın farklı amaçları olan NeoFaşist oluşumlarla manüpüle edilmesine yol açmıştır.
Perinçek ve şürekası Milli Merkez, Milli Anayasa, Milli Hükümet diyerek, bir taraftan da TSK ya mesajlar yollayarak, bu kalkışmayı AKP yi hükümetten düşürme eylemine dönüştürmüştür.

Ne yazık ki yerine ne koyacaklarını düşünmeyen, olayı salt AKP nin hükümetten düşmesi olarak algılayan bazı ulusalcı sol çevrelerde Perinçek ve şürekasının oyununa gelmişlerdir.

Gezi bizler için önemli bir deneyimdir.
Bizler bu kalkışmalardan çıkaracağımız derslerle, aynı yanlışları tekrarlamadan yolumuza devam etmeliyiz.
Taki bu tür kalkışmaların yaktığı kıvılcımları, geleceğin en büyük ateşine çevirene kadar.

Tüm bu yaşananlar  bize, bu tür kalkışmalardan DEVRİMCİ vazife çıkartacak bir ÖNCÜNÜN ne denli önemli olduğunu, kendi pratik eleştirel faaliyetimizde bizzat yaşayarak bizlere göstermiştir.
veda


Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET