Gönderen Konu: FAŞİZM, BURJUVA DEMOKRASİSİ İKİLEMİ ÜZERİNE!  (Okunma sayısı 262 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3352
Marks 18 Brumaire de şöyle der;

"Bütün ölmüş kuşakların geleneği, yaşayanların beyinlerine bir kâbus gibi çöker.....!

".......İnsanlar, kendilerini ve şeyleri devrimcileştirdikleri, önceden hiç görülmedik yepyeni bir şey yaratmakla uğraştıkları zamanlarda, tam da devrimci kriz dönemlerinde, geçmişin ruhlarını ürpertiyle canlandırıp kendi hizmetlerine alırlar. Geçmişin ruhlarından isimler, savaş sloganları ve elbiseler ödünç alırlar. Tarihin yeni sahnesinde o saygıdeğer kılıklara bürünerek, o ödünç alınmış dille konuşurlar. Aynen Luther'in havari Paul'ün maskesini takması gibi. 1789-1814 devriminin önce Roma Cumhuriyeti, sonra Roma İmparatorluğu kılığına girmesi gibi. 1848 devriminin ise kâh 1789'un, kâh 1793-1795'in devrimci geleneğinin gülünç bir taklidi olmaktan
öteye gidememesi gibi. İşte böyle, yeni bir dili öğrenmeye başlayan kişi, onu hep kendi anadiline çevirir durur. Eski dili hatırlamaksızın yeni dille işini gördüğü zaman, yeni dili kullanırken kendi anadilini unuttuğu zaman, işte ancak o zaman yeni dilin ruhunu özümsemiş olur..."


Artık bizim de eskinin dilini unutarak bugünü açıklayacak yeni dilin ruhunu özümsememiz gerekiyor.
Faşizm mi, Burjuva Demokrasisi mi gibi aslında birbirinden çok farklı olmayan, her ikisinin de özünün burjuva diktatörlüğü olduğu iki olguyu birbirine karşıymış gibi gösterip tartışmayı bu sınırlara hapsetmeyelim.

Emperyalizm çağı Siyasi Gericilik çağıdır.
Bu Siyasi Gericilik çağında Burjuvazinin egemenlik sınırları toplum ve birey üzerinde çok daha derinleşmiş ve genişlemiştir.

Teknolojinin sağladığı olanaklar sayesinde bu egemenlik artık hayatımızın her alanına girilmiştir.
Öyleki Kapitalizm'in tarihsel sınırlarına gelip dayandığı, Burjuvazinin de sonu yaklaştığı için daha bir saldırganlaştığı günümüzde, özü Burjuva Diktatörlüğü olan, Burjuva Devlet Biçimleri arasındaki çizgilerde iyicene silikleşmiştir.

Bunun adının şu veya bu olması ortadaki bu gerçeği değiştirmez.
Hep bünyede varlığını sürdüren Faşizm öyle birden bire ortaya çıkmaz ve birden bire de ortadan kalkmaz.

Faşizm için başlangıç ve bitim tarihi veremezsiniz,çünkü o Burjuvazinin yönetim sürecinde yer almış ve diğer egemenlik biçimleri ile iç içe geçmiştir, onlarla arasında keskin hatlarla çizilmiş bir sınır yoktur.
Ne kadar süreceği, o ülkedeki ve dış dünyadaki dinamiklere, sınıflar arasındaki güç dengesine ve onu ortaya çıkarak koşulların ortadan kalkma sürecine bağlıdır.

Somut bir örnek verirsek; 12 Eylül Faşist bir diktatörlüktür.
Sermayenin uluslararası entegrasyonu için, yeni bir birikim evresine geçmek için alt yapıdaki değişimlerin bir aksamaya uğramadan bir engelle karşılaşmadan sağlanması için, Burjuvazinin o dönem başvurduğu devlet biçimidir.

Burjuvazi bu değişimi o dönem ülkede gerçekten güçlü olan bir sınıf hareketi, bir toplumsal hareketin varlığı koşulları altında gerçekleştiremezdi.
Ancak bu sınıf hareketi bu toplumsal hareket bir şekilde bastırılırsa bu değişimler gerçekleşebilirdi, nihayetinde de bunlar bastırılarak  bu değişimler Faşizm altında gerçekleştirildi.

Konuya dönersek; Kapitalizm'in tarihsel sınırlarına gelip dayandığı bu evrede başvuracağı egemenlik biçimler bundan böyle daha baskıcı, daha totaliter egemenlik biçimleri olacaktır.
Bundan böyle Kapitalizm'in "refah" döneminin egemenlik biçimi olan Burjuva Demokrasisine dönüş olanaksızlaşmıştır.

O nedenle, bu sınıfsal bağlamından kopartılmış, içi boş  Demokrasi sevdasından vazgeçmemiz, yeniden bu soygun ve talan düzenini onların başına yıkacak Devrimci mücadeleye tüm gücümüzle asılmamız gerekmektedir.
VEDA
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET