Gönderen Konu: ÜLKEDE VE DÜNYADA GENEL DURUM VE AŞILMASI GEREKENLER!  (Okunma sayısı 177 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3122
İşçi Sınıfının bir avuç sendika bürokratının eline terk edilmesi, sınıfın üretimden gelen gücünü kullanabilmesinin verili koşullardaki olanaksızlığı, kısaca sınıf hareketinin yerlerde sürünmesi buna karşın egemenlerin ekonomik bir kriz içersinde debelenirken, yığınları açlık sınırında yaşamaya mahkum ederken, ekonomik ve siyasal olarak yönetememe durumu ile karşı karşıya iken, buna karşın etki, tepki diyalektiği sonucu bu duruma karşı  yığınlarda biriken öfke ve hoşnutsuzluk, toplumsal antagonizma olarakta tanımlayacağımız bu durumu, sınıfsal antagonizmanın önüne koymuştur.

Sınıfsal olandaki bu durgunluğa karşın tam tersine toplumsal olanda ki bu hareketlilik aslında önümüzde duran en önemli ve çözülmesi gereken bir çelişkidir.
Çünkü Toplumsal Hareketliliğin bunca ivme kazanmasına karşın ona öncülük edecek işçi sınıfının hareketliliğinin  ne yazık ki çok gerilerden gelmesi, toplumsal hareketliliğin kendiliğindenliğine yol açmakta ve bu hareketlilik saman alevi gibi zaman zaman parlasa da bir süre sonra sönümlenmektedir.
Gezi Olaylarını, bu direnişin gelişimini ve bir süre sonra sönümlenmek zorunda kalmasını örnek olarak verebiliriz.

Diğer taraftan toplumsal hareketliliğe öncülük edecek işçi sınıfı da , bugünkü verili koşullarda, NESNEL olarak kendine öncülük edecek öncü müfrezesinden, partisinden,Komünist Partiden yoksundur.

Burada ki NESNELLİKTEN  neyi kast ettiğimizi açmak zorundayız.
Bugün ülkede kendini işçi sınıfının öncü müfrezesi, partisi olarak gören siyasal oluşumlar  vardır.
Ancak bu durum bu siyasal oluşumların  öznel niyetlerinin dışa vurumundan öte bir anlam içermemektedir.
Ne yazık ki ÖZNEL niyetler ortadaki NESNEL gerçeklikle uyuşmamaktadır.

Eğer NESNEL olarak işçi sınıfının öncü müfrezesi, partisi yok diyorsak bunu bize söyleten, niyetten bağımsız, bu ülkede sınıf hareketinin ve işçi sınıfının içersinde bulunduğu durumdur.

Yerelden, dünyasal boyuta geçtiğimizde burada da işler hiç iç acıcı değildir.
Nedir iç açıcı olmayan ; özellikle kapitalizmin tarihsel sınırına gelip dayanmış olması, ekonomik ve siyasal olarak artık kendini yeniden üretememe noktasına gelmesi, tüm dünya da ki nesnelliğin bir başka dünyanın mümkün olduğu gerçeğini bize dayatmasına karşın bu nesnelliğe müdahil olacak öznellikten( Enternasyonal Örgütlenme) yoksun olmamızdır.

Enternasyonal Örgütlenme derken, yılda bir veya iki kez dünyada ki  “komünist” partilerinin bir araya gelerek yaptıkları toplantılardan bahsetmiyoruz.
Bu durum, Komünist Partilerin içersinde artık Emperyalist olduğu tartışılmaz olan Çin’in başında, kapılarını işçi sınıfının  sınıf düşmanlarına, Kapitalistlere açarak, SINIF UZLAŞMACILIĞINI,SINIF İŞBİRLİĞİNİ savunan Çin “Komünist” Partisinin olması da, bu “Enternasyonalin” nasıl bir KOMEDİ olduğunu bizlere göstermektedir.

ENTERNASYONAL, Lenin’in kurucusu olduğu III Enternasyonal Tüzüğünde yer aldığı gibi,Tüm Ülkelerin İşçilerinin Ortak Etkinliğini düzenleyen ve yerel programların üzerinde uluslararası mali oligarşinin strateji ve taktiklerine karşı bir programa sahip  bir yapılanmadır.
Ve amacıda tüzüğünde belirtildiği gibi;

“Yeni Uluslararası İşçi Birliği, değişik ülkelerin proleterlerinin, kapitalizmi yıkma, proletarya diktatörlüğünü ve sınıfların tümden ortadan kaldırılmasına ve komünist toplumun ilk evresi olan sosyalizmin gerçekleştirilmesine yönelecek bir uluslararası Sovyetler Cumhuriyetini kurma hedefiyle girişecekleri ortak eylemleri örgütlemek için kurulmuştur.”(Komünist Enternasyonal Tüzüğü”, III. Enternasyonal Belgeleri, Belge Yay., Ekim 1979, s.25.)

Tüm bunların ortaya koyduğu gerçek, gerçekten Komünistler’in işlerinin çok zor olduğudur.
Üstelik artık Komünistler’in dünya "Ya Barbarlık Ya Sosyalizm" ikilemi ile karşı karşıyayken, hata yapma lüksleri kalmamıştır.

Önümüzde akıp giden yaşam Komünistler’in önüne çok yönlü, hem yerelde hemde evrensel olarak mutlak yerine getirilmesi gereken görevler koymuştur.
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET