Gönderen Konu: İŞÇİ SINIFI TARİHİNDE ÖNEMLİ BİR DURAK, 15-16 HAZİRAN!  (Okunma sayısı 69 defa)

0 Üye ve 4 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3122
15-16 Haziran İşçi Sınıfının Mücadele Tarihinde çok önemli bir dönüm noktasıdır.

15-16 Haziran, İçi Sınıfı'nın yıllar boyu düzen sınırları içerisinde, zor ve baskı karşısında biriktirdiği öfke ve isyanın sonucu ortaya çıkan enerjinin dışa vurumudur.

15-16 Haziran, bu Enerjinin, düzenin ördüğü duvarları yıkarak, düzenin dışına taşmasıdır.
Öyle ki sınıftaki bu enerjinin YIKICILIĞI karşısında Devletin kolluk güçleri bile çaresiz kalmıştır.

AP ve CHP’nin oylarıyla Meclis’te yasalaşan Sendikalar Kanunu ile DİSK'in kapatılmasına, işçilerin tek dayanağı olan sendikalarının da ellerinden alınmaya kalkışılmasına karşın işçi sınıfının tepkisi büyük olmuş, başta İstanbul ve İzmit olmak üzere Ankara, İzmir, Adana, Sakarya gibi illerin sanayi bölgelerinden, 100 bine yakın kişi alanlara çıkarak güçlerini ortaya koymuştur.

Ancak hareketin en büyük dezavantajı, her ne kadar ardında pek çok işçi ve köylü dernekleri yer alsada, bu kalkışmadan Devrimci vazife çıkartacak, bu kalkışmayı bir Erk savaşına dönüştürecek işçi sınıfının öncüsünün, yani Partisinin olmaması bağlamında Kendiliğinden bir kalkışma olmasıdır.

Her toplumsal ayaklanma ya da  hareket genelde Kendiliğinden ortaya çıkar ve gelişir.
Yığınlarda biriken isyan ve öfkenin birikmiş halidir Kendiliğindencilik.

Burada önemli olan bu Kendiliğindenliğe müdahil olmak, buradan DEVRİMCİ vazife çıkartabilmektir.
Bu bağlamda baktığımızda, Kendiliğindenliğin yarattığı bilinçte oluşan kıvılcımların ortalığı yakıp, yıkacak ateşe dönüşmesini sağlamak ve bu yıkıcı gücü politikleştirmek bize bu Politik Zemin üzerine basacak İşçi Sınıfının Partisinin var olması gerektiğini söyler

Oysa 15-16 Haziran kalkışması,  ne yazık ki  bu zemine basacak bir ÖNCÜDEN yoksundu.

Bu günü anarken hamasi nutukları bir kenara bırakmalı, sınıf hareketinin bugün geldiği durumu, işçi sınıfının bir avuç sendika bürokratının elinde per perişan halini görerek, bundan böyle ne yapılması gerektiği konusunda önümüze bakmalıyız.

İşçi Sınıfını bir avuç sendika bürokratının elinden kurtararak, SINIF HAREKETİNİ düştüğü yerden kaldırmak için, bu günde konuşulması gereken, bize göre iki temel nokta vardır;

1)İşçi Sınıfının Partisinin varlığının ne denli önemli olduğu

2)Sınıfı örgütleme, Sınıfı yönlendirme anlamında, Parti ile Sınıf arasında, Sınıfla Siyaset arasında köprü olmak anlamında, Sınıfa gidilecek araçların neler olması gerektiği.

Ancak bu şekilde yerlerde sürünen SINIF HAREKETİ silkinir, ayağa kalkar.

Artık sınırlarına gelmiş dayanmış yapısal, yapısal olması nedeniyle de çıkışı olmayan  bir kriz içersinde olan Kapitalizmden bahsediyoruz.
Aynı zaman da sonuna geldiğinin farkına varan, yaralı bir hayvan gibi saldırganlaşan, dünyanın hemen her bölgesini kan göllerine çeviren  bir KAPİTALİZM.

Bir Dünya Sistemi olan Kapitalizm, Etnik ve mezhepsel çatışmaları körükleyerek, halklar arasına soktuğu kin ve nifak tohumları sayesinde halkları biribirine düşürerek ömrünü biraz daha uzatma çabası içersindedir.

Tüm dünya da işçi sınıfının bedeller ödeyerek kazandığı sosyal ve ekonomik hakları, onlardan geri almak için her türlü baskı ve zoru kullanmaktadır.

Politikleşmiş bir İşçi Sınıfı olmadan, bu soygun ve talan düzeninden kurtulmak olası değildir.
İşçi Sınıfı'nın politikleşmesi demek, onun kendinde sınıftan kendisi için sınıf konumuna gelmesi ve Siyasi Erki hedeflemesidir.
Bunu sağlayacak olan da İşçi Sınıfının Partisi yani KOMÜNİST PARTİDİR.

Elveda Proletarya diyenler, bilumum Sınıf kaçkınları da görmektedirler ki, İşçi Sınıfının her hangi bir yerde kıpırdaması, tüm dünyada deprem etkisi yaratmaktadır.
İşçi Sınıfı yerine başka devrimci dinamik aramak, bu dinamikleri işçi sınıfının yerine koymak beyhude çabanın ötesinde bir şey değildir.

YAŞASIN YOLUMUZ İŞÇİ SINIFININ DEVRİMCİ YOLUDUR DIYENLER.
YAŞASIN YENI 15-16 HAZIRANLAR.

veda

Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET