Gönderen Konu: KOMPLO TEORİSİ...  (Okunma sayısı 234 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı oencel

  • İleti: 18
KOMPLO TEORİSİ...
« : 05 Ekim 2019, 14:02:55 »
Komplo Teorisi…

Karşımızda çökmüş bir ülkenin KARANLIK iktidarı var. Çöküş yeni değil, uzun bir süreci kapsıyor. Cumhuriyete ihanetle birlikte gelinen bir süreç. Kurucu unsurların ihaneti. Devletin Sivil ve askeri ayakları solu budayarak, yetmediğinde yok edici faşist darbelerle bu güne geldi. Çöküşte, temelleri iyice zayıflatılan ülkeye son darbeyi vurmak için yıkım ekibi olarak dinci KARANLIĞA teslim etti ülkeyi. Yıkım ekibi görevini başarıyla yerine getirdi. Cumhuriyeti yıktılar, yerine ise şeri devletlerini kurma aşamasında emin adımlarla devam ediyorlar. Mahalli seçimlerdeki yenilgi sonrası dahi en ufak duraksama göstermeden Milli Eğitim, dinci vakıflar, tarikat ve cemaatlerle son sürat dini afyon niyetine yedirmeye devam ediyorlar.
Komplo teorisi gibi olacak ama bu iktidar emperyalist güçler tarafından işbaşına getirerek bilinçli ayakta tutuluyor. Çünkü bir ülkeyi yıkmanın en kolay yolu o ülkenin stratejik kalelerini içerden ele geçirmektir. KARANLIK tamda bunu yapıyor. Ülke her anlamda bölünmüş durumda, karanlığın ikna edemediği önemli bir toplumsal kesit KARANLIĞIN dayatmalarına direniyor. ekonomi çökmüş durumda. Dış temsilcilikler Makara Bakaraya dönmüş, bürokrasi tamamen dinci güruhun elinde oyuncak. Artık Liyakat falan hak getire. Damatlara özel KHK kıyakları ile geçen bir ülke yönetimi…
İstanbul’da deprem olmasa toplanma alanlarının nasıl peşkeş çekildiği gündeme gelmeyecekti. İstanbul Belediye başkanı devre dışı bırakılması örneği bile bu ülkedeki KARANLIĞIN ülkeyi ruhsal olarak böldüğünün hıyanetini göstermesi açısından yeterlidir sanırım.
KARANLIĞIN tüm çıkışları, tüm adımları ülkeyi yıkıma yönelik olduğunu görürsünüz.
Yine bir komplo teorisi daha atayım ortaya. Bu yıkım ekibini ayakta tutarak son vuruşlara hazırlıyor emperyalizm. Türkiye Suriye’ye sokularak, SDG>YPG ile çatıştırılarak olası bir yenilgi ya da başarısızlık sonucu ABD güdümlü GOP projesinin önünü açacak petrol ve gazı basradan akdenize uzanan bir koridorla ve bekçiliğine de İsrail’in yedeğinde Kürt devleti yaratarak  ve ülke içinde çıkacak karışıklarla bölünmeyi de içerebilecek kaotik bir ortam yaratmayı amaçlıyor gibi.
Bakın Türkiye eski güçte bir ülke değil artık, ulusal birlik yok edilmiş, TSK 15 Temmuz süreci sonrası gerek psikolojik olarak ve gerekse Fiziki anlamda moral üstünlüğü yitirmiş durumda. Orduda lakayt bir davranış biçimi bilinçli bir şekilde yediriliyor. Hatırlayın Savunma bakanı Hulusi Akar ile Suriye sınırında askerlerle çekilen fotoğrafı, daha dün emekli Tüm Amiral Soner Polat’ın cenazesindeki merasim bölüğünün yürüyüşündeki lakaytlığı..
Karşısında ise 1990’ların ortasından beri özel eğitimden geçirilmiş 60 bine yakın ve son derece modern silahlarla donatılmış Özel ORDU formatında silahlı bir güç var. Bu güce binlerce TIRLARLA silahlar gelmiş, zırhlılardan uçak, tank savar füzelere varan ağır silahlarla eğitilerek donatılmış.
Son ABD’den gelen açıklama bana Saddam’ın Kuveyt’i işgali öncesi ABD açıklamasını aklıma getirdi. Yani diyorki: Türkiye Suriye’ye girmek için (Fırat’ın Doğusuna)hazırlıklar yapıyor biz bir Nato ülkeleriyiz, Türkiye girerse biz çekiliriz!.. yani ‘GİR’ diyor anlamı bu. ABD yıllarca besleyip eğitip donattığı bu gücü öylesine TÜRKİYE önüne atar mı sizce? Ya da hazırladığı güce güveniyor olmasın?
Böylesi bir macerada karizması çizilen bir ülke bu süreçten bütünlüklü çıkabilir mi?
“Komplo Teorisi” diyorum da günümüzde komplo teorilerinin normalleştiği, “NORMALİN” komplo teorisine dönüştüğü bulanık bir dönemden geçiyoruz.
KARANLIĞIN yıkım ekibi ise her yolu mübahlaştıracak bir cahil cesaretiyle KABALIĞI, HOYRALIĞI, ÇİRKİNLİĞİ YALANCILIĞI normalleştirerek siyaset dilini orta doğu arabi toplumlar özgünlüğünde sunuyor.
Toplumda önemli bir refleks oluşmaya başladı, KARANLIĞIN dayatmalarına ek olarak  ekonomik çöküş, her gün arkası kesilmeyen zamlar ve damat atamalı tek haneye düşen TÜİK’in enflasyon açıklamaları toplumdaki KARANLIĞA karşı biriken öfkeyi, hıncı daha da artırıyor.
KARANLIĞIN ortasında UMUT bize göz kırpıyor aslında ve biriken toplumsal öfkeyi devrimci kanallara akıtacak ve KARANLIĞA karşı toplumsal başkaldırıyı örgütleyecek olanaklar sunuyor. Bu durumu en iyi sermaye ve onun burjuva muhalefeti de biliyor ve toplumsal öfkeyi ışıltılı ambalaj içerisinde sarmalayarak “demokrasi güçleri” söylemiyle solun bir kısmımı da yanına çekerek toplumsal enerjiyi boşa deşarj etme hazırlığında.
RTE’siz bir geçişe toplumu razı etme. KARANLIĞIN tonundaki koyuluğu biraz açarak burjuva devlet aygıtını güvene alma.
Komünistler, sosyalistler bu oyunu bozacak bir alternatifi yaratmak zorundalar.
Bakın şu günlerde sözüm ona YARGIDA REFORM paketi meclise geliyor. Oysa bu paketin konuşulduğu günlerde Selahattin Demirtaş’ın yattığı günler de hesaba katılarak tahliyesi gündeme geldiği anda KARANLIĞIN savcısı devreye girmesiyle aynı saatlerde devreye sokulan bir suç duyurusuyla tahliyesi engellenmiş ve KARANLIĞIN açıklamalarıyla “sonuna kadar takip edileceği” beyanatıyla ebedi içerde tutulacağının sinyalleri verilmiştir. Yani dünyanın en ileri yargı paketini de getirseniz cezai yaptırımları muhalefete, olumlu yaptırımları ise KARANLIĞA işleyecektir. Toptan bir ülke tek adama teslim edildiği koşullarda hiçbir reformun toplum yararına olması olanaklı değildir.
Bırakın reform paketlerini getirdiğiniz MECLİS dahi artık meşru yetkileri olan bir meclis değildir. KARANLIĞIN haksızlığı kadar o mecliste kalarak halkın cebinden hiçbir ilkesi olmadan maaşlar alıp keyif çatmak da ayrı bir ahlaksızlıktır ve KARANLIĞIN meşrulaştırmasıdan başka bir işlevi yoktur.
Son söz olarak bu ülkenin gerçek kurucu unsurları Türk ve Kürt halkları olarak  onların sınıfsal temelde birleşik emekçiler iktidarını kuracak iradi bir birleşik aracının yaratılması gerekmektedir. Burjuva çözümlere karşı meclis dışı solun ortaklaştığı ortak kurtuluş yolu acilen halklarımıza sunulmalıdır.
05102019
Ramazan Öncel