Gönderen Konu: KARANLIĞIN İŞGALİ  (Okunma sayısı 212 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı oencel

  • İleti: 14
KARANLIĞIN İŞGALİ
« : 29 Temmuz 2019, 13:35:40 »
Karanlığın İşgali…

Ülke sanki örtülü işgal altında gibi. Hatta işgal güçlerinin bile yapamayacağı düzeyde saldırı altında dersek çokta abartmış olmayız. Bu saldırı öyle bildiğiniz yabancı güçlerin ülkeyi askeri işgali değil bizzat ülke içindeki bir gücün emperyalist taşeronluğunun iktidarı gasp ederek, iktidar olanaklarını kullanarak ülkeyi işgalci güçlerden daha acımasız bir şekilde yağmalamasından kaynaklı bir işgalden bahsediyorum. BOP eşbaşkanlığından Emevi Camiide namaz söylemine, S-400 hikayesinden Trump’lı flörte kadar uzanan emperyalist projelerde salınıp ülkemin tüm kaynaklarını sermayeye peşkeş çeken, kendi yakınlarından, parti fedailerine, cemaat ve tarikatlara, dinci vakıflara uzanan bir yağmanın, talanın ülkeyi yok oluşa doğru sürüklediğini görüyoruz.
İşgalde yaşananların ötesi derken, Ormanların yakılması, koyların yağmalanması, yaylalarımızın, dağlarımızın, su kaynaklarımızın yerli ve yabancı kan emicilere peşkeş çekilmesi, kadınlarımızın, çocuklarımızın şiddete, tacize maruz kalması, dinci yedirmelerle sosyal, kültürel tüm değerlerin Ortaçağ anlayışıyla topluma yedirilerek KARANLIĞIN eşiğine getirilmesi fiili işgalden daha tehlikeli sinsi ve örtülü bir işgali yaşamaktadır. Tarihi Ankara Garı yerleşkesinin bir bakanın Üniversitesine verilmesi, AOǒnun talanı, Kaz Dağlarının altın madenciliğine peşkeş çekilmesi, Salda Gölü’nün Millet Bahçesi adı altında yok edilmesinin önünün açılması, Karadeniz Yaylalarının “YeşilYol” adı altında talana açılması, Hasankeyf, Munzur’da… tarihe ve doğaya ihanetleri… Özelleştirme adı altında satılan tüm ülke kaynaklarından arta kalan, tarihi, doğal çevreyi, koylarımızı, ormanlarımızı ve su kaynaklarımızı arsızca, açgözlü bir vandalıkla yok etmektedirler.
Öyle bir karanlık ki; ülkeyi doğasıyla, insanıyla yok etmeyi amaç edinmiş, kendi karanlık düşüncelerini, karanlık yaşam anlayışlarını topluma zorla dayatarak maddi ve manevi anlamda kendi çıkarlarını  her şeyin üzerine koymuş bir KARANLIĞIN işgali altında ülke.
31 Mart 23 Haziran yenilgisi karizmayı çizse de KARANLIĞIN iktidarı öyle kolayca bırakmayacağını görmek ve buna göre mücadele yöntemlerini ve sahada mücadele araçlarını geliştirerek  çeşitlendirerek ortaya koymamız gerekiyor. Bu  “ılımlı KARANLIĞA fit olun” olun dayatmalarına karşı halklarımızın ortak çıkarlarını temel alan ve ezilen tüm kesimleri ortak paydada buluşturarak  KARANLIĞIN iktidarını al aşağı edecek birleşik bir gücü ortaya çıkarma görevini veriyor bize.
KARANLIĞIN seçim- SANDIK açmazının dışında bir çözümü masaya sürerek sahada ete kemiğe büründürecek mücadele anlayışını ülkedeki meclis dışı tüm sosyalist komünist güçlerin asgari müştereklerde anlaşarak, acilen yaşama geçirmeleriyle olanaklıdır. Bu acil bir görev olarak karşımızda durmaktadır.
Ülkedeki sol, sosyalist ya da komünist partilerden herhangi biri iktidarı tek başına alacak güçte olmadığı koşullarda asgari müştereklerde anlaşarak burjuva siyaseti dışında topluma kendi çözümlerini sunmak zorundadır. Yoksa burjuvazinin “demokrasi bloku” söylemine takılıp “ılımlı KARANLIĞA” fit olursunuz.
Burjuvazinin sahte demokrasi söylemine karşı merkezine EMEĞİ koyan birleşik sosyalist bir gücü (adını bileşenlerin koyacağı) oluşturmak bir görev olarak karşımızda durmaktadır ve zaman gittikçe daralmaktadır.
29072019
Ramazan Öncel