Gönderen Konu: Din Yedirilmiş Toplumlar...  (Okunma sayısı 134 defa)

0 Üye ve 4 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı oencel

  • İleti: 6
Din Yedirilmiş Toplumlar...
« : 07 Temmuz 2019, 14:20:14 »
Din Yedirilmiş Toplumlar…

Din yedirilmiş toplumları ayağa kaldırmak zordur. Şeriatla yönetilen krallık yada emirliklere baktığımız zaman bu durumu daha net görebiliriz. Ortadoğu coğrafyasında Arabi yada Berberi toplumlarının yaşadığı dram tamda bu durumu anlatır. Buna Farsi yada bazı afrika toplulukları eklenebilir.
Bizde de “DİN YEDİRME” işlemi yüzünü batı emperyalizmine dönmesiyle  devlet politikası olarak parlamenter sisteme geçişle ve emperyalist çetelerin uluslar arası güvenlik kurumu NATO’ya girişiyle birlikte dozajı gittikçe fazlalaşan din yedirme işlemi devam ederken; diğer yandan cumhuriyetin sol yanı budanarak yerine ise din ve ırkçılık yedirilerek bu günlere gelindi. ‘Türk İslam’ Sentezinden ‘Ilımlı İslam’ projesine geçişlerle birlikte, KARANLIĞIN iktidara taşınarak, devlet olanaklarını seferber ederek, Maraş, Çorum katliamlarını Sivas yangınlarıyla besleyerek, bombalı, silahlı suikastlerle ileri aydınlık damarı önemli ölçüde yok ederek; yerine  gerici el pençe divan duran kesimi satılmış liboş beyinleri koyarak, cemaat ve tarikatlarla işbirliği içerisinde ilan edilmemiş ılımlı şeriat devletine doğru dönüştürüldü. Özellikle 7 Haziran sonrası hamleler 15 Temmuz tezgahıyla taçlandırılarak, kamudaki tüm engeller (FETÖ/PYD terör örgütü torbasına atılarak FETÖCÜLERDEN çok ulusalcı, sol ve aydınlık kesim..) tasfiye edilerek şeri devletin yolları açıldı.
Bu gün üniversitelerde haremlik selamlığın önünü açacak “ Kadın Üniversiteleri “ kurma aşamasına gelinmesi tesadüfi değil. Bizzat Cumhuriyetin kurucu unsurlarının onlarca yıllık ihanetlerinin bir sonucudur. Cumhuriyet’in yüzünü Batı emperyalizmine dönmesiyle (1923 İzmir iktisat kongredi bunun resmi ilanıdır) kapitalist sömürü sistemi içinde yerini almasıyla ilan edilmiş bir süreçtir gelinen durum.
Sömürü çarkı içinde laik ve aydınlık bir ülke olarak kalmanın olanakları yoktur. Sömürünün bekası için toplumun edilgenleşmesi gerekir, DİN bu araçların içinde en etkili olanlarıdır. Irk, mezhep türü alt kimliklerin kaşınmasının altında yatan temel neden emperyalist kapitalist sömürü sistemidir.
Emperyalizm girdiği ülkenin en gerici unsurlarıyla uzlaşır ve en gerici kesimlerini kullanır. Bu da din temelinde mezhepçilik, milliyet temelinde ırkçılıktır, dönem dönem birini öne çıkarsada çoğunlukla ilisini birlikte kullanır.
Yani AKP KARANLIĞI öyle demokratik yarışla falan iktidara taşınan bir güç değil tam tersine soğuk savaş dönemlerinde, Sovyet sosyalizmini yıpratmak için Türki cumhuriyetlerde din kaşınarak, kuşatma temelinde; başını ABD emperyalizminin çektiği “Yeşil Kuşak” projelerinde pişirilerek günümüzde ‘ ılımlı islam’ olarak piyasaya sürülen siyasi aktörlerdir.
Bu gün Mahalli seçimler özellikle de İstanbul seçimleriyle darbe yemiş gibi gözüken KARANLIĞIN oyunlarının bitmediğini bu süreçte yeni oyunlarıyla yüzleşeceğiz. Son dönemlerde tüm siyaset uzmanlarının dillendirdiği ortak nokta:” KARANLIĞIN artık ülkeyi yönetemediği “ tamamda KARANLIĞIN ülkeyi dört başı mamır yönetme diye bir derdi mi var sizce?
Suriye, Libya ve Doğu Akdeniz fokur fokur kaynarken; İran üzerinden Ortadoğu’da kamplaşmalar ve tezgahlar hazırlanırken ordunun yarısını terhis eden ve güçlü ordu imajını yerle bir eden bir kararın alınıp yasallaştırılması burjuva devlet anlayışı içinde dahi açıklayamazsınız. Emperyal başı noterci Trump’ın son S400 güzellemesi ve KARANLIĞA can suyu vermesini de bu karmaşık emperyal ilişkiler içinde okunmasında yarar var.
Bölgede hala emperyal hesaplar dahilinde projeler canlı kanlı piyasaya sürülüyor, kartlar durmadan yeniden karılıyor, yeni durumlara, yeni ittifak grup vb oluşumlara göre  hızlı geçişkenlikler içeren bir coğrafyada Türkiye  gibi bilinç altında imparatorluk kurmuş ve  bu düşü yaşayan ülkelerle oynamak emperyalistlerin en önemli işidir.
KARANLIĞIN iktidarda tutulması ( üzeri çizildiği halde) güçsüzlüğündendir. KARANLIĞIN iktidarda olması emperyalistlerin de istediği bir durumdur. Bölgedeki bir alt üst oluş durumlarında Türkiye bu iktidarla emperyalist müdahalelere açık durumda olacaktır.
İktisadi ve siyasi olarak en güçsüz bir durumu yansıtan ülke içinde ortadan ikiye bölünmüşlüğü de aşan ve toplumsal anlamda güveni yerlerde sürünen bir iktidarla böylesi kaotik durumlarda emperyal hesaplaşmalarda müdahalelere en açık ülke konumunda olacak, sınırlarla oynama dahil emperyal oyunların içinde yer alması nedeniyle tam da bu nedenle toplumsal tabanı güçlü bir siyasi gücün  iktidara taşınması emperyalist çıkar odaklarının işine gelmez. Bu nedenle KARANLIĞIN iktidarı havuç sopa politikasıyla emperyalistlerin bölgedeki işlerine uyumlu sürdürülecek; ne zaman ki toplumsal ayağı iyice zayıflayıp, toplumsal patlamalar tehlikesi gösterirse ve kendine tehlike görürse ipini o zaman çeker ki; İmamoğlu toplumsal öfkeyi şimdilik deşarj etmiş gözüküyor, bu da emperyal güçlerin bir süre daha KARANLIĞIN iktidarıyla yürüyeceğini gösteriyor.
İstanbul ağır yenilgi sonrası bu iktidardan yumuşama beklentisi, reform paketi, normalleşme bekleyenlere gelince daha çok bekleyecekler. Son Merkez Bankası Başkanı’nı görevden alma olayı kendi adamlarına bile güvenin kalmadığını tam bir biat istediklerinin göstergesidir.
Din yedirmede en ufak bir duraksamanın olmadığı, “ liyakat “ olayına itibar edilmeyeceği son atamalarla iyice gün yüzüne çıktı.
Önceleri iktidarı FETÖ ile paylaşan KARANLIK şimdi de diğer tarikat ve cemaatlerle paylaşmaya son sürat devam etmektedir.
Her mahalle üstümüze Kuran Kursu, İmam Hatip kusuyor, her mahalle cemaat vakıflarla kuşatılıyor, ana okulundan üniversiteye insan aklının alamayacağı dozda din yediriliyor. Toplumun hücrelerine kadar dinci bir şırıngayla zerk ediliyor.
KARANLIĞIN iktidarındaki bir veya birkaç kişinin değişmesi yada içinden çıkacak siyasi odaklarla uzlaşılarak normalleşme hikayeleriyle ülkenin bu karanlıktan çıkması olanaksızdır. Bu projeler sermayenin işine yarıyacağı kesin ama ezilen işçi ve emekçiler için sömürünün devamı anlamına geleceği de kesin. Sermaye din yedirilmiş bu toplumda işinin daha kolay olacağını bildiği için yerine pişirmeye çalıştığı “ Normalleşme, herkesi kucaklayan siyasi obje…” arayışları KARANLIĞIN bu şekliyle kalıcılaşacağı bir “normalleşmeyi” demokrasi cilalı İmamoğlu söylemli bir paketle sunarak kendini garantiye almaktadır.
Sol muhalefetin etkisizlettirildiği, önemli bir kesimin “ışıltılı ambalajla  demokrasi cephesi paketiyle” sarmalayıp sunduğu bir ortamda işçi sınıfı ve emekçi kesimleri örgütlü bir mücadeleye hazırlamanın zorluğu ortada, zoru başarmak ise sınıf mücadelesine inananların önünde bir görev olarak durmakta..
07072019
Ramazan Öncel