Gönderen Konu: ÇAĞ AÇAN, ÇAĞ KAPATAN BİR DEVRİM!  (Okunma sayısı 1015 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3206
ÇAĞ AÇAN, ÇAĞ KAPATAN BİR DEVRİM!
« : 25 Mayıs 2019, 20:03:32 »
Çağ açan çağ kapatan, Proleter Devrimler Çağını insanlığın önüne getiren, bir başka dünyanın da var olabileceğini gösteren  Ekim Devrimi, Burjuvazinin kendi ideologları ve de onun sol içerisindeki Truva Atları tarafından hep HEDEF haline getirilmiştir. 
Hatta bu devrimi bir darbe olarak niteleyen düşüncelere  rastlamak olasıdır.

Oysa Ekim Devrimi, siyasi iktidarın işçi sınıfı tarafından alındığı, burjuvazinin mülksüzleştirildiği, işçi sınıfının kendi sınıf egemenliğini yani Prolterya  Diktatörlüğünü kurduğu bir tarihsel dönemin başlangıcı, bu döneme geçişin bir sıçrama tahtası, bir moment anıdır.

Bu anlam da Ekim Devrimi, Kapitalizm altın da üretim ilişkilerinin, üretici güçlerin gelişimini engellemeye başladığı an ortaya çıkan Toplumsal Devrimin önünü açıcı, onun gelişimini sağlayıcı, politik bir devrimdir.

İlk defa Komünden sonra Tarihte İşçi Sınıfı, toplum da Egemen Sınıf, Yöneten Sınıf olmuştur.
Toplumsal Devrim'in tamamlanması, İnsanlığın sınıfsız ve devletsiz bir Topluma, Komünist Topluma geçebilmesi, çok uzun bir tarihsel döneme karşılık gelir.
Bu tarihsel dönem, Kapitalizm bir dünya sistemi olduğu için, sınıf mücadelesinin tüm dünyada kıyasıya sürdüğü bir dönemdir.

İşçi Sınıfı bir taraftan bulunduğu çoğrafyada, toplum da egemen sınıf olarak, Üretici Güçlerin gelişiminin önünde ki tüm engelleri kaldırır, Sosyalist Üretimin alt yapısını oluştururken, diğer taraftan da asıl amacı olan, sınıfsız ve devletsiz topluma geçebilmenin koşulu olan Kapitalizmi tüm dünya da ortadan kaldıracak bir örgütlülüğü yani Proleter Enternasyonali de ÖRGÜTLEMEK zorundadır.

Komünistler hiç bir zaman mücadelelerini, Ulusal sınırlarla sınırlamazlar.
Ekim Devriminin Mimarının bu konuyla ilgili söylemlerine kulak verelim.

"...1) Bir ülkedeki proleter mücadelenin çıkarları dünya çapındaki mücadelenin çıkarlarına tabi kılınmalıdır.
2) Burjuvaziye karşı zafer kazanmış olan ülke, uluslararası kapitalizmin devrilmesi için en büyük ulusal fedakârlığı yapmaya yetenekli ve hazır olmalıdır"
(Lenin -Ulusal Sorun Ve Sömürgeler Sorunu Üzerine Tezler)


Buradaki Ulusal fedakarlıktan kasıt, gerekirse işçi sınıfının, evrensel çıkarları için kendi Ulusallığını riske atmasıdır.
Bu şu demektir:
O tek ülke, ben devrimimi yaptım bundan gayrisi diğer ülke işçi sınıfının görevidir, ben bunun için kendi ulusallığımı tehlikeye atmam yerine ;ben dünyasal planda emperyalist-kapitalist sistemi yıkmak için gerekirse kendi Ulusallığımı da riske etmeyi göze alırım demektir.

Bence hem geçmişin sağlıklı değerlendirilmesi hemde bugün ve gelecek için bu konunun Lenin’ın bu söylemi çerçevesinde tartışılması gerekir!
Biz de dahil tüm dünya da yaşanan bu siyasi gericiliğin ortaya çıkmasının ve bugün yaşanan nesnelliğe müdahil olacak devrimci bir ÖZNENİN yaratılamamasının nedenlerinden biride Komünistler’in olmazsa olmaz Enternasyonal Örgütlenmeyi unutmuş, ya da ertelemiş  olmaları, işçi sınıfının yerel mücadelesinin çıkarlarını, uluslar arası çıkarlarının önüne koymasıdır.

Mücadelenin bu ayağının eksikliğinin nelere mal olduğu ve ne tür sonuçlar doğurduğu ile ilgili, önümüzde somut yaşanmış bir Reel Sosyalizm pratiği vardır.
Bu pratiği eleştirenlerin, bu pratiğin çöküşünden Ekim Devrimi'nin mimarını sorumlu tutmaları ve ona saldırmaları, aslın da Sosyalizmi hedef aldıklarını gösterir.

Ekim'i eleştirmenin kısa yolu Lenin'i mahkum etmektir.
Ancak Ekim kısa yoldan anlaşılmayacak kadar birçok olgunun üst üste çakıştığı bir devrimdir ve Ekim'i anlamak için Lenin'i anlamak, onun ileri sürdüklerini neden yaşama geçiremediğini araştırmak gerekir.

Yoksa "dilin kemiği yoktur" diyerek, açılan top ateşinin gürültüsü arasında birkaç kurşun da ben sıkayım derseniz, bunu belki yaparsınız ama güneşin balçıkla sıvanamayacağını da birileri çıkar size anımsatır.

İnsanlar kendi tarihlerini kendileri yaparlar ama kendi keyfiliklerince değil, geçmişten devr aldıkları ve halen verili koşullar da der  Marks.
Bolşevikler de kendi tarihlerini bu koşullar da yazmışlardır.

Tarihi yapanları, onu yapanların öznelliği ile değerledirip, onlardan bağımsız ama onları etkileyen nesnellikten kopartırsanız, varacağınız yer bu saldırıların yanın da saf tutmak olur.
VEDA
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET