Gönderen Konu: Tezgahtan Darbeye...  (Okunma sayısı 232 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı oencel

  • İleti: 18
Tezgahtan Darbeye...
« : 15 Temmuz 2019, 09:29:16 »
Tezgahtan Darbeye…

15 Temmuz 2016’daki  olaylar KARANLIĞIN iktidar ortakları arasındaki hesaplaşma (AKP ile Fethullah Gülen Cemaati ) FETÖ Darbe girişimi olarak topluma yedirildi. Bu yedirmede sadece FETÖ ayağı öne çıkarılırken AKP ayağı masumu oynayarak TEZGAH yanının üzerini “ ustaca” diyemeyeceğim kaba ve sırıtan acemiliklerle kapatıldı.   Bu yedirme olayında sadece KARANLIĞIN iktidarı değil burjuva muhalefeti de katkıda bulundu “Yenikapı” buluşması bunun sembolik şovu oldu.
Bu yedirme olayına maalesef bazı sol kesimlerde katkıda bulundu.
Oysa FETÖ olayı öyle sıradan, güdük bir terör örgütlenmesi değil;  tam tersine CIA&MİT ortaklığında soğuk savaş dönemi “Yeşil Kuşak” kapsamında ülke içinde ve ülke dışında Komünizme karşı kurulmuş kontur gerilla terör örgütüydü. “Türk İslam sentezi” bu örgütlenmenin devlet politikası oldu. ABD emperyalizminin Gladio örgütlenmesinin Türkiye ayağı içinde yer alan “İSLAMCI” kanadıydı. Komünizmle Mücadele Dernekleri Kuruculuğu boşuna değildi. Kanlı Pazar, Balgat vb. Katliamlarının arkasında ırkçı faşistlerin yanında iktidarın fikir hocaları M. Şevket Eygi türü dinci karanlık kol kola CIA ve MİT emrinde  ülkedeki SOL KIRIMDA önemli roller üstlendiler. Bu gün  CUMHUR İttifakının ortaklarının bunlar olması tesadüfi değil.
15 Temmuz Tezgahının sonucu kalıcı İslami bir darbeyle burjuva parlementer sistemden “Başkanlık” adı altında adı konulmamış hilafete dayalı ILIMLI ŞERİ devlete geçiş sağlandı.
“FETÖ DARBE girişimi” özellikle 17-25 aralık sonrası hesaplaşmada KARANLIĞIN AKP iktidar kanadının kazandığının netleşmesiyle birlikte, KARANLIĞIN iktidarının  FETÖ kanadının tasfiye edileceği söylentinin ötesinde gerçekliği ortaya dökülürken; bu işlemin nasıl olacağı üzerinde kafa yormalarda başlamış olabilir dersek abartmış olmayız. Görece parlementer sistem ve onun hukuk kuralları içinde bu tasfiye işinin kolay ve hızlı olamayacağı, yargı süreçleriyle yılan hikayesine dönüşeceği de hesaba katılarak “TEZGAH” devreye sokulmuş olabilir, bunun güçlü belirtileri var. Darbe sonrası da sıcağı sıcağına yazdığım “Darbe mi Tezgah mı?” Yazımda karanlık noktaları ve hala yanıt verilememesini dile getirdim. Başarasız MİT ve başarısız Genel Kurmay Başkanının ceza yerine ödüllendirilmesi bu kuşkuları artırıyor. Askerin sokağa çıkması, kışlalarında tutulma emrinin verilmemesi karanlık noktalar… Sokağa çıkan askerlerin önemli bir kesiminin “Darbe” girişiminden haberi olmaması, aynı anda tüm ülke camilerinde selaların  koordinasyonu daha bir çok olayın karanlıkta kalması, ilgisi olmayan yerlerin tutulup “Darbe yapıldığı” söylenen siyasi iktidara yönelik vurucu hamlelerin yapılmaması sanki bütün devlet erkanının haberli olduğu görüntüleri, açıklamalardaki yaygın çelişkiler…
Tahminim özellikle TSK içindeki FETÖCÜLERE yönelik operasyon olacağı bilinçli olarak sızdırıldığı  ve TSK içindeki FETÖCÜ askerlerin böylesi bir olaya karşı ön alma isteği ve bu isteğe TSK ve MİT içinden ‘sanki destek veriliyormuş’ görüntüsü yaratılarak FETÖCÜ askerlerin darbeye cesaretlendirilmesi ama özellikle bu tezgahın hazırlanmasında rol alan bu kesimin KARANLIĞIN iktidarı, MİT ve TSK içindeki ULUSALCI kesimle birlikte İTTİFAK kurarak FETÖCÜ askerler bir elle “DARBEYE”  itilip öbür elle önleri kesilerek başlamadan bitirildi diye düşünüyorum. (Darbe hazırlığı Rusya istihbaratı tarafından iktidara iletildiği, hatırlayın Perinçek ile R.Tayyip Erdoğan’ın ayak üstü görüşmesini, Bir subayın MİT’e darbe hazırlığı ihbarı ve tüm bunlara rağmen önlem alınmaması..)
Böylece bu tezgaha dayanarak KARANLIĞIN iktidarı normal koşullarda yapamayacağı, TSK, siyaset ve tüm devlet kurumları içindeki, başta iktidar ortağı FETÖ olmak üzere tüm muhaliflerini tasfiye etti.  Bu sayede devlet kurumları içindeki kalan sol, kemalist,  ve aydın kesimi de tasfiye etti.
Olağanüstü Hal ve KHK (kanun hükmünde kararname) ile temizliğini yaptı. Önemli ölçüde bir servet el değiştirerek  AKP KARANLIĞININ eline geçti.
Başkanlık sistemine geçişin yolunu açarak tüm yetkileri tek adamda topladı.
Harp okulları kapatıldı, ordu doğrudan bir kişiye bağlandı, önemli bir kesimi tasfiye edildi. Milli eğitim Sağlık cemaat tarikat ve onların uzantısı vakıfların denetimine girdi. Haremlik selamlık ana okullarına kadar indirilecek bir sürece doğru gidişin yolu böyle açıldı. Cumhuriyetin tasfiyesi sağlanarak din referanslı bir ŞERİ devlete geçişin ortamı 15 Temmuz tezgahıyla başarıya ulaştı dersek abartı olmaz.
İktidardaki KARANLIĞIN iki ucu da aynı kapıya çıkar. Yani CIA beslemeli FETÖ başarılı olsaydı bu gün AKP KARANLIĞININ yaptıklarını yapacaktı. Aralarındaki çekişme iktidara tek başına sahip olmaktı.
İki tarafı da besleyip büyüten ABD emperyalistleriydi.
15 Temmuz aynı zamanda yıktıkları cumhuriyetin yerine kuracakları şeri devletin kuruluş destanı olarak kurgulandı dersek abartmış olmayız. Bnun için olayı büyütecek, kahramanlarla işi bitirecek bir kurgu gerekliydi, bunun için kan, boğazlaşma sahnelerine (Köprüde harbiyeli boğazlama, emniyet ve köprü üstü girişi taramalarla masum 250 civarı insanın katledilmesi) ve bunlara dayalı yeni bir “KURTULUŞ ve KURULUŞ” destanına yanıt olarak 15 Temmuz hikayesi yazılarak sahneye kondu. Bu gün abartılı 15 Temmuz kutlamaları bunu topluma yedirerek yeni devletin (Yeni Osmanlı) kuruluşunun bayramı olarak abartılı ve şatafatlı bir şekilde; devletin tüm olanakları kullanılarak sahneye konması bundan. Burjuva muhalefetin de bu oyuna katılarak bu tezgahın içinde olduğunun göstergesidir.
15 Temmuz’da olan ölen vatandaşlara masum er erbaş ve harbiyeli öğrencilere olmuştur. Olan sözde darbeye karşı sokağa inen ve taranarak katledilen vatandaşlara olmuştur. Olan FETÖ yurdunda parasızlıktan kalan yada Bank Asya’da iki kuruşluk hesap açan sıradan vatandaşlara olmuş, yüz binlerce insan işinden, aşından olmuş, ceza evlerinde çile çekerken; ama o bankaların yurtların kültür şölenlerinin, türkçe olimpiyatlarında methiyeler düzen büyük başlara bir şey olmadığı gibi, bu gün devletin en önemli yerlerinde hamasi nutuklarla suç ortaklığının üstünü arsızca örterek şeri devlet kuruluşundaki görevlerini yerine getirmeye devam ediyorlar.
Bu günkü “KARANLIĞIN” bittiği dağılacağı türü yaklaşımlar KARANLIĞIN oyun repertuvarından haberlerinin olmamasından kaynaklı dersek abartmayız.
Her ne kadar sermaye yedeğini hazırlasa da KARANLIĞIN kolay kolay pes etmeyeceğini, iktidarda kalmak için her yolu deneyeceğini ve buna özellikle emperyalist güçler tarafından el altından destekleneceğini söylersek abartmış olmayız. S 400’lerin teslim sürecinde dahi KARANLIĞIN oyun repertuvarının bir parçası dersek yanlış olmaz. İki büyük güç arasında bölgenin stratejik özelliği kullanılarak oynamaya çalıştığı görülür. KARANLIĞIN tek önemsediği şey kendi siyasi geleceğidir. Bunun için akla gelmeyecek her türlü oyunları kurgulayabilir. ‘Babacan ve Davutoğlu muhalefetine de bu çerçevede bakmada yarar var. Karşımızda normal bir iktidar ve normal bir muhalefet yok. Hepsi hormonlu ve KARANLIĞIN ılımlısına fit.
Burjuvazi ise tek derdi KARANLIĞIN iktidarı değil tersine sermayenin bekası için toplumsal bir patlamaya yol açmadan “Ilımlı KARANLIĞA” toplumu ikna edecek geçişi sağlamak. Yoksa 15 Temmuz tezgahında bunların payı az değil.
İşin ilginci son çıkan bi haberde KARANLIĞIN bu süreci yönetmede özellikle “BAŞKANLIK” sistemine geçme projesini de McKinsey & Company Amerikalı uluslararası danışmanlık firmasına sipariş yaptığı başkanlığa geçiş projesinin hazırlanmasında yol gösterici olarak rol aldığı sızdı. Ama ilginç bir şekilde geçiştirildi. Muhalefet dahil üzerine gitmedi. Ortaklığı anlamak ve 15 Temmuz “FETÖ DARBESİ” içinde hangi güç ya da ellerin olduğunu bize açıklıyor.
Tüm bu sürecin ortak özelliği cumhuriyet yerine sermayenin sömürü çarkını daha kolaylaştıracak laikliğin yok edildiği, kaderciliğin topluma yedirildiği adı konmamış ama uygulamada “DİNİN” referans alındığı bir ŞERİ devlet yönetimini topluma dayatmak. Bu gün bu önemli ölçüde başarılmış görünüyor.
Çünkü toplumun yarısı ikna edilememişti, özellikle 31 Mart mahalli seçimler sonrası 23 Haziran İstanbul seçimiyle de tescillendi. Toplumun ikna olmayan diğer yüzde elli kesimi de Ekrem İmamoğlu eşliğinde ılımlı İslam yedirmesine razı edilerek sermaye önündeki engel kaldırıldı.
Artık devletin başına hangi imam gelse sermayemin yanında kutsi okunmuş dolarlarının hesabını yapacak demektir.
15 Temmuz bu günler için hazırlanmış TEZGAHTAN islamcı DARBEYE geçiş yapan bir oyun olduğu bu gün daha açık ve anlaşılır hale gelmiştir.
Son söz olarak bu kirli tezgah ve oyunlardan kurtuluş iki imam arasında seçim yapmak değil iki İMAMI da def edip işçi sınıfının ve ezilen tüm kesimlerin ortak kurtuluşunu sağlayacak toplumsal devrimi başaracak mücadeleyle olur. Bunun için meclis dışı solun, liberal etkilerden kurtularak, sınıf mücadelesi temelinde askeri müştereklerde bir araya gelerek devrimci mücadele saflarını sıklaştıracak ve muhtemel alt üst oluşlara hazır bir gücü oluşturmak. Bunun örgütlenmesini ısrarlı bir şekilde yapmaktır. Bölgede ve dünyadaki kaotik durum, belirsizlikler etrafı ateş çemberi içerisindeki KARANLIĞIN iktidar olduğu bir ülkede bu daha da yakıcı hale gelmektedir.
14072019
Ramazan Öncel