Gönderen Konu: EKİM DEVRİMİ VE KURUCU MECLİS TARTIŞMALARI ÜZERİNE!  (Okunma sayısı 167 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3190
Reel Sosyalizm'in çöküşü sonrası, Burjuva ideologları, sol içerisindeki Truva Atlarınıda kullanarak, Ekim Devrimi üzerinden Lenin'e ve Sosyalizm'e bir dizi saldırı başlattı.

Aslında aynı saldırı Ekim Devrimi sürecinde, iktidarın alınmaması ile ilgili Menşevikler tarafından, Lenin'e karşı da başlatılmıştı.
Menşevikler'in günümüzdeki temsilcileride aynı geleneği bugünde sürdürüyorlar.

Onlara göre Ekim Devrimi bir DEVRİM değil bir DARBE!
Neden Devrim değil dediğimizde ise, ortaya bir DEVRİM tanımı koyamıyorlar.
Tek söyledikleri ise Halkın çoğunluğunun  bu Devrimde yer almaması!

Oysa biz Marksistler'e göre Devrim( Politik Devrim) Siyasi İktidarın Sınıfsal El Değiştirmesidir.
Toplumsal Devrim ise Politik Devrimle, üretici güçlerle üretim ilişkileri arasında bozulan zorunlu uygunluk yasasının, üretim araçları üzerindeki mülkiyet ilişkileri yeniden düzenlenerek, uygun hale getirilmesi ve üretici güçlerin gelişimini engelleyen eski üretim ilişkilerinin yerini, üretici güçlerin gelişimine uygun yeni bir üretim ilişkisinin almasıdır.

Burada önemli olan Devrim'in ÖZ olarak ne anlama geldiği bu anlamı belirleyecek olan HEDEFİN ne olduğudur!
Ekim Devriminde, Bolşeviklerin elinde Halkın ne kadarının kendilerini desteklediği konusunda bir ÖLÇER METRE yoktu!
Bolşeviklerde, Komünistler'in yapması gerekeni yaptılar ve Devrimci Durum halinde, Burjuvazinin artık yönetemiyeceğini görerek, bu durumdan Devrimci bir vazife çıkartarak siyasi erki ele geçirdiler.
Buna en fazla karşı çıkan ise Rusya da Kapitalizm gelişmemiştir, Rusya bir Köylü Ülkesidir, bırakın iktidarı Burjuvaziye, Kapitalizm'i geliştirsinler diyen Menşeviklerdi.

Darbelerle Devrimler arasındaki en önemli fark, Darbelerde silahlı güçler baştaki Hükümeti alaşağı ederler ancak mülkiyet ilişkilerine ve sınıfsal iktidara dokunmazlar.
Devrimlerde ise hedef sınıfsal iktidar, onun değişimi ve mülkiyet ilişkilerinin buna göre düzenlenmesidir.

Kurucu Meclis konusuna gelince;
Lenin Kurucu Meclisi, Burjuva Cumhuriyette Demokrasinin en yüksek biçimi biçimi olarak tanımlar.
Böyle de olsa Kurucu Meclisin özü sonuçta Burjuva bir Meclistir ve bu nedenle KURUCU MECLİS TALEBİ bir Burjuva Demokratik Taleptir.

Bu durumda KURUCU MECLİS talebi, işçi sınıfının bilinç ve örgütlenme düzeyinin iktidarı almaya yeterli olmadığı durumlarda , Komünistler tarafından bir TAKTİK HEDEF olarak, STRATEJİK HEDEF olan İşçi İktidarının önünü açmak, işçi sınıfının bilinç ve örgütlenme düzeyini ileri seviyeye taşımak amacıyla kullanılabilir.
Ama unutulmaması gereken bu hedefin Staratejik değil Taktik bir hedef olduğudur.

İktidar alımından sonra artık Burjuva Demokrasisinin en ileri biçiminden bile daha ileri bir işçi iktidarı oluştuğundan, Kurucu Meclis mevcut durumda gerici bir yapıya dönüşeceğinden ve o dönem ki verili koşullarda işçi iktidarını yıkmayı hedefine almış iç ve dış karşı devrimci güçlerce manüpüle edileceğinden, Bolşevikler Kurucu  Meclisi kapatmışlardır.

Sonrası dönem kimlerin karşı devrimcilerle iş birliği içerisinde olduğu, kimlerin bu konuda Emperyalist Güçlerle bir araya geldiği düşünülürse Bolşeviklerin Kurucu Meclisi kapatmakla ne denli haklı olduğu ortaya çıkmıştır.

Aşağıdaki link ise, israrla Kurucu Meclisi kapattı diye her fırsatta Lenin'e saldıran, onu Marks'ı Revize etmekle suçlayan bugünün Menşeviklerine karşı Lenin'in Kurucu
Meclisle ilgili yazdığı bir yazıdır.
http://www.solplatform.biz/index.php?topic=4777.0

Bence tekrar tekrar okumalılar.
Belki o zaman içerisine düştükleri Menşevik Bataktan çıkma şansı elde edebilirler.
veda
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET