Gönderen Konu: SİSTEM İÇİ ÇÖZÜM MERKEZLERİ VE BARIŞ HAVARİLERİ!  (Okunma sayısı 126 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3190
Kapitalizm'in tüm dünya genelinde içerisinde bulunduğu yapısal kriz ve bu kriz sonucu kendini yeniden hem siyasal hemde ekonomik olarak üretememe sorunu, belkide bugün eğer ortaya bu nesnelliğe müdahil olacak bir DEVRİMCİ ÖZNE çıkarsa, Kapitalizm'i tarihin çöplüğüne gönderecek.
Tabiki küreselleşen bu yapı içerisinde Türkiyeyi, bu durumdan muaf tutamayız.

Komünistler'e düşen bu sonu çıkmaz olan Krizden Devrimci Vazife çıkararak, bu Krize neden olan Kapitalist Sistemi ortadan kaldırmak için gerekli örgütlülüğü sağlamak mı olmalı, yoksa Kapitalist efendilere bu krizden çıkmak için, sistem içi, çözüm yolları ve yöntemleri önermek mi olmalı!
Tabi ki Komünistler'e düşen, Komünist kimliklerine yakışır biçimde, Kapitalizm'in bu bunalımından Devrimci Vazife çıkartmaktır.

Oysa bakın HDK,HDP,DTK ortak kongresinden çıkan sonuç açıklamasında ne denmiş;
"Derinleşen krizlerde çözüm ertelenmeyecek kadar acil.
Siyasi iktidarı ve muhalefeti çatışma ve savaş politikaları yerine barış politikalarını ortak akılla üretmeye çağırıyoruz."

"HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli’nin yaptığı ortak açıklama metni şöyle: “Yerel seçimler sonrasında başlattığımız çalışmalarda halkımız, tüm bileşenlerimiz, kurumlarımız ve örgütlerimizle, sivil toplum kuruluşlarıyla çok sayıda toplantı ve görüşme yaptık. Bu görüşmelerde Türkiye’de derinleşen ekonomik, siyasal ve sosyal krizlerin çözümünün ertelenemeyecek kadar acil olduğunu bir kez daha tespit etmiş bulunuyoruz.

ÖNÜMÜZDE İKİ YOL VAR

Başta Türkiye olmak üzere tüm Ortadoğu’da oldukça kritik bir eşikten geçmektedir. Son dört yıldır yaşadığımız baskı, otoriterleşme ve adaletsizlik sarmalı ülkeyi geri dönülemez bir noktaya götürmektedir. Önümüzde iki yol bulunmaktadır. Bunlardan birincisi; on yıllar boyu sürecek bir kaos ortamı, ikincisi ise; demokratik ve onurlu bir barış ile daha güçlü bir toplum seçeneğidir.

Türkiye’de kaosa karşı toplumsal barışın inşası için tüm siyasi çevrelerin, sivil toplum örgütlerinin, meslek odalarının, sendikaların, vicdan sahibi tüm bireylerin tutum alarak tarihi bir sorumluluk üstlenmeleri gerekmektedir.

Bu anlamıyla siyasi partiler başta olmak üzere tüm sivil toplum örgütlerini tartışmaya ve çözümler geliştirmeye davet ediyoruz.

Bir kez daha barışın kötüsü, savaşın iyisi olmaz diyoruz. Siyasi iktidarı ve muhalefeti çatışma ve savaş politikaları yerine barış politikalarını ortak akılla üretmeye çağırıyoruz."


Şimdi diyeceksinizki bu örgütlerin hiç biri Komünist değil, o nedenle bu BEKLENTİ neyin nesi!
Haklısınız, Liberallerin dümen suyunda giden bu hareketlerden beklenen türde açıklamalar bunlar.

Ama bizim sözümüz, bu yapıların içerisinde kendilerine Sosyalistim, Komünistim diyen yapılara yönelik.
Üstelik bu konferansa bu yapıların içerisinde, Kürt Hareketi dışında, kendini Komünist olarak Tanımlayan BİLEŞENLER DE katılmış!
Merak ediyorum bu kendini Komünist olarak tanımlayan yapılara; bu açıklamaları Komünist kimliğinizle bağdaştırabiliyormusunuz?

Ülkeyi krizden ve kaostan çıkaracak çözüm, sisteme dokunmadan tüm siyasi yapıların( düzen partilerinin içerisinde Faşist olanlarıda var) iktidar, muhalefet fark etmeksizin, Barış ve Demokrasi konusunda bir araya gelmeleriyle mi sağlanacak?

Savaşlara kimler yol açar, ya da SAVAŞLAR neden çıkar?
Kapitalizm Savaşsız yaşayabilir mi?
Kapitalizm tüm dünya üzerinden kaldırılmadan SAVAŞLAR son bulabilir mi?

Sizler, özellikle Barış ve Demokrasi konusunda, içerisinde Faşist Partilerin de yer aldığı, iktidarda ve muhalefette yer alan siyasi partilerle, nasıl bir anlayış birliği sağlayacaksınız?
Zulme ve Sömürüye karşı savaşmadan, Savaşa karşı Barışı savunamazsınız.

O nedenle doğru slogan;
SAVAŞA KARŞI BARIŞ, ZULME SÖMÜRÜYE KARŞI SAVAŞ.
veda


« Son Düzenleme: 05 Ağustos 2019, 17:49:41 Gönderen: veda »
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET