Gönderen Konu: ROBOTLAR, YAPAY ZEKA VE “AKILLI FABRİKALAR”  (Okunma sayısı 223 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Ekim

  • İleti: 1849
ROBOTLAR, YAPAY ZEKA VE “AKILLI FABRİKALAR”
« : 22 Temmuz 2019, 22:59:08 »


Bilgisayar teknolojisinde yaşanan hızlı gelişmeler ve yazılımlarda görülen geometrik atılımlar üretimde otomasyonun etkinliğini artırırken, robotik teknolojinin kullanılmasını da beraberinde getirdi. Özellikle kuantum bilgisayarının gündelik hayata girmesiyle, klasik bilgisayarın fiziksel sınırının aşılması gündeme gelecek. Kuantum bilgisayarın işlem hızı, olağanüstü kapasitesi sıçramalı gelişmelerin önünü açabilecek. Yapay zeka tartışmalarının oturduğu zemin de burası. Yapay zeka kuantum bilgisayarının kullanılmasıyla çok vektörlü bir gelişme gösterebilecek.

Yapay zeka bugün için farklı alanlarda kullanılıyor. Ağırlıkta bu kullanımın askeri sanayi, istihbarat ve güvenlikle ilgili alanlar olduğunu tahmin etmek zor değil. Bu alanda, IBM’in Deep Blue adı verilen bilgisayarının 1997 yılında dünya satranç turnuvası şampiyonu Kasparov’u yenmesi ve devam eden birkaç gösteri yanında, Google’ın Alpha Go adı verilen yapay zeka algoritmasının oynadığı Go oyununda, Çinli dünya şampiyonu Kei Je’yi yenmesi gibi dikkat çekmeyi hedefleyen adımlar atıldı. Ayrıca otomotiv sektöründe sürücüsüz araçlar üretilmesi, tıpta gelişmiş robotik teknolojinin kullanılması, merkez ülkelerde üretim sürecinde özellikle otomotiv sektöründe robotik teknolojinin ciddi oranda devreye sokulması bizi yanıltmamalı. Bu pratikler aslında özellikle askeri-savaş sanayi ve istihbarat alanındaki gelişmeleri perdeleyen işlev görüyor.

Kapitalizmin yapısal krizinin karakteristik özelliklerinden biri multi kriz özelliği taşımasıdır. Yani kriz sadece ekonomik bir kriz değil aynı zamanda bir ekolojik kriz, uygarlık krizi, siyasi-toplumsal kriz ve emperyal özneler arası hegemonya krizidir. 2007-08 krizinin, tarihsel kökleri 1970’lerin ortalarına dayanmaktadır. Bahsi geçen endüstri 4.0’daki gelişmelerin başlangıç tarihi de aynıdır. Süreç bir yanıyla kapitalizmin yeniden yapılanması sürecini ifade ederken, öte yandan emperyalist özneler arasında hegemonya krizinin nesnel zeminlerini örmüştür. Hegemonya krizinin ya da “savaşının” somut yansımasının askeri teknoloji alanında olması şaşırtıcı değildir. Bugün yapay zeka ve robotik teknolojideki gelişmeler başta ABD, Çin ve Almanya merkezlidir. Bu ülkeleri Japonya ve Rusya izlemektedir. Bu durum hegemonya krizinin bir yansıması olarak değerlendirilebilir.

İnsansız tanklar, silahlı ya da silahsız hava araçları, hedefini kendi bulan akıllı füzeler, yine hedefini kendi belirleyen makineli tüfekler, insan faktörünün teknik bir ayrıntı olduğu savaş gemileri, robot askerler, otonom silahlar, üs korumayı amaçlayan nöbetçi dronlar daha bugünden üretilmiş, faaliyete sokulmuş durumdadır.

ABD “Maven projesi” adı verilen projeyle, insansız hava aracı savaş programına entegre edilmiş insansız uçaklarla toplu gözetleme sistemi inşa etmektedir. Google’ın (bütün güvenirlik açıklamalarına karşın) yapay zeka teknolojileri yardımıyla zaten bilinen iç gözetleme, bilgi toplama, istihbarat çalışmaları için Pentagon ve CIA tarafından yararlanıldığı biliniyor. Ayrıca Google, Twitter, Facebook yapay zeka sistemlerinin sağladığı olanaklarla küresel bir sansür merkezi gibi faaliyet yürütmeye başladı. Bu amaçla daha önce orduda, istihbarat kurumlarında, poliste çalışmış binlerce kişiyi işe alması kontrol toplumu yaratmanın somut adımlarından biri olarak dikkat çekiyor. Facebook şirketi Al adı verilen yapay zekayla Facebook’un tüm içeriğini denetlediğini açıkladı.

Başta CIA olmak üzere birçok istihbarat örgütü yapay zeka aracılığıyla her veriyi ve bilgiyi toplamaya çalışıyor, yaptığı modellemelerle toplumum maksimum denetimini sağlayacak adımlar atıyor. Yapay zeka toplu gözetleme, kontrol etme yanında yeni savaş tekniklerinin geliştirilmesinde devreye sokuluyor. 2018 Mart ayında 3 binin üzerinde Google çalışanı etik yaklaşımla bir deklarasyon yayınladı. Deklarasyon ABD’nin Orta Doğu ve Kuzey Afrika eksenli insansız hava araçlarıyla gerçekleştirdiği on binlerce insanın ölümüne neden olan imha programına Google’ın dâhil olmasını reddetmekteydi. Google çalışanlarının bu tavrı aynı zamanda yaşananların vahametini deşifre eden önemli bir gelişme oldu.

Retina okuma, DNA gibi biyometrik veriler, mikroçipler özel izleme ve yüksek düzeyde kontrol etmenin birkaç örneğidir. AB bünyesinde kişisel bilgi bankasının oluşturulması, Echelon adı verilen Avustralya, Kanada, Yeni Zelanda, İngiltere ve ABD arasında (1990’ların başında) imzalanan güvenlik anlaşmasıyla oluşturulan, uluslararası kontrol sistemi tüm iletişim araçlarının incelenip, kişilerin kültürel, sosyal, siyasal, entelektüel profilini çıkarmaktadır.

Uzayın askerileştirilmesi yönünde yeni teknolojiler devreye sokulmaktadır. Yeni teknolojilerin yardımıyla savaş konseptinde önemli değişikler yaşanacaktır. Askeri uzay uçaklarıyla 45 dakika içinde dünyanın herhangi bir yeri rahatça vurulabilecektir. Ayrıca iklimlerin değiştirilmesi ya da manipüle edilmesini amaçlayan iklim değişikliği teknolojilerine ait projeler üretilmektedir. Bu katastrofik müdahaleleri çoğaltmak mümkündür.

Robotik teknoloji ve yapay zeka bugün ağırlıkta savaş sanayi, istihbarat ve güvenlik alanında kullanılıyor. Ama giderek hayatın her alanının piyasalaştırılmasına bağlı olarak kendini her yerde gösteriyor. Beyin sinyallerini dijital verilere dönüştüren aletler, karşılaşılan kişi ya da şeyleri gözlüğe ve lense yansıtan düzenlemeler, insan sesini taklit eden, insan duygularını anlayan ve tepki veren aletler ilk akla gelen şeylerdir.

Ayrıca robotik teknoloji ve yapay zeka, üretim sürecinde yaygın bir şekilde kullanılmaya başlandı. Sınıfın denetlenmesi, maksimum verimliğinin sağlanması ve çalışma alanında sınıfın bütünüyle kontrol edilmesini hedefleyen uygulamalar devreye sokulmuş durumda. Örneğin ABD menşeili dünyanın en büyük e -ticaret ve bulut bilişim şirketi olan Amazon’un depolarında yapay zeka uzun zamandan beri kullanılıyor. İşçilerin tüm faaliyetleri, çalışma alanında ne yaptıkları, neyle uğraştıkları ve kaç defa tuvalete gittikleri sayılıyor. Bir vardiya da 25 kilometre yürümek zorunda olan işçiler, bu yürüyüşü tamamlamadan dinlenemiyor. Böylesi bir tutumun gerçekleşmemesi halinde ise şefler tarafından anında uyarılıyorlar. Her şeyden önce ciddi bir iç yıkım anlamına gelen bu durum, işçilerin çalışma saatleri içinde bütünüyle denetlendiklerini bilmelerinden kaynaklanan bir oto kontrol sistemi kurmalarına yol açıyor. Benzer uygulamaları uluslararası ulaşım şebekesi şirketi olan Uber ve bir nakliye ağı olan Lyft şirketi de kullanmaktadır. Yapay zeka aracılığıyla sürücülerin daha yoğun ve uzun çalışması hedeflenmektedir.

Bu adımların yanında yapay zeka ve robotik teknolojinin entegre edilmesiyle bir çok sektörde otomasyonun derinleşeceği ve çalışanların bu dalga karşısında işlerini kaybetme olasılığının arttığı bir konjonktürün içindeyiz. Akıllı fabrikaların tartışıldığı zemin de burasıdır. Son derece az ve ağırlıkta beyin iş gücüne dahil, kalifiye işçinin çalışacağı bu fabrikalarla işçi sınıfının yoğun bir işsizlik anaforuna gireceği vurgulanmaktadır. ABD’de 2035 yılına kadar yapılan işlerin yarısının yapay zeka ve robotik teknoloji aracılığıyla ortadan kalkacağı yönünde araştırmalar mevcuttur. Aslında bu durum bir başka yönüyle yeni teknolojilere bağlı yeni işlerin doğacağına ilişkin bir veridir.

Yapay zeka ve robotik teknolojinin yapı, inşaat, tıp, tarım, sanayi, sağlık, ilaç sektöründe kullanılmasıyla birlikte çok önemli adımlar atılmaktadır. Bu alanlarda otomasyonun yaygınlaşması ve derinleşmesi önemli değişimlere yol açmaktadır. Örneğin eklemeli üretim diye tanımlanan 3 boyutlu baskının, inşaat sektöründe yaygınlaşmasıyla sektörde kullanılan emek miktarında önemli düşüşler yaşanmaktadır. Yapay zekanın ilaç ve tıbbi araştırmalarda devreye sokulması birçok hastalığın tespitini ve önlenmesini sağladığı gibi sağlık alanında önemli atılımların önünü açabilecektir. Benzer şeyler tarım ve gıda sektörü için de söylenebilir. Bankacılık sektöründe insansız bankacılık bugün gerçekleşebilecek bir olgu olmasına karşın, böyle bir adımın sosyal sonuçları ve müşterinin yönelimlerini etkileyecek riskler taşımasından dolayı devreye sokulmamaktadır. Perakende sektöründe de 2000 başlarından itibaren çipli hizmet uygulamalarına geçilmeye başlandı. İnsansız çağrı merkezleri, yine insansız sipariş alma hatları, yaygınlaşan online alışveriş platformları teknolojik gelişmelerin yansımaları olarak artık gündelik hayatımızın parçalarına dönüşmüş durumdalar. Bu ve benzeri gelişmeleri birçok sektörde görebilmekteyiz.

Bu gelişmelere ilişkin özellikle yapılan iki yorum makalenin eksenini belirlemektedir. Birincisi böylesi bir sürecin nötr bir süreç olarak okunması, insanlığın geleceğine ilişkin son derece olumlu bir tablonun çizilmesidir. Kapitalizmi ve kapitalist sistemin işleyiş ruhunu es geçen, örtük veya açık onaylayan ve olumlayan bu yaklaşım teknolojik fütürist argümanlarla ifade edilmektedir. Bu yaklaşımın en dikkat çeken argümanlarından biri yeni sanayi devrimiyle artık üretim biçiminin değiştiğini, işçilerin varoluş zeminlerinin ortadan kalktığını, üretimde yer alacaklara ise artık işçi denilemeyeceğini, üretimin bileşim sisteminin yaratacağı muazzam olanaklarla robotlar tarafından gerçekleştirileceğini ileri sürmektedir. Bağlantılı olarak makineleri yapan makinelerle bir gelecek vizyonu oluşturulmaktadır.

Diğer bir yorum ise teknolojik gelişmeler ve üretici güçlerde yaşanan değişimlerle birlikte kapitalizmin bugün ulaştığı aşamaya bağlı ve kapitalizmin kompleks karakterinin bir sonucu olarak, proletaryanın bırakın kolektif bir özne olma özelliğini, varlığının bile ortadan kalktığını ileri süren, kökleri eskiye dayanan Batı solunda etkili olan bir siyaset felsefesi kurgusudur. Postmarksist ve postmodernist yaklaşımlar temel olarak öznesiz bir tarih, toplum, gelecek anlayışı üzerinden kendilerini ifade etmektedir. Örneğin postmarksist cenahta bir yere sahip ve radikal demokrasi tezlerinin yaratıcısı olan Laclau ve Mouffe, çalışmalarında sınıfın ancak ideolojik olarak kurulduğunu iddia etmekte, sınıf temelli bir çözümlemenin sosyalizm için geçerliliğinin ve manasının kalmadığını ileri sürmektedir.

Bu noktada kapitalizm ruhu, kapitalizm teknoloji ilişkisi üzerinde durmak ve kapitalist işleyiş yasalarını belirtmek ve iddia edildiği gibi proletaryanın tarih dışılığına ve ideolojik bir kurgu ve kuruluşuna yanıt vermek gerekiyor. Aynı şekilde proletaryanın kapitalist sistem içinde stratejik konumunun altını çizmek, kapitalizm ve proletarya arasında ontolojik ilişkiyi açıklamak ve proletaryanın yeni kompozisyonu üzerinde durmak, küresel düzeyde yaşadığı demografik yoğunlaşma alanlarını kısaca tespit etmek önemli olacaktır.

Volkan Yaraşır


« Son Düzenleme: 22 Temmuz 2019, 23:22:15 Gönderen: Solplatform5 »
Ne yeraltında; ne yeryüzünün doruklarında kendine yer bulamayan rengarenk bir kelebek süzülüyor odama. Gelip kırmızı bir karanfilin üstüne konuyor. Direnç aşılıyor, umudu, geleceği müjdeliyor, düşlerin gerçek olacağı günleri… Gelip tam yüreğimin üstüne konuyor.