Gönderen Konu: 10 EYLÜL 1920, TKP'NİN KURULUŞUNUN 99 YILDÖNÜMÜ!  (Okunma sayısı 233 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3190
10 Eylül 1920, TKP nin 99   Kuruluş Yıldönümü.
O dönemden bu yana yaklaşık bir asıra yakın zaman geçti ve bu süreçte TKP ateşi de, ihaneti de, hem dıştan hem içten yaşadı.
TKP nin tarihi, bu ülkenin sol hareketinin de tarihidir aslında.

Mustafa Suphi ve yoldaşları 1920 nin 10 Eylülün de TKP yi kurarken, çağ açmış çağ kapatmış, ilk defa  işçi sınıfının da iktidar olacağını  dosta, düşmana göstermiş 1917 Ekim Devrimi’nin tüm komünistlerde yarattığı çoşku ile, benzer bir Devrimi gerçekleştirmek hedefi taşıyorlardı.
Onun için ülkeye gelerek, Milli Mücadeleye katılarak, bu mücadeleden Devrimci Vazife çıkartmak amacını  güttüler.

Bu amacın farkına varan Kemalist Burjuvazi, Rusyada ki durumun yaşanmaması için, Mustafa Suphi ve yoldaşlarını Mustafa Kemal’in emriyle, tetikçisi Topal Osman ve arkadaşlarına Karadenizde boğdurttu!

Mustafa Suphi ve yoldaşları için, tıpkı Rusyada ki Devrim gibi Türkiyede ki Devrim de, Dünya Devriminin bir parçasıydı!
TKP Umumi Nizamnamesinin 1 ci Maddesi bunu açıkca göstermektedir.

1-   Bütün insanlığa zenginlik ve mutluluk temin edecek olan dünya devriminin, Türkiye’de bir an evvel gerçekleşmesini temin ve sosyalizmi tesis için Türkiye’de bir
Komünist, yani Bolşevik partisi oluşturulmuştur. TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ UMUMİ NİZAMNAMESİ * Ankara, Haziran


"Coğrafi konusundan dolayı, Türkiye daima Asya ve Avrupa arasında bir bağ oluşturmuş ve kapitalizmin dolaysız baskısı altında ezilmiştir.
Bütün bunlar bizlere dünya devriminin gelecek safhasında Türk proletaryasının önemli bir yer işgal edeceğini gösteriyor.
Eminiz ki Türk proletaryası dünya sosyal devrimine dayanak olmak ve onu ilerletmek için bütün gücünü kullanacaktır. "


“Ama elçilik Müslüman doğu dünyasını ikiyüzlü sorularıyla aldatmak isteyince biz, Türk komünistleri ;dünyanın vatanımız, insanlığın da milletimiz olduğunu büyük bir ciddiyetle bildirdik. "(Mustafa Suphi'nin 1. Komintern Kongresi'ndeki konuşmasından. Konuşma metni "İzvestia B. Ts. I. K." No. 51, 6 Mart 1919 nüsnasında "Türkiye ve Doğudan Ne Beklenebilir" başlığı altında yayınlanmıştır. (aktaran Tunçay, M., Türkiye'de Sol Akımlar-I (1908-1925), "Türkiye'de Sol Akımlar (1908-1925) Belgeler", BDS Yayınları, İstanbul: 2000, s. 267)”

İşte Mustafa Suphi bugün kendini KOMÜNİST olarak tanımlayan çoğu kişinin, siyasal oluşumun söyleyemediğini, ENTERNASYONALİZME sıkı sıkıya bağlı bir KOMÜNİST olarak haykırıyordu!

VATANIM RUY-İ ZEMİN, MİLLETİM NEV-İ BEŞER


Görüldüğü gibi Mustafa Suphi ve yoldaşları kurtuluşu,  hiçbir zaman ülke içi ile sınırlı görmemiş, o dönemin tüm Bolşevikleri gibi Dünya Devrimine olan bağlılıklarını her zaman dile getirmişlerdir.
Ne yazık ki bugün, biz TKP nin mirascısıyız diyenlerden, devamıyız diyenlerden bunları işitmek olası değildir.

Yaklaşık bir asır öncesinden Enternasyonalizme vurgu yapan bu söylemler ne yazık ki bugün kendini Komünist olarak niteleyen partilerce unutulmuş ya da unutturulmuş,  İşçi Sınıfının kendi ÖZ DEĞERİ Enternasyonalizmin yerine vatan, yurt, bayrak gibi işçi sınıfının bilincini bulandırıcı, Burjuvazinin ideolojik cephaneliğinden aşırma Burjuva Değerler ön plana çıkartılmıştır.

Ardında kimsenin, cinsel, dinsel ve etnik kimliğinin sorulmadığı, işçi sınıfının asıl bayrağı Kızıl Bayrak yerine, çok renkli Bayraklar icat edilmiş, kimileride Kızıl Bayrak yerine , Burjuvaziyi Temsil eden Ülke Bayrağını, yerden kaldırıyoruz aldatmacasıyla SAHİPLENMİŞTİR.

Sadece bu kadarmı, bugün bile yine kendini Komünist olarak ilan eden siyasi oluşumların cesaret edemedikleri daha doğrusu Devletten icazetli oldukları için program ve tüzüklerine koyamadıkları iki madde o günün Mustafa Suphi’nin kurucusu olduğu TKP nin tüzüğünde yer alıyordu!

"TKP tüzüğü :
4- Türkiye Bolşevikleri köy, nahiye, kaza, sancak ve merkez şuraları aracılığı ile toplum hayatında gerçek bir halk cumhuriyeti hükümetini oluşturmak ve sosyalizmi yerleştirinceye kadar çalışan yoksullardan oluşan bu şuraların diktatörlüğünü öngörür.

15- Türkiye Komünistleri milletlerin özgür gelişmesini tanır ve her milletin kendi kaderini tayin hakkını o millete verir.
Türkiye Komünist Partisi Merkez-i Umumisi"
("T.K.P. Türk işçi ve köylülerini İttihatçıların 'hain sosyalistlerin' etkisinden kurtarmaya çalışacağı gibi, Türkiye’de yaşayan Yunan, Ermeni, Kürt milletlerinin ezilmiş sınıflarını da, 'Daşnak' veya 'Bedirhan' teşkilatlarından ayırarak, aynı çıkar ve amaçlar adına onları tek bir sınıf halinde birleştirip hem dahili tufeylilere, hem de harici kuvvetlere karşı savaşıma yöneltmekle yükümlüdür.") ( Mustafa Suphi)


Bugün Mustafa Suphi’nin kurduğu TKP den bahsetmek, yukarda saydığımız özellikler bağlamın da ne yazık ki mümkün değildir.
Kendini TKP olarak gören partilerin bir kısmı, yüreklerini Mustafa Suphi’nin katline ferman verenlere açtıkları için, ellerinde bayrak ulusalcı sulara yelken açarken, Enternasyonalist olmayı siyasetinin temeline oturtan Mustafa Suphi’nin TKP sinin yanına bile yanaşamazlar.

Kendini Mustafa Suphi’nin TKP sinin devamı ya da mirascısı olarak gören ve kendini Komünist olarak tanımlayan partilere baktığımızda, bugün sınıf hareketinin yerlerde sürünmesi, işçi sınıfının bir avuç sendika bürokratının elinde ser sefil edilmesi, en önemlisi de bunca olumsuz gidişat karşısında, işçi sınıfından ses çıkmaması, üretimden gelen gücünü ortaya koyamaması, bizlere bu partilerin aslında bu ismi hak etmediklerini gösteriyor.

TKP kimsenin babasının tapulu malı değildir.
Öyle, Burjuvaziden İCAZET alarak, Kürt hareketinin KUYRUĞUNA takılarak ya da Tarikatlar gibi birilerinden EL alarak ben Komünist Partiyim demek olmuyor!

Önümüzde akıp giden bizleri etkileyen yaşama, başta işçi sınıfı olmak üzeri yığınları örgütleyerek müdahil olma becerisi gösteremeyen siyasi oluşumların, kendilerini Komünist Parti ilan etmeleri, kendilerini tatmin etmekten, küçük dükkancıklarında mutlu ve mesut yaşamaktan başka bir işe yaramaz.
veda


« Son Düzenleme: 09 Eylül 2019, 17:08:17 Gönderen: veda »
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET