Gönderen Konu: DÜZEN SİYASETİ İÇERİSİNDE YOLLARINI ARAYANLAR!  (Okunma sayısı 220 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3218
DÜZEN SİYASETİ İÇERİSİNDE YOLLARINI ARAYANLAR!
« : 24 Haziran 2019, 13:21:10 »
"Bu yeni evrenin ve dayattığı görevlerin ciddiyeti düşünüldüğünde, sosyalist harekette AKP’ye ve Saray Rejimi’ne yönelik mücadeleyi talileştiren, önemsizleştiren, geleceğe kaçış tavrıyla anti-faşist mücadeleyi ikincilleştiren siyasal yaklaşımlar ve bunların sahipleri devrimci hareketin dışına itilmelidir. Sosyalist hareketin temel gündemi Saray Rejimi’nin toptan yıkılmasıdır ve bunun yegane yolu Türkiyeli emekçilerin siyaset sahnesinde temsil edilmesi, ekonomik krizin yıkımına karşı örgütlülüğünün artırılması, yeni mücadele evresine emekçi karakterin damga vurmasıdır. İstanbul’un kazanılmasına indirgenemeyecek ve bununla sınırlı kaldığında başarısızlığa mahkum olacağı çok açık olan bu hedef, yeni mücadele evresinde de sosyalist hareketin zemini olmalıdır."

Can Soyer'in "Ne oldu, ne olacak, ne olmalı?" başlıklı yazısından alıntı yukarda yazılanlar!

Can Soyer kendi aklınca Sermaye Gurupları arasındaki rant kavgasında TARAF olmayan, bu TARAFSIZ tavır nedeniyle aslında Sermaye Dışındaki bu ülkenin asıl sahipleri olan İşçiler ve Emekçilerden yana TARAF olduğunu gösteren bizleri, sınırlı haddini aşarak Devrimci Mücadelenin dışına itiyor.

Devrimci Mücadeleyi, İktidar perspektifinden yoksun, siyaseti Burjuvazinin sınırlarını çizdiği ve belirlediği alanla sınırlayan, her türlü Reformist gurupların içerisinde at koşturacağı bir alan olarak görüyor.
Komünistler zaten, yukarda özelliklerini belirttiğimiz bu siyaset alanını, Komünist olmanın gereği, temel mücadele alanı olarak bir kenara itmişlerdir.

Komünistler'in her türden, her boydan, yığınları içi boş, sınıfsal bağlamından kopartılmış "Demokrasi" vaadlerinin ardına sığınarak kendi güçsüzlüklerini örtebilmek için sistem partilerinin kuyruğuna takanlarla hiç bir işi olamaz!
Bu nedenle Sn Soyer'in bizi kendi tanımladıkları mücadele alanının dışına itmesi için özel bir çaba göstermesine gerek yoktur.

Bizim zaten amacımız siyaseti,  Sermaye tarafından çizgileri çizilen siyaset alanının dışına taşımaktır.
Bu tür Reformist, düzen siyasetini kendine temel alan siyasal oluşumlarla ideolojik anlamda bir kopuş yaşanmadan, Devrimci Mücadelenin başarılı olması olası değildir.

Tanımladıkları siyaset sahnesi Burjuvazinin sınırlarını çizdiği ve belirlediği SİYASET SAHNESİ olduğu için, "Türkiyeli Emekçilerin Siyaset Sahnesinde Temsil Edilmesi" söyleminde temsil alanının Burjuva Parlementosu olduğu açık biçimde görülmektedir.

Komünistler'in hangi koşullarda Burjuva Parlementosunda yer alacakları geçmiş deneyimlerin ortaya koydukları ile bellidir.
Ancak bu yer alış onun, bunun kuyruğuna takılarak, onun bunun peşinden koşarak değil, işçi ve emekçilerin öz güçüne dayanmalıdır.

Sanırım Devrimci Cumhuriyet diye tanımladıkları da bu çerçeve içerisinde tanımlanmalıdır.
Çağımız Burjuva Devrimleri Çağı değil, Proleter Devrimler Çağıdır.

Emperyalizm Çağında Burjuvazinin artık Devrimci Barutu tükendiği için, Devrimci Kalkışmalarda öncülük İŞÇİ SINIFININDIR.
Bu kalkışmanın alanı ise Burjuva Siyaset Sahnesinin DIŞIDIR.

Yeniden bu Saray Rejimi konusuna gelince;
Defalarca yazdık Rejim, içerisinde bulunulan sistemden bağımsız bir olgu değildir.

"Saray Rejimi, bakmayın başında Saray olduğuna, kendini padişah, halife olarak gören ya da böyle bir yapıyı arzulayanların kafalarında şekillenen sınıflardan bağımsız, niyete bağlı bir olgu değildir.
Rejim, Sermayenin bu krizi aşmak, gelişiminin önündeki engelleri ortadan kaldırmak için başvurduğu Devletin, duruma uygun yeniden yapılandırılmasıdır."
http://www.solplatform.biz/index.php?topic=5571.0

veda
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET