Gönderen Konu: 12 EYLÜL FAŞİZMİNİ UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ!  (Okunma sayısı 123 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3187
12 Eylül; Sermaye'nin geldiği bu evreye uygun olarak, işçi ve emekçiler üzerinde uygulamaya sokulan, gelinen bu evrenin gerektirdiği siyasi üst yapıdaki değişimlerin toplamı, FAŞİST BİR DİKTATÖRLÜKTÜR.

Sermaye gelişim ve birikim evrelerinde farklı egemenlik biçimlerine gereksinim duyar.
Bu nedenle de bir Egemenlik Aracı olan  Devletin, bu gelişim evresine uygun yeniden yapılandırılması gerekir.

İşte 12 Eylülün temeli, bu gerçek üzerinde konuşlandırılmıştır.
24 Ocak kararları adı altında, ülke ekonomisi dışa açılarak, Emperyalist-Kapitalist sisteme tam anlamıyla entegrasyon sağlanmıştır.

Sermayenin bu evreleri sorunsuz aşabilmesi, onun ülkedeki işçi ve emekçiler üzerindeki tahakkümünün derecesine bağlıdır.
Ancak o dönemde bu kararların hayata geçirilmesi için, ülkenin içersinde bulunduğu  koşulların, sınıfsal güç dengelerinin bu duruma uygun olması gerekir.

O dönemde ülkede güçlü bir sınıf hareketi, bu hareketi yöneten ve yönlendiren, MESS lere, DGM lere geri adım attıran, 1 Mayıslarda yüz binleri alanlara dökebilen bir Komünist Parti vardı.
Bu koşullarda Sermayenin yeni bir evreye geçebilmesi ve kendini yeniden üretebilmesi için bu gücü kırması gerekirdi!

Bunun yoluda her tür demokratik ve sosyal hakların yasaklandığı, en ufak bir hak ve özgürlük arayışının baskı ve zorla engellendiği Faşizme bir egemenlik biçimi olarak başvurmaktı!

12 Eylül Döneminde Tüm sendikalar, işçi örgütleri, işçi dernekleri, demokratik kitle örgütleri kapatılmış.
Ülkede ne kadar solum diyen insan varsa toplanmış ve zindanlara tıkılmış, ağır işkencelerden geçirilmişti.

Kürtler üzerinde ağır bir baskı ve zulüm politikası uygulanmış.
Amed zindanlarında yaşananlar belkide bugüne değin yaşananların kat kat üzerinde  bir zulüm olmuştu.

Bu gelişmelerin diğer bir yüzüne baktığımızda, 12 Eylül öncesinin sınıf hareketi bağlamında yükselen ve insanlara umut veren halini, 12 Eylül sonrası görmek ne yazık ki olası değildi.
13 Eylül sonrası sokaklar bomboştu!

Biraz önce övgüyle bahsettiğimiz, sınıf hareketini çekip, çeviren parti ne yazık ki, aylar öncesinden geliyorum diyen Faşist Diktatörlüğe karşı, sınıf hareketini bir direniş için hazırlayamadı.

Yaklaşık iki yıl bir türlü bu FAŞİST DİKTATÖRLÜĞÜN adını koyamadı, tanımını yapamadı.
Burada en büyük hata, parti üst yönetiminin, dahada önemlisi parti yönetimine emir eri muamalesi yapan, ona her dediğini yaptıran SBKP revizyonist kliğinindi.
Barış İçersinde Bir Arada Yaşama Yaşama İlkesi çerçevesinde , TKP nin de elini kolunu  bağlamışlardı.

Bu işçi sınıfına ve emekçi halka ve bu  karanlık dönemde yaşamlarını yitiren, işkencelerde sakat kalan insanlara karşı işlenmiş  büyük bir vebaldi.
Bugün ortaya çıkarak biz 80 öncesi TKP nin devamıyız diyenlerin öncelikle bu veballe açık açık yüzleşmeleri, neden 13 EYLÜL GÜNÜ sokaklar bomboştu sorusuna yanıt aramaları gerekmektedir.

Tabi ki bu vebalin uluslar arası işçi sınıfı hareketine ihanet içersinde olan dış mihrakları da vardı!
Barış İçersinde Bir Arada Yaşayacağız diyerek TKP yi Faşizme karşı mücadeleden men eden, CHP nin kuyruğuna takan SBKP bu vebalden ayrı görülebilir mi?

İnsanlar 12 Eylül sürecinde işkencelerde sakat kalırken, canlarını yitirirken, yaşları büyütülerek dar ağaçlarına gönderilirken, Faşist Cuntanın Başı Kenan Evren’e  ONUR MADALYASI veren  ONURSUZ  Bulgaristan Komünist Partisi Genel Sekreteri ve Devlet Başkanı Todor Jivkov bu vebalden muaf olabilir mi?

Geçmişe yönelik sağlıklı bir değerlendirme ve bunun sonucu bir ÖZELEŞTİRİ vermeden, bugünü ve yarını anlamak olası değildir.
Bu Özeleştiri verilmeden yapılacak 12 Eylül Değerlendirmelerinin hiç bir anlamı yoktur.

Tüm bunlardan biz Komünistler bugün için dersler çıkarmalı, bu yaşananlardan çıkarttığımız politik sonuçlar doğrultusunda yeniden örgütlenmeliyiz.
Kapitalizm var olduğu sürece, Faşizm hep tehlike olarak bizim için var olacaktır.

Önemli olan buna karşı zamanında müdahale edebilen, yığınları bu tehlikeye karşı hep uyanık tutan ve yığınların Faşizme karşı direnişini örgütleyebilen bir örgütlülüğü hayata geçirebilmektir.
veda
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET