Gönderen Konu: Seçim-Sonuç İlişkisi Üzerine..  (Okunma sayısı 141 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı oencel

  • İleti: 6
Seçim-Sonuç İlişkisi Üzerine..
« : 24 Haziran 2019, 14:18:51 »
Seçim-Sonuç İlişkisi Üzerine…

İstanbul seçimlerinin kazananı zaten belliydi. 31 Mart’ta Ekrem İmamoğlu kazanmıştı. Bunda herkes mutabıktı ( buna Karanlık dahil, onlarda biliyordu kazandığını). Seçimleri İPTAL ettirmek ve yeniletmek KARANLIĞIN “ son sözü ben söylerim “ mesajını halka dikte ettirerek toplumsal anlamda biriken UMUDU söndürme hedeflenmiş, Yıldızı parlayan ve gelecekte rakip olma potansiyeli taşıyan bir adayı başlamadan işini bitirme üzerine kurulu bir senaryoyu uygulamaya koydu, ama bu uygulama öyle bir ters tepti ki yenilenen seçimlerde kazanmış başkandan bu kezde şiddet dozu ağır bir ŞAMAR yedi.
Yenilenen seçimin önemli sonuçları olacaktır. Bu birazda tarafların bundan sonraki tutumlarıyla ilgili lehte ve aleyhte gelişmelere yol açacaktır.
Bana göre kesin olan bir sonuç var o da tıkanan burjuva siyasetine ve temsil ettiği yerli ve yabancı sermayeye soluk aldıracağıdır. Daha önce de değindim, burjuvazi yeni bir lidere kavuştu. KARANLIĞIN iptal kararı ve yenilenen seçim sonrası sekiz yüz binin üzerinde bir oy artışıyla “geleceğin lideri” imajını pekiştirdi.
Toplumun tüm kesimlerini kucaklayan bir imajla gelecek seçimlere hazırlanıyor dersek abartmış olmayız. Seçim konuşmalarına bakıldığında tüm kesimlere mavi boncuk dağıtması bu tezimi güçlendiriyor.
Seçimlerin önemli diğer bir sonucu da KARANLIĞIN çöküşünün altını çizdiğidir, çözülme hızlı mı yavaş mı olacaktır bunu zaman gösterecek kesin olan ise KARANLIĞIN 2023 hedefinin de çöküşüdür seçim sonucu.
Seçimlerin kaybedeni ise lider kültüne inanan toplumlar babında ülkede R.T.Erdoğan ve A. Öcalan olmuştur. (Mektup havada asılı kalmıştır)
Tüm bu değerlendirmeler burjuva siyasası bağlamında anlaşılır.
Sol kulvarda ise durum biraz daha karışıktır. Çünkü meclis dışı sol hala toplumsal gerçekliğin ayrıdına varmış değil. Önemli bir kesimi burjuva muhalefetinin kuyruğuna takılmış ve bundan medet ummaktadır. Umudunu “burjuva demokrasisinin” yeniden inşasına bağlamış, sonrasını ise gelişmelere bırakmıştır.
Sınıf eksenli yaklaşımda bulunan ve burjuva siyasetinden uzak duran sol ( özellikle komünistler) ise net, açık ve tutarlı bir tavır koyarak bir türlü siyaset sahnesine çıkamamaktadırlar.
Seçimlerin en önemli mesajı ise DİPTEN GELEN toplumsal bir dalganın kendisini iyice hissettirmesi olmuş, İmamoğlu kimliği etrafında Beylikdüzü’ünde meydanlarda patlamıştır.
Kötü yanı ise dipten gelen bu toplumsal değişim isteyen dalganın burjuva siyaseti içinde söndürülecek olmasıdır.
Toplumsal değişim isteğinin yenilenen seçimle iyice su yüzüne çıkması karşısında “SINIF” eksenli siyaset yapan sol güçlerin buna ne kadar hazırlıklı oluşlarıdır.
Türkiye sol hareketlerinin en büyük açmazlarıda buradadır.
Dinci faşist iktidarın bu sonuçların ardından uzun süre iktidarını sürdüreceği kuşkuludur. Meclis dışı sol güçlerin tek başına iktidarı alacak güçleri yoksa nasıl bir strateji izlemeleri gereği üzerine kafa yormaları gerekir.
Yani çözülme sonrası yeni oluşumlara açık bir süreçte “Sınıfın” rengini askeri ölçülerde yönetime ortak edecek mücadelenin ön çalışmarı şimdiden yapılmalıdır.
Yok bir hesaplaşma öngörülüyor ve tek başına iktidara yürüyecek gücü keidilerinde görüyorlarsa o zaman sol güçlerin öncülüğünde bir hat oluşturularak siyasi iktidara karşı daha net bir tutumla mücadeleye soyunulur.
Ama tüm göstergeler dipten gelen toplumsal dalganın burjuva muhalefeti etrafında halkalandığını özellikle bu seçimler sonrası KARANLIĞIN  seçimle gideceğine yönelik “UMUT” olgusunun güçlendiğini dışlamadan üzerinde kafa yorulması gerektiğini düşünüyorum.
 Lider kültü gelişmemiş toplumlara özgüdür. Bizde de hala bunun etkisi yadsınamaz. RTE’nin çıkış temelinde de Ekrem İmamoğlu’nun çıkış temelinde de gelişmemiş toplumlara özgü ‘LİDER’lerden medet umma anlayışının olduğu görülmektedir. Bu ise toplumsal öfkenin boşa düşürülmesi liderin iki dudağı arasına sıkıştırıldığı gibi tehlikeli bir durumu da ifade etmektedir. Yani M. İnce deneyiminde görüldüğü gibi burjuva siyasetinde sık baş vurulan bir durumdur bu. E. İmamoğlu’na toplumsal güvenin nerede nasıl boşa düşürüleceğinin garantisi yoktur.
Önümüzdeki günlerde bazı olgular daha net ortaya çıkacaktır. KARANLIĞIN yönetememe durumu, çözülme ve yeni oluşumların durumu, burjuva muhalefetinin yumuşak geçişe yönelik E. İmamoğlu ağzından verilen mesajlar, öyle radikal hesaplaşmalar yerine burjuva devlet aygıtının bekasını gözetecek ortak yolu oluşturma çabaları ve KARANLIĞIN buna yönelik tutumu belirleyecektir. Güçlü bir sol odak yaratılamaz ise burjuvazinin yumuşak geçişi sağlayacak kadroları Millet İttifakı ve E. İmamoğlu seçenekli çözümleri devreye girecektir.
24062019
Ramazan Öncel