Gönderen Konu: SEÇENEK...  (Okunma sayısı 194 defa)

0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı oencel

  • İleti: 14
SEÇENEK...
« : 18 Ağustos 2019, 15:49:46 »
Seçenek…

KARANLIĞIN iktidarı ülke tarihinin en yağmacı en talancı, en yalancı ve en arsız burjuva iktidarı olduğunu tescilledi diyebiliriz.
Tüm bunları dini yedirmeler altında toplumsal tepkileri yumuşatarak dizayn edilmiş sözümona burjuva muhalefet partilerinin katkılarıyla yaptı. MHP stepne CHP din yarıştırmada, HDP “Barış Süreci” ayağına KARANLIĞIN iktidarını sağlamlaştırmada önemli bir misyon üstlendi.
31 Mart – 23 Haziran seçimleri sonrası demoralize olan KARANLIĞA erken seçim istemdiklerini sorunları çözmedi için fırsat tanıyacaklarını ve ulusal ölçekli sorunlarda KARANLIĞI destekleyeceklerini bizzat ‘Demokrasi Güçlerinin’ liderliğini yapan ana muhalefetin başı K. Kılıçdaroğlu yaptı. Burjuva muhalefetin iktidara talip olma diye bir derdinin olmadığı anlaşıldı.
Zaten talip olsa da KARANLIĞIN 17 yıllık talan ve yağmasından hesap sorma diye dertlerinin olmadığı da özellikle yerel seçimlerde yıldızı parlatılarak geleceğe hazırlatılan E. İmamoğlu’nun söylem ve uygulamalarından belli oldu.
Bırakın hesap sormayı KARANLIKLA her alanda flörte hazır olduğunu gösteren çıkışları ve atamalarıyla KARANLIĞA güven vermeye çalışmakta. Cemaat ve tarikat güzellemelerini, damat buluşmalarını, ‘Liyakatlı” KARANLIĞIN kadrolarını tutmalı davranışlarıyla saraya şirin gözükmemin her türlü yollarını arayarak, “ Ben korkulacak bir rakip değilim, hesap sorma gibi bir derdim yok bunun için bana ne olur fırsat verin, görüşelim konuşalım, halkın gazını alarak sistemin gayet normal olduğunu göstererek normalleşelim” diye feryat figan ediyor, yazılı talebi yetmiyor her bulduğu mikrofona Sarayla görüşme talebini iletiyor.
Kaz dağları, Murat dağı, Munzur Dağları, Karadeniz dağları, yaylaları, ülkenin en nadide koyları, akarsu kaynakları, meraları yerli ve yabancı sermayeye peşkeş çekilerek yağmalanıyor. Satılmadık orman vasfını yitirmiş araziler, meralar, SİT alanı içindeki koylar satışa çıkarılmış.
Emperyalist sermayeye altın, gümüş, bakır vb madenleri çıkartmaları için yüzlerce arama izni verilmiş ülkenin ormanlarının nerdeyse tamamı siyanürle maden çakrama ayağına; gelecek kuşakları dahi zehirliyecek bir ihanete imza atılmış. Dünyanın en önemli florasına sahip bin bir çeşit endemik türleri içinde barındıranKaradeniz’den  Kaz dağlarından Munzura uzanan bir ihanet yaşanırken. Muhalefetin toplumsal gazını almanın ötesinde ciddi bir çıkışının olmaması KARANLIĞIN elini rahatlatmış, yerel seçimler sonrası tedirginliği üzerinden atmış görünüyor.
KARANLIĞIN yaşamın her alanına el atmasına karşı ciddi diyebileceğimiz tepki muhalefet partilerinden değil de BAROLARDAN gelmesi, nerdeyse ülke genelindeki baroların üçte ikisininden fazlasını temsil eden önemli bir kesimin YARGITAY’ın adli yıl açılışı nedeniyle SARAYDA düzenlen toplantının yapılmasını protesto ederek açılışa katılmaması da önemli anekdotlardan biri olarak hukuk tarihinde yerini alacaktır. Aynı zamanda Barolar Birliği başkanı Turan Feyzioğlu’nun katılması ise hukukta yalakalığın özgün örneği olarak tarihte yerini alacaktır.
Çay toplama partisinden günümüze Saraylı yargının geldiği aşama ‘Yargının içine nasıl edilir’  gelecek kuşaklara özgün bir ders olarak verilebilir.
Daha önce de yazdım, KARANLIĞIN “kutsal davası” şeri devleti kurmadır.
Bunun için her yol mübahtır. Kendi tabanına bu kadar açık yapmayı, talanı, rüşveti, hırsızlığı  anlatırken tüm bunları ‘Kutsal Dava’ için yaptıklarını söyleyerek tabanlarının bırakın tepkisini onayını alıyorlar. Onlar için Atatürk Cumhuriyeti devleti müslümanlığa karşı kurulmuş küffar devletidir ve bu devletin yağmalanması ümmeti müslüman için mübahtır.
KARANLIĞI iş başına getiren emperyal güçler özellikle bu yanlarını bildikleri için yağmalamada dorun çıkarmayacağını ve ülkenin önemli bir kesiminin de buna karşı olduğunu gördükleri için KARANLIĞI iş başına getirerek; ülke önce dinsel temelde kaşınıp mezhepler kemikleştirilerek,  cemaat ve tarikatlar desteklenerek milliyet temelinde etnik yapılar kaşınarak, modern burjuva cumhuriyet görüntüsü yok edilerek, sadece siyasal olarak değil, daha önemlisi toplumu ruhsal olarakta böldüler. İktisadi olarak çökertilmiş ve ruhsal olarak bölünmüş bir ülke her anlamda dış müdahalelere açık hale getirilmiştir.
Bu gün Rusya’dan alınıp depoya paslanmaya konulan S 400’ler ile, Suriye’de Fırat’ın doğusu ve ABD ile Güvenli bölge anlaşmasını bu anlamda okumada yarar var. Ortadoğu kuşağında hala BOP yada Genişletilmiş adıyla GOP projesi ve “Eş Başkanı” iş başında dersek abartmış olmayız. Bu kuşakta İRAN ve Türkiye’nin emperyal tezgah içine alındığını ( İran gardını almış durumda ama Türkiye yukarda açıkladığım nedenle ‘Eş Başkanlık ve tezgahın içinde rol alması) buna yönelik adımların atıldığını, Suudi Arabistan, BEA, Mısır, İsrail, akdeniz ayağıyla Yunanistan bir kuşatma hareketi içinde olduğunu görmemek için kör olmak gerekir.
İşin ilginci bu ayakta Kürt kartının güçlü bir şekilde devrede olduğu ( Irak körfez savaşından bu yana güçlü) ve Türkiye ile Kürt ayağında ikisinin de dizginlerinin ABD’nin elinde olması işin traji komik yanı diyebiliriz.  Bana öyle geliyorki hala KARANLIĞIN ‘yeni osmanlı’ hayali bilinçli şekilde emperyal güçler ve onların yerli uşaklarınca KARANLIĞA pompalandığını düşünüyorum.
Tüm bunların ışığında yine daha önceki yazılarımda birkaç defa işlediğim “ KARANLIĞIN iktidarı sürdüğü sürece Türkiye’nin bu süreçten Misakı Milli sınırlarını koruyarak çıkması mümkün değil”.
Bu gün gerek İran’a karşı oluşturulan Sunni blok (bu blogun aslında adı yazılmayan ama en güçlü üyesi ve blogu oluşmasında katkısı olan İsrail’dir. ABD’nin Ortadoğu projesindeki en önemli müttefiğidir)
Üstü çizilse de bölgede KARANLIĞIN emperyalist güçlerce en kullanışlı iktidar olduğu görüldüğü için bilinçli olarak iktidarda tutuluyorlar düşüncesindeyim. Bu konuda yedekte tutulan KARANLIĞIN “Ilımlısı”  da muhalefet olarak, danışıklı olarak erken seçim istemediklerini dillendiriyorlar gibime geliyor.
Bir halk deyimi var “ Kopeksiz köyde değneksiz gezmek” KARANLIĞIN durumu da böyle, karşısında ciddi bir muhalefet yok. Meclis dışı sol yani sosyalist kesim ise etkisiz. Zaten önemli bir kesimi ‘demokrasi güçleri’ adı altında düzenin kurucu partisinin ipine sarılmış, geriye kalan komünist sosyalist güçlerin örgütsel yetersizliği ve dağınıklığı KARANLIĞIN işini kolaylaştırmaktadır.
Dünya kapitalizminin en sancılı döneminde, emperyalist güçler dağılımındaki oynaklıklar, ABD’nin dünya jandarmalığında güç kaybı yaşadığı ve yeni güç arayışı ve dizilimi sancılarının sürdüğü bu dönemde sosyalist bir iktidarı önüne koyan tüm siyasi yapıların tartışma ortamını yok etmeden ama bir birlerinin olumlu yanlarını öne çıkararak; ortaklaşılan yanları çoğaltarak KARANLIĞIN iktidarıyla birlikte  burjuva devlet yapısını hedefe koyan ve emekçilerin iktidarını yani sosyalizmi savunan bir anlayışta buluşarak, birleşik bir güç yaratılarak emekçi halkımıza burjuva demokrasisi dışında bir seçeneği göstermeliyiz.
Son söz olarak:
Seçeneksiz bırakılan toplumlar KARANLIĞIN farklı tonlarına mahkum olurlar.
18082019
Ramazan Öncel