Gönderen Konu: TOPLUMSAL PROLETARYA ÜZERİNE BİR KEZ DAHA!  (Okunma sayısı 107 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3218
TOPLUMSAL PROLETARYA ÜZERİNE BİR KEZ DAHA!
« : 01 Ekim 2019, 13:57:15 »
Reel Sosyalizm'in çöküşünden sonra Egemenler, mal bulmuş mağribi gibi, ideolojik olarak tüm güçleriyle Sosyalizme saldırmaya başladılar.
Tabi bunu yaparken onların en büyük destekçileri, sol içerisindeki TRUVA ATLARI oldu.

Önce solu bin bir parçaya bölerken, ardından işçi sınıfını da insanların bilinçlerini bulandıracak uydurma kavramlar icat ederek, onları  farklı kategorilere ayırarak bölme yoluna gittiler.

Tabi ki Marks döneminin İşçi Sınıfı ile bugünün İşçi Sınıfı biribirinden farklıdır.
Marks döneminin Sanayi İşçisinin yanına bugün farklı sektörlerde hizmet eden Emekçiler eklenmiştir.

Ancak Hizmet Sektöründe çalışanla, Sanayide çalışan  arasında, üretim araçlarına sahip olma anlamında, kendi geçim araçlarını üretebilmek için emeğini satmak anlamında ve Sermayedarın bunlar üzerinden Sermayesini büyütmesi anlamında son olarakta tüm emekçilerin asıl ortak yanları olan GÜVENCEDEN YOKSUN olmaları anlamında bir fark yoktur.

O zaman bunları böleceğimize, bunları biribirine karşıtmış gibi göstereceğimize yapmamız gereken bunları bir araya getirecek, bunlar arası örgütlü birliği sağlayacak kavramlar üretmeliyiz.
Toplumsal Proletarya gibi!

Üretim Araçlarına sahip olmayan, yaşayabilmek için emeğini pazarlamak zorunda kalan ve Sermayenin büyümesine emeği ile katkıda bulunan herkes TOPLUMSAL PROLETARYADIR.

Bir kez daha yineliyelim; Sermayeyi var eden ÜCRETLİ EMEKTİR.
Bu bağlamda baktığımızda Hizmet Emeği ile Sanayi Emeği arasında fark yoktur.
Beyaz yakalı, Mavi yakalı hiç fark etmez.

Bu soygun ve talan düzeninde her ikiside Güvenceden yoksundur.
Her ikisinin de geleceği Patronun iki dudağı arasındadır.
Her ikiside işsizler ordusunun potansiyel elemanıdır.

Marks döneminden bu yana kapsamı genişleyen Proletarya, yeni katılımlarla her zamankinden daha fazla ÖZNE konumundadır.
Özellikle Kapitalizm'in geldiği bu evrede, işçi sınıfının kapsamının genişlemesi, toplumsal olanla, sınıfsal olanı bütünleştirmiş, bu durum toplumsal hareketlilikte işçi sınıfının ÖZNE konumunu iyicene pekiştirmiştir.

İşçi Sınıfının Devrimde ÖZNE olmasını yadsıyanlar, Elveda Proletaryacılar, Sınıf Kaçkınları, uydurma kavramlar altında, işçi sınıfının yerine başka "devrimci"dinamikleri ortaya sürerek, Egemenlerin hizmetinde olduklarını niyete bağımlı ya da bağımsız bizlere göstermektedirler.
veda
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET