Gönderen Konu: BUGÜNLERİN SİHİRLİ SÖZCÜĞÜ DEMOKRASİ!  (Okunma sayısı 219 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3218
BUGÜNLERİN SİHİRLİ SÖZCÜĞÜ DEMOKRASİ!
« : 20 Temmuz 2019, 22:10:59 »
CHP hiç bir zaman olmadığı, dış konjektür gereği görüntüyü kurtarmak için başvurduğu Sosyal Demokrasiyi terk ederek, merkez sağ kulvara kayarken, CHP'nin merkez sağın solunda bıraktığı boşluğu ise yeni Burjuva Demokratlarımız, Reformist Partilerimiz doldurmaya adaydır.

Ağır ekonomik krizin ve buna bağlı olarak siyasi üst yapıda sergilenen baskı ve zorun yığınlar da oluşturduğu öfke ve hoşnutsuzluğu, sistem içi çözümlerle geçiştirerek sistemin bekası adına, bu tepkilerin sistem dışına çıkmaması görevini "sol" kesimde üstlenen Reformistler, yığınların bu kendiliğinden hareketliliğini sistem sınırları içerisinde eritmek gibi bir ikincil görevide üstlendiler.

Tabi ki bunun için yığınları aldatacak, onların ağır ekonomik kriz altında, baskı ve zor koşullarında, onların bu baskıdan ve zordan bir nebzede uzak tuttacağını sanacakları bir kavrama gereksinmeleri vardı.
Bu sihirli kavram, yığınların bu  istemlerini sömürmekte kullanılan kavram, DEMOKRASİYDİ!

Yığınlar için Demokrasi, daha fazla Özgürlüktü!
Oysa bir Sınıf egemenliği biçimi olan ve özü diktatörlük olan Demokrasi, hangi Sınıf takısıyla anılıyorsa o Sınıf için  ÖZGÜRLÜKTÜ!

Onların bilmediği ya da bizim onlara anlatmakla yükümlü olduğumuz bu DEMOKRASİ denen şeyin toplumdaki SINIFLARDAN bağımsız olmadığı gerçeğiydi.

Öyleki Sermaye Sınıfı için Demokrasi, yani BURJUVA DEMOKRASİSİ, Burjuvazi için Sömürme Özgürlüğü, işçi ve emekçiler içinse, yani PROLETER  DEMOKRASİ, Sömürülmeme Özgürlüğüydü.

Kitle Kuyrukçuluğu, yığınların kendiliğinden hareketinin yönlendiricisi olmak yerine yığınların bu tür hareketlerinin kuyruğuna takılmaktır.
Komünistler yığınların peşine takılmaz, yığınları peşlerinde koştururlar.

Günümüzde kendi acziyetlerinin yarattığı güçsüzlük nedeniyle marjinal kalma korkusuyla, Komünist değer ve ilkelerden taviz vererek, yığınların peşinden koşan siyasi oluşumların varacağı yer, kitleler içerisinde NİCEL olarak kendilerinden çok daha güçlü SİSTEM "SOLU" partilerinin kuyruğuna takılmak olmaktadır.

Oysa Komünist Siyasette asıl olan NİTELİKTİR!
Popülizme sapmadan, yığınlara doğru şeyler söyleyerek onları kendi ardında toparlamanın nesnel koşulları, içerisinde bulunduğumuz bu verili koşullarda mevcuttur. 

Tabi ki Komünistler, toplumdaki farklı muhalif guruplarla içerisinde yaşanılan iç ve dış verili koşullarda taktiksel olarak güçbirliğine giderler.
Ancak bu güçbirlikleri ilkeli olmak durumundadır.
En önemlisi ve unutulmaması gereken bu güçbirliklerinin TAKTİKSEL olmasıdır.

Kürt Hareketi'nin siyasi temsilcisi HDP ile bir güçbirliği işçi sınıfının birliğini sağlamak bağlamında önemlidir.
Ancak dikkat edilmesi gereken, işçi sınıfının birliğinin, işçi sınıfının bağımsız sınıf siyaseti gereği olduğunu akıldan çıkartmadan, sınıf siyasetini başka "Devrimci" dinamiklerin peşine takmadan olmalıdır.

Yoksa üçüncü yol adı altında, kimileri gibi Kürt Hareketine BİAT ederek, ideolojik  bağımsızlığından taviz vererek, sınıf hareketini Kürt Hareketine yedeklemek, Komünist Siyaset olmaz!
veda

 
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET